 |
|
ÇOCUKLUK ŞİZOFRENİSİ (ERKEN BAŞLANGIÇLI
ŞİZOFRENİ)
Kişinin, gerçeklikle alakasını koparan
akıl hastalıklarına psikoz
denilmektedir. Şizofreni ise, bireyin
dış dünyayla ilişkilerinin koptuğu, içe
kapandığı, gerçeklik algısının
bozulduğu, kendine ait bir dünyada
yaşadığı, duygu ve davranış
bozukluklarının görüldüğü bir psikozdur.
Sebebi tam olarak bilinmemektedir.Ancak
biyokimyasal etkenler önemlidir.Ailede
şizofren olması bir risk faktörüdür. |
|
Eğer kişi de biyolojik bir yatkınlık varsa çevresel etkenler
şizofreninin ortaya çıkmasını tetikler. Bu hastalık toplumun
yaklaşık %1’inde görülmektedir. Şizofreni her toplumda
görülebilir ve ülkemizde de yaklaşık 600 bin şizofreni
hastası vardır. Kadın ve erkeklerde görülme sıklığı aynıdır
ancak kadınlarda başlangıç yaşı daha geç olur. Kadınlarda
30, erkeklerde 20 yaş civarında başlar.
Şizofreni çocuklarda çok sık görülmemektedir. Kız ve erkek
çocuklarda görülme oranı aynıdır. Önceleri yaşamın ilk
yıllarında anne-bebek ilişkisindeki bozuklukların
şizofreninin oluşumunda etkili olduğu düşünülmekteydi.Ancak
sadece annenin etkili olduğunu düşünmek hatalı olabilir.
Bebek doğuştan genetik bir yatkınlığa sahipse anneyle olan
ilişkideki problem sadece bir tetikleyici olabilir.5
yaşından önce nadiren görülür ve genellikle ilk belirtiler
ergenlik dönemi sonunda ortaya çıkar. Çocukluk şizofrenisi
otizm ile karıştırılabilir. Ancak otizm belirtileri 3
yaşından önce ortaya çıkar, şizofreni ise 5 yaşın üstünde
görülür.
Çocuklarda ve ergenlerde de yetişkinlerdeki belirtiler
görülür. Hastalığın belirtileri şöyle sıralanabilir:
·
Halüsinasyon (varsanı) ve ilüzyonlar (yanılsama) görülür.
Halüsinasyon aslında olmayan sesler duymak, görüntüler
görmek(hayaller) gibi durumları ifade eden idrak
bozukluğudur. İşitsel halüsinasyonlar daha fazla
görülür.Mesela birilerinin sürekli kendisine hakaret
ettiğini söyler. İlüzyon ise varolan bir uyarıcıyı yanlış
algılamadır. Örneğin yerdeki bir ipi yılan zannetmek gibi.
Sağlıklı insanlar da ilüzyon görebilir ancak şizofrenlerdeki
ilüzyonlar korkutucu ve tuhaftır.
·
Sanrı
adı verilen ve gerçekle ilişkisi olamayan ancak mantıklı
açıklamalarla da değiştirilemeyen düşünceler. Şizofrenide
görülen sanrılar şunlardır:
-Düşünce
okunması: Kişi, çevresindekilerin kendi düşüncelerini
okuduğunu ya da kendisinin çevresindeki insanların
düşüncelerini okuyabildiğini söyler.
-Düşünce
sokulması: Birilerinin onun kafasına çeşitli düşünceler
soktuğu ve davranışlarını kontrol etmeye çalıştığını
düşünür.
-Alınma
sanrıları: Birilerinin sürekli kendisiyle ilgili konuştuğu
ya da onu gözlediklerini düşünür.
-Büyüklük sanrıları: Kendisini toplum içinde çok önemli
birisi olarak algılar.
-Erotomanik
sanrılar: Tanımadığı insanların kendisine aşık olduğu ve
cinsel şeyler söylediğini düşünür
·
Duyguların iki zıt yönde beraber gelişmesi (ambivalans)
görülür. Sevmek-nefret etmek, istemek-istememek gibi.
·
Konuşmada dağınıklık ve tuhaflıklar ortaya çıkar ve
anlaşılmaz hale gelebilir.
·
Dış
dünyanın gerçeklerinden uzaklaşma görülür.
·
Soyut
düşünce bozulmaya başlar. Örneğin sayı sayamaz.
·
Garip
pozisyonlarda hiç hareket etmeden uzun süre sessiz
durabilirler.
·
Dikkat
toplama , problem çözme, plan yapma gibi yetilerde
yetersizlik görülür.
·
Tepkisizlik ve duygularda azalma ortaya çıkar.
·
Garip
yüz ifadeleri, tekrarlayan hareketler ve saldırganlık
görülebilir. Ancak şizofrenlerde saldırganlık çok sık
görülen bir belirti değildir.
 |
|
Başlama yaşı ne kadar erkense belirtiler
o kadar davranış bozukluğu şeklini alır;
tükürme, küfretme, kendi kedine
mırıldanma, gülme gibi.
Şizofreni tanısı konulabilmesi için bu
belirtilerin tamamının bir arada olması
gerekmez. Kişi 6 aydan uzun bir süre
psikoz belirtileri gösteriyorsa şizofren
tanısı konulabilir. |
|
Gösterilen davranış bozukluklarına göre şizofreni 5 ayrı
tipte incelenir:
1.
Paranoid
Tip: Kuşku ve suçlayıcılık içeren düşünceleri ve
halüsinasyonlar vardır. Normal insanlardan zor ayırt
edilirler çünkü hezeyanları ile ilgili davranışlar dışında
çok fazla garip davranışları yoktur. Garip konuşmalar
görülmez.
2.
Katatonik Tip: Uzunca bir süre belli bir pozisyonda heykel
gibi durabilirler. Bazen de aşırı hareketli olabilir ve bu
durumlarda çevrelerine zarar verebilirler.
3.
Dağınık
(Desorganize) Tip: Dış dünyayla bağlantı kesilmiş ve kişi
içe kapanmıştır. Öz bakım becerilerinde problem yaşanmaya
başlar, bu beceriler yerine getirilemez. Duygular sık sık
değişebilir, saçma davranış ve konuşmalar görülür. Donuk bir
yüz ifadeleri ve bulundukları durumla ilgisiz duygulanımları
vardır. Örneğin çok üzücü bir durumda neşeli görünebilirler.
4.
Ayrışmamış (Farklılaşmamış) Tip: Tanı konulma sürecinde
yukarıdaki alt tiplerin belirtilerinin tümü görülebilir
ancak hiç biri tam olarak ayırt edilemez. Zamanla belirtiler
bu üç tipten birine yakınlaşır.
5.
Rezidüel
Tip: Davranış bozuklukları çok belirgin değildir ve genelde
duygulanımla ilgili davranış bozuklukları vardır.
Hastalığın belirtilerinin çok yoğun olarak görüldüğü
alevlenme dönemlerinde kişi günlük işlerini yürütemez hale
gelebilir. Öz bakım becerilerinde azalmalar ortaya çıkar.
Örneğin banyo dahi yapmak istemezler.
|
Ergenlik döneminde şizofreninin başlangıç
belirtileri çok belirgin olmayabilir ve aile
tarafından yanlış değerlendirilebilir. Bu
durum hastalığın ilerlemesine neden olur.
Şizofreninin başlangıç döneminde çocuğun
okul başarısında bir düşüş görülür.
Arkadaşlarından kopmaya ve odasına kapanmaya
başlar. Bu belirtiler ergenlik döneminde de
görüldüğü için aile bu belirtileri dönemsel
ve geçici olarak algılayabilir. Bu
belirtilere ek olarak çocuk her şeye karşı
ilgisini de kaybetmeye başlar, zamanla
hırçınlaşır, ailesine-arkadaşlarına
başkaldırmaya başlar. Ayrıca gündüz düşleri,
emir ve eleştirilmeye duyarlılık, fizik
etkinliklerde azalma görülür. Algı ile
ilgili bozukluklar başlangıçta net değildir
zamanla belirgin olur. |
|

|
Şizofren
çocuklar için sosyal kuralların bir anlamı yoktur çünkü
doğruyu ve yanlışı ayırt edemeyebilirler.
Çocukluk
şizofrenisindeki davranış bozuklukları her çocukta aynı
değildir. Bazısında daha fazla davranış bozukluğu görülürken
bazısında birkaç davranış bozukluğu görülür.
Hastalık
şu özellikleri olan çocuklarda daha iyi seyreder:
—Ailenin sosyo-ekonomik düzeyinin yüksek olması
—Hastalık öncesi toplumsal ilişkiler ve işlevselliğin iyi
olması
—Başlangıç yaşının geç oluşu
—İlk hastalanma sonrası düzelmenin iyi derecede olması
—Aile ve çevre desteğinin iyi olması
—Ailede genetik yatkınlık olmaması
—Zekânın normal sınırlarda olması
—Başlangıcın bir olayı izleyerek olması
—Hastalığın yavaş yavaş değil, aniden başlaması
—Tedaviye başlama için geçen sürenin kısa olması
Erken
başlangıçlı şizofrenide aile fazlaca etkilenir ve
çocuklarıyla ilişkileri bozulur. Bu durum hastalığın
belirtilerini artırır.
Tedavisi
Şizofreninin tam olarak düzelmesi söz konusu değildir.
Tedavi süresince belirtiler azalır ancak tedavi
sonlandırıldığı durumda yeniden ortaya çıkar. Hafif
belirtilerin olduğu pek az çocukta iyileşme gözlenir. İlaç
tedavisiyle (antipsikotik ilaçlar) birlikte destekleyici
terapi, grup terapileri ve aile terapisi yapılır. İlaç
tedavisinin hastaların çoğunda ömür boyu devam etmesi
gerekir. İlaçlar doktorun tavsiye ettiği şekilde düzenli
olarak kullanılmalıdır. İlaçların düzenli alınmadığı
durumlarda belirtiler tekrar ortaya çıkar. Bu nedenle ilacı
keserek belirtiler çıktığında kullanmak yanlıştır. Halk
arasında yaygın olan, ilaçların uyuşturucu etkisinin olduğu,
bağımlılık yaptığı yönündeki inanış doğru değildir.
Belirtilerin yoğun olarak yaşandığı her alevlenme döneminden
sonra hasta bir önceki dönemden daha az iyileşir. Bunun
için de alevlenme dönemlerinin engellenmesi gerekir. Alkol
ve madde kullanımı düzenli ilaç kullanımını engeller ve aynı
zamanda da belirtilerin şiddetini artırır. Bu nedenle
engellenmelidir.
Şizofreni erken yaşlarda başlamışsa bir takım sosyal ve
mesleki beceriler kazanılamamış olabilir ya da hastalık
nedeniyle bu becerilerde azalma olabilir. Bu becerilerin
kazandırılması açısından psikososyal tedaviler önemlidir.
Ancak hastalığın alevlenme dönemlerinde psikososyal tedavi
uygulanamaz. İlaç tedavisi ile belirtiler azaltıldıktan
sonra bu tedavi uygulanabilir.
Tedavide
aile büyük önem taşımaktadır, çocuğu sahiplenerek
desteklemesi gerekir. Bu nedenle de aile, şizofreni ve
tedavisi konusunda bilgilendirilmelidir. Çocuklar sosyal
ortamlara sokulmalıdır. Çevreye zarar vereceği düşüncesiyle
ya da onun durumundan utanarak toplumdan soyutlamak, eve
kapatmak doğru değildir. Zaten şizofreni tedavisinde amaç
hastalığın belirtilerini azaltarak toplumsal uyumu
artırmaktır.
Hazırlayan
Zekiye BİCE SİRER
Psikolojik Danışman
KAYNAKÇA
SEMERCİ,
Bengi; Ergen Ruh Sağlığı Aileler ve Ergenler İçin.
İstanbul:Alfa Yayınları
SEMERCİ,
Bengi; Birlikte Büyütelim. İstanbul: Alfa Yayınları
YARGIÇ,
İlhan; “Şizofreni Nedir, Ne Değildir?”, Popüler Psikiyatri
Dergisi, Kasım-Aralık 2004
YARGIÇ,
İlhan; “Şizofreni Nasıl Tedavi Edilir?”, Popüler Psikiyatri
Dergisi, Ocak-Şubat 2005
İstanbul
Üniversitesi Ders Notları (Prof. Dr. Alaattin Duran)
www.cetinozbey.com
www.donusumkonagi.net
www.gazipediatri.okulu.net
www.pdrciyiz.biz |