Okul Başarısı

 

OKUL BAŞARISI

 

 

Başarı Sözcüğüne Genel Bir Bakış

 

Başarı, Türk Dil Kurumu’nca “başarma işi, bir işten elde edilen yararlı sonuç” şeklinde tanımlanmıştır. Başarmak , “bir işi istenilen biçimde bitirmek, muvaffak olmak” diye açıklanmıştır. Başarılı sözcüğüyle anlatılmak istenilen ise,”başarı gösteren, başarılmış, üstesinden gelinmiş” dir.

 

Okulda Başarılı Olmak

 

Bilindiği gibi okul başarısı notlarla değerlendirilir. Sınıf geçme yönetmeliğine baktığımızda,  genel olarak 45 puan almanın başarılı sayılmak için yeterli olduğunu görürüz. Yani, ancak 45 puanın altındaki puanlar başarısızlıktır.

 

Bir veli olarak okula gidip çocuğunuzun ders ve başarı durumunu sorduğunuzda genellikle şunlara benzer cevaplar alırsınız. Öğretmen önce, öğrencinin almış olduğu yazılı ve varsa sözlü notunu söyler ve şöyle devam eder: Aslında yapabilir( yani başarabilir).Yeterince çalışmıyor. Çalışırsa yapar. Tabiî ki bunu daha çok 45 puanı yakalayamamış fakat yaklaşmış veya bu puanı biraz aşmış öğrenciler için söylerler. Daha az başarılı öğrenciler için söylenenlerse biraz daha farklıdır. Hiç çalışmadığını düşünüyorum. Hiç ders çalışmıyor. Ödev yapmıyor. Derse defter kitap getirmiyor. Dersi dinlemiyor. Böyle devam ederse sınıfı geçemez. Bir de ders başarı durumu daha iyi öğrenciler için söylenenler vardır. Aslında durumu iyi, başarılı bir öğrenci ancak, istese çok daha başarılı olabilir. Bir de şöyle bir yorum vardır. Çok iyi. Çok memnunum. Çok çalışıyor. Ödevlerini yapıyor. Derse katılıyor.

 

Bu yorumları değerlendirecek olursak ortaya şöyle bir sonuç çıkar:

İlk üç durumda öğrenci az veya çok kendisinden beklenenin altında bir performans göstermektedir. Yani zihinsel gücünün sağlayabileceğinden daha düşük notlar almaktadır. Bu notlar bazen sınıf geçmeye yetse de başarı tam gerçekleşmemiştir. Son yoruma göre ise, öğrenci kendisinden beklenen başarıyı yakalamıştır. Yani zihinsel gücünün sağlayabileceği performansı göstermektedir.

 

Veli de anlaması gerekeni anlamıştır. Çocuğu daha iyisini yapabilecekken başarısız olmuştur. Akşam eve dönen veli alır çocuğunu karşısına ve durumu anlatmaya çalışır. Oğlum /kızım bugün okuluna gittim. Öğretmenlerin bunları söylüyor. Muhtemelen çocuğun cevabı da çalışıyorum baba ama olmuyor şeklinde olacaktır. Bu noktada şu soruların cevabını bulmak gerekir diye düşünüyorum. Olmayan nedir? Çalışma işi mi? Yoksa Çalıştığı halde başaramamak mı? Belki her ikisi de!

 

Okulda Başarısızlığın Nedenleri?

 

Okul başarısızlığı ifadesi öğrencinin zihinsel gücünün sağlayabileceğinden daha düşük notlar aldığında kullanılmaktadır. Başarısızlık sıklıkla okulun ilk yıllarında ortaya çıkar ve öğrenci ergenlik çağına geldiğinde yerleşmiş olur. Okul başarısızlığının sosyo-kültürel ve psikolojik kökenli sebepleri vardır.

 

Sosyo-kültürel faktörler okul başarısı için yeterli motivasyonu sağlayamayan ya da başarıyı yakalamada gerekli olanakları sınırlayan sebeplerdir. Bunlar:

Ø      Düşük motivasyon,

Ø      Ailenin okul ve başarı ile ilgili tutumları,

Ø      Öğrencinin tutumları,

Ø      Okulun etkisi,

Ø      Akran grubunun etkileri,

Ø      Sınırlı maddi ve fiziksel olanakların etkileri dir.

 

Öğrencilerin akademik potansiyellerini kullanamadıkları okul başarısızlığındaki psikolojik faktörler ise şunlardır:

ü      Okul çalışmalarını engelleyen gelişimsel özellikler,

ü      Bilişsel gelişim ve bilişsel olgunlukta yetersizlik,

ü      Fiziksel olgunlukta yetersizlik,

ü      Psikopatolojik sorunlar

 

Bu Nedenlerin Açılımı ve Çocuk Üzerindeki Etkileri

 

Okul başarısı ile benlik gelişimi arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Benlik, bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin hepsine ilişkin kendini değerlendirmesi, kendisi hakkındaki duygu ve düşünceleri ve kendisi için önemli şekillerde başarılı olma yetisidir. Benlik sadece çocuğun kendi düşüncelerinden değil, çevresindeki diğer önemli insanların düşünce ve davranışlarından etkilenir.

 

Bir çocuğun kendisini başarılı hissetmeye ihtiyacı vardır. Başarısız olduğu zamanda iyi olduğu konusunda olumlu düşünmeye devam edecek etkileşimlere ihtiyaç duyar. Bu etkileşimi sağlayacak olan büyük ölçüde anne baba ve öğretmenlerdir.

 

Benlik saygısı yüksek ve düşük olmak üzere ikiye ayrılır.

Yüksek benlik saygısı: Bireyin kendisi için başarılabilecek hedefler koyması ve bunları gerçekleştirmesi şeklinde ifade edilebilir.

Düşük benlik saygısı: Çocuğun kapasitesinin altında başarılar hedeflemesidir.

 

Fiziksel bir engel durumu, kronik bir hastalık, öğrenme güçlüğü veya dikkat problemleri, yoksulluk, parçalanmış aile veya aile içi sorunlar, ilgisiz anne baba tutumları gibi çevresel ve sosyal baskılar benlik saygısının geliştirilmesini engelleyen durumlar vardır.

 

Yüksek benlik saygısına sahip ve başarılarını kendi emeği ve becerisi olarak gören çocuk kendi duygularını kontrol eder ve başarısızlığa uğradığında daha iyisini yapmak için motive olur. Bu içsel güdülenme başarının anahtarıdır ve çocuğu harekete geçiren en önemli itici güçtür.

 

Düşük benlik saygısı olan çocuklar başarısızlık kaygısı ile görevden, oyundan, ödevden kaçınır. Küçük bir hayal kırıklığında dahi yaptığı işten vazgeçer. Eleştirilere açık değildir. Okuldaki notları düşer veya tüm etkinliklere karşı ilgisini kaybeder.

 

Derslerden Soğumuş Öğrencilerin Kısır Döngüsü

 

Başarısız ve derslerden uzaklaşmış bir öğrenci kısır bir döngüye girmiş ve çıkmıyordur Başarısız öğrenci, anlayamadığı için okuyamaz; okuyup konulara girmedikçe merak ve ilgi duymaz; merak ve ilgi duymadığı için okumaz. Bu kısır döngüyü, kırmak gerekir. Kısır döngü, işin içine girebilmek için etkili olabilecek bir strateji kırılabilir.

 

Başarmak zorunda olduğu öğrenme konusu ne olursa olsun, öğrenci, o konuyu mutlaka kendi bilgi ve anlayış durumuna uygun düzeyde bir kitaptan öğrenmeye başlamalıdır. Kısır döngüden çıkmak ve öğrenme yolunda ilerlemek için başlama noktası olarak seçilecek uygun düzey, öğrenci için ne çok kolay, ne de çok zor bir düzeydir. Uğraşılan konu ne olursa olsun, okumak ve öğrenmek için seçilen içerik bilinmeyen, fakat bilinenlerle bağlantıya getirilerek biraz çaba ile anlaşılabilecek düzeyde olmalıdır. Okunan bilgiler çok basit olursa öğrenecek fazla bir şey olmaz ve bıkkınlık duyulur. Çok zor olduğu zaman hiç anlaşılmadığı için ümitsizliğe düşülür.

 

Anlamanın da ilgi duymanın da sırrı bu noktadadır. Bilmemek, fakat bildikleriyle anlayabilecek konumda olmak, anlamayla birlikte ilgi doğurur. Görülüyor ki istek ve azim gibi, ilgi de yapılan işin içinden doğmalıdır. Anlamak zevk verir, ilgi uyandırır, güven duygusu aşılar. Bu güzel duygular onun istek ve azmini arttırır ve onu, tadını aldığı iş için çalışma yapmaya teşvik eder. Bu noktaya gelmiş öğrenci, derece derece daha ileri, ama hep biraz çaba ile anlayabileceği kitaplar seçmelidir.

 

Dersten soğuma ve okumadan uzaklaşma, anlama ümidini kaybetmek ve kendi kapasitesinden şüpheye düşmek yüzündendir. İnsan kendisini yeniden küskünlüğe ve karamsarlığa sevk edecek nahoş bir işe doğal olarak el atamak istemez. Bu nedenle bilgilerle bağlantıya geleceği için anlaşılacak düzeyde bir içerikle devam etmek gerekir. Her basamakta, o basamağa gelinceye kadar kazanılmış bilgilerle bağlantı kurulacağı için bilinmeyenleri, önceki bilgilerle yorumlamak mümkün olacaktır. Sistemli olarak bu stratejiyle okuyan öğrenci, artık anladığını, ilgi duyduğunu ve dikkatini konu üzerinde toplayabildiğini görecektir.

 

Böylelikle bir noktada artık bu kısır döngü kırılmış olacaktır.

Hiçbir öğrenci ve birey kendi gerçek kapasitesini kullanmamaktadır. Potansiyel kapasitesinin son sınırı bilinemez. Fakat son sınırın, Şu ana kadar gerçekleşmiş kabiliyetten daha yüksek olduğunu ortaya koyma şansı, bireyin kendi elindedir. Hiçbir güç bireyin kendi kendisini harekete geçirme gücünden daha etkili değildir. Olumlu koşulların hazırlanması konusunda anne babaların ve okulların sağlayacağı destek ile öğrenci, kendi potansiyel kapasitesini şu andakinden daha yüksek bir başarı derecesine çevirebilir.

 

Sonuç olarak öğrencilerin şu anda gösterdiği performans ve başarın gerçek kapasitelerinin altında olduğu bir gerçektir, önemli olan bundan sonra içinde bulundukları bu kısır döngüyü kırmalarına yardımcı olmaktır.

 

Çocuğun Okul Başarısı Nasıl Artar?

(Anne Babalara Öneriler)

Ana babalar çocuğu başarmaya özendirdikçe zihinsel ya ada okul başarıları o denli artacaktır.

 

Ana babanın başarı beklentileri ne denli yüksekse çocuğun okul başarısı da o denli iyi olacaktır.

 

Ana babanın çocuk için mesleki özenişleri yükseldikçe çocuğun okuldaki çaba ve başarısı yükselecektir.

 

Ana babanın okulla ilişkilerinin sıklığı arttıkça çocuk başarılı olacaktır.

 

Ana babanın çocuğa aile tartışmalarına katılma olanağı vermeleri oranında çocuğun okul başarısı artacaktır.

 

Aile içi tartışma konuları ne kadar çeşitli olursa çocuk o kadar başarılı olacaktır.

 

Ana baba çocukla ne kadar ortak etkinlikte bulunursa çocuğun okul başarısı o kadar artacaktır.

 

Ana babanın çocuğa oyun veya diğer etkinliklerin çeşitlendirilmesi olanağı vermeleri ölçüsünde çocuğun okul başarısı artacaktır.

 

Ana babanın çocuğu bağımsız olmaya teşvik etmeleri oranında çocuğun okul başarısı artacaktır.

 

Ana baba sözel olarak ne kadar hazır olursa çocuğun okul başarısı o ölçüde artacaktır.

 

Ana babanın çocuğun okul çalışmalarına ilgi göstermesi ve katkı sağlaması oranında çocuğun okul başarısı artacaktır.

 

 

Hazırlayan

Figen ÖZCAN