|
İÇİMİZDEKİ DİNMEYEN ÇIĞLIK
SOSYAL FOBİ
En genel anlamıyla fobi normal şartlarda korkulmayacak bir
nesne ya da durumla karşılaşınca ortaya çıkan korku olarak
tanımlanmaktadır. Kişi kendisinde korku yaratan durum veya
nesneden aslında korkulmayacağını bilir fakat yinede
korkularına engel olamaz. Fobileri olan kişilerde
kaygı belirtileri dışında genellikle başkaca bir
takım psikolojik bozukluklar bulunmaz. Bu kişiler,
kendilerinde korkuya neden olan nesne veya durumdan uzak
oldukları sürece yaşamlarını normal bir şekilde
sürebilmektedirler.
Fobiler
durum ve nesne fobileri olmak üzere
ikiye ayrılmaktadır. Bu yazımızda bir durum fobisi olan
sosyal fobi ayrıntılarıyla anlatılmaya
çalışılacaktır.
.jpg) |
| Sosyal Fobi:
Sosyal fobi; toplum içerisinde konuşurken,
otururken, herhangi bir işle meşgul olurken
sosyal aktivitelerde bulunurken durumlarda
ortaya çıkan yoğun kaygı durumu olarak
tanımlanmaktadır. Kişi bu kaygıları
faaliyetleri tek başına bulunduğu bir
ortamda yaparken değil yalnızca sosyal
ortamlarda başka insanların da bulunduğu
mekânlarda yaparken yaşamaktadır. Örneğin
evde yalnızken telefonda rahatlıkla
konuşabilen bir insan kalabalık ortamlarda
telefonda konuşamıyor ve yoğun kaygılar
yaşıyorsa bu sosyal fobi olarak
tanımlanmaktadır. |
|
Sosyal fobisi olan bir insan yaşadığı
korku ve kaygıların farkına varıp zamanla bu korku ve
kaygılar kendisini rahatsız edecek noktaya gelince toplumdan
ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya kopmaya başlar. Kaçınmanın
ardından her sosyal ortamla karşılaştığında kaygı ve korku
artar; Kişi zamanla tek başına yaşamaya kimseyle iletişime
geçememeye başlar.
Sosyal fobisi olan insanlar kaygı ve korkuya yakalanmamak
için çok farklı kaçınma yolları kullanırlar. Bunlar sosyal
ortamlara girmeme, ortamdan kaçma, konuşulanlara ilgisiz
kalma, göz teması kurmama, hayalcilik ve alkol alma
kullanılan bazı kaçınma yöntemleridir.
Sosyal Fobinin Belirtileri: Sosyal
fobinin belirtilerini fiziksel, zihinsel ve
davranışsal belirtiler olmak üzere üç kategoride
inceleyebiliriz.
a)Fiziksel (Fizyolojik) belirtiler:
ü
Yüz kızarması
ü
Terleme
ü
Ağız kuruması
ü
Kalp çarpıntısı
ü
Nefes kesilmesi ve nefes darlığı
ü
Titreme
b)Zihinsel Belirtiler:
ü
Çirkinim, yetersizim ve beğenilmiyorum gibi
düşünceler.
ü
Sevilmediğini ve güçsüz olduğunu ifade eden
düşünceler.
ü
Mükemmel olmalı hata yapmamalıyım.
ü
Kaygılı olduğumu belli etmemeliyim
ü
Rahat davranmalıyım
ü
Herkes beni beğenmeli.
|
c)Davranışsal Belirtiler:
ü
Korkulan ortama girmeme ve
ortamı terk etme
ü
Göz temasından kaçınma
ü
İlgisiz şeyler düşünme
ü
Hayallere dalma
ü
Konuyu değiştirme
ü
Alkol kullanma
|
|
.jpg) |
Sosyal
fobisi olan insanlar yaşadıkları türlü kaygılar sebebiyle
pek çok faaliyeti yapamıyor ve zamanla insanlarla diyalog
kurmakta çok ciddi güçlükler yaşıyorlar.Yanlış bir şeyler
söyleme korkusuyla konuşamayan,lokanta,cafe vb yerlerde tüm
gözlerin onu takip ettiğini düşünerek bir şeyler yiyip
içemeyen,umumi tuvaletleri dahi kullanamayan sosyal fobikler
vardır. Sosyal fobiklerin bu korkuları yakın aile çevresi
içindeyken çok şiddetli olmamakla beraber, özellikle yeni
tanışılan insanların bulunduğu veya tamamen yabancı
ortamlara girildiğinde çok yoğun şekilde artmaktadır.
Sosyal Fobinin Başlama Yaşı: Sosyal
fobinin başlama yaşı oldukça erkendir.Sosyal fobi diğer
kaygı bozukluklarına göre oldukça yavaş gelişmekte,
başlangıçta utangaçlık ve çekingenlik biçiminde kendisini
göstermektedir.Erken başlayan sosyal fobi sonucu okul
başarısı ve arkadaş ilişkilerinde bozulmalar görülür.
Hastalığın başlama yaşı hastaların %40 ‘ında 10 yaşından
önce iken, yaklaşık %95 inde 20 yaşından öncedir. Bu
yaşlarda başlayan sosyal fobi sonucu ergen arkadaşlarından
kopmaya başlar ve ilerleyen dönemde okulu bırakmak zorunda
kalır.
Sosyal fobinin yarattığı belirtilerin artması ve bunların
giderek daha da rahatsız edici boyuta ulaşması sonucu kişi
kendisini daha rahat hissetmek kaygısıyla alkol almaya,
madde kullanmaya başlar. Kişideki bu rahatsızlığı takiben
depresyon, panik atak ve diğer başkaca fobiler ortaya
çıkabilir. İnsanların çoğu sosyal fobiye bağlı bu ikincil
rahatsızlıklar sonucu psikiyatristlere başvurmakta ve
problemin sebebinin sosyal fobi olduğu ancak o zaman
anlaşılabilmektedir.
Sosyal fobi agorafobiden sonra görülme sıklığı açısından 2.
sıradadır. Bu orana göre kadınlarda görülme sıklığı %2,3 ve
erkeklerde %1,1 şeklinde olmaktadır. Kadınlarda 2 kat daha
fazla görülen sosyal fobide doktora başvurma oranı
erkeklerde daha yüksektir.
.jpg) |
|
Sosyal Fobinin Nedenleri:
Sosyal fobinin gerçek nedeni
bilinmemekle beraber kalıtımın orta
derecede etkili olduğu bir rahatsızlık
olduğu söylenebilir. Fakat rahatsızlığın
ortaya çıkışında yalnızca kalıtım etkili
değildir. Sosyal fobiye yol açan
etmenleri iki başlık altında toplamak
mümkündür.
ü
Genetik faktörler
ü
Psikososyal faktörler |
|
Yapılan
araştırmalar sosyal fobide genetik yatkınlık bulunduğu
sonucunu ortaya çıkartmıştır. Buna göre ailelerinde sosyal
fobi görülen bireylerin bu rahatsızlığa yakalanma oranları 3
kat daha fazladır. Ayrıca sinir sisteminden kaynaklanan bazı
problemlerin de organik kökenli olarak sosyal fobiyi
başlattığı veya tetiklediği düşünülmektedir.
“Urfa’nın bir köyünde kalabalık bir ailede büyüdüm. 8
kardeştik .Ben sondan üçüncü çocuktum.Köyün zengini
sayılırdık.Babam köyün ağası ve çok sert bir adamdı.Herkes
ondan çok korkardı.Annem,ben ve kardeşlerim de çok
korkardık.En ufak bir hatamızda dayak atar ağzımızı açıp
cevap veremezdik.Büyük konuşurken küçüğün cevap vermesi ve
lafa karışması saygısızlık sayılırdı.Sadece baba ve annemden
değil ağabeylerimden de çok dayak yedim. Babam evde olmadığı
zaman otoriteyi ağabeylerim ele alır evli oldukları halde
babamın yanında çocuklarını sevemezlerdi , ayıp sayılırdı
.Okula başladığım zaman da suskunluğum devam etti.
Öğretmenlerden çok korkardım.Şuanda üniversiteye devam
ediyorum aynı suskunluk devam ediyor.Hocalar bir şey
sorduğunda ağzımı açıp cevap veremiyorum.Yanlış şeyler
söylemekten ve alaya alınmaktan çok korkuyorum.Yüzüm
kızarıyor,başım dönüyor,ağızım kuruyor,bildiğim şeyi de
söyleyemiyorum.Beni döven ,bir kere olsun sevgisini
gösteremeyen bir ağanın oğlu alacağıma.başımı okşayan bir
çobanın oğlu olsaydım.”(IŞIK,Erdal dan alınmıştır.)
Sosyal fobi oluşumunda psikosoyal faktörlerinde etkisi
oldukça yüksektidir. Bu kategoride bireyin ailesi, çevresi
ve arkadaş grupları yer almaktadır. Aile bireyin eğitimde en
önemli rolü oynayan etkisi tartışılmaz bir unsurdur. İnsanın
kişiliği çoğunlukla 0-6 yaş arası dönemde ailesinden aldığı
eğitime göre şekillenmekte , bireyin toplumsal olaylar
karşısındaki tutumu çoğunlukla ailesinden edindiği
tecrübelere göre değişmektedir. Araştırmalar katı,
denetleyici, mükemmelliyetçi, günah ve ayıp kavramlarıyla
örülü, sosyal iletişime kapalı ve kendini değerlendirmede
acımasız ve dış denetime önem veren ailelerde yetişen
çocuklarda sosyal fobi gelişme riskinin daha yüksek olduğunu
göstermiştir. Bu tür ailelerde çocuklar genellikle ya
konuşturulmaz ya da kendilerini ifade etmek istediklerinde
sert bir tepkiyle karşılanırlar. Ayrıca bu aileler için
kendilerinin neler yaptığı değil, bunun çevre tarafından
nasıl algılandığı çok önemlidir. Ailedeki bireyler üzerinde
toplum baskısı çok belirgindir. Ayrıca hata yapma konusunda
kendilerine şans tanımadıklarından her hatada kendilerini ve
diğer bireyleri acımasızca eleştirme eğilimindedirler.
Sosyal fobili bireylerin aileleri çocuklarının diğer
ailelerle iletişimlerini daha az desteklemiş ve genellikle
iletişime kapalı bir aile ortamı oluşturmuşlardır.
Sosyal fobi gelişimde toplum baskısı ve arkadaş grupları da
önemli yer tutmaktadır. Özellikle kapalı ve gelenekçi bir
toplumda ve bu toplum içerisinde oluşturulan arkadaş
gruplarında kişi aşağılanacağı, ayıplanacağı ve küçük
düşürüleceği gibi kaygılarla kendini ifade edemez. Aykırı
düşüncelerini dile getiremez. Baskıdan kaçmak için toplumdan
kopar ve zamanla sosyal fobi gelişir. Ayrıca aile ve
toplumun ayıp, yasak gibi genellemelerini içselleştiren
birey yanlış veya ayıp olur düşüncesiyle belirli
davranışları yapmaktan kaçınırsa zamanla kendisinde sosyal
fobi gelişebilir.
 |
|
Çocuk ve
Ergenlerde Sosyal Fobi:
Sosyal fobi çocukluk ve ergenlik çağında
başlayabilir. Çocukluk çağında özellikle
utangaç,içe kapanık,az iletişim kuran
yakınlarından başkasına yaklaşmayan ve
hırçınlık gösteren çocuklar okula
başladıklarında daha ciddi sorunlar
yaşayabilirler.Sosyal ortamlarda
bulunmaktan kaynaklanan kaygı zamanla
çocukta okul fobisine dönüşür,Çocuk
okula gitmemeye,okuldan kaçmaya,derste
kalksa dahi konuşmamaya,göz teması
kuramamaya başlar.Sınavlarda fazlaca
heyecanlanır,öğretmeniyle konuşamaz ve
saldırganca davranışlar
sergileyebilir.Konuşamayan,arkadaşlık
kuramayan ve kendisini ifade edemeyen
çocuk zamanla derslerinde başarısızlık
yaşar.Bunun sonucu olarak
ailesi,öğretmenleri ve arkadaşları
tarafından baskı altına alınır
eleştirilir.Bütün bunların sonucunda
çocuk okuldan eğitimden uzaklaşır ve
yalnızlaşır. |
|
Sosyal fobi ergenlikte daha belirgin biçimde ortaya çıkmaya
başlar. Normal şartlarda arkadaş gruplarına yönelmesi
gereken ergen yalnız kalmaya, sosyal ilişkilerden kaçınmaya
başlar. Bu durumda olan bir ergen hem ergenliğin getirdiği
fiziksel ve psikolojik değişim ve dürtülerle baş etmek
zorunda kalır hem de iletişim sorunuyla uğraşır.Bu dönemde
özellikle bir şey söylersem aşağılanırım küçük düşürülürüm
kaygısı ağırlık kazanır.Genç toplumdan kopmaya
başlar.Ergenin bu durumda ailesi tarafından doğru anlaşılıp
gereken yardımı almasının sağlanması ve kendisine uygun
özdeşim modellerine yönelmesinin desteklenmesi büyük önem
arz etmektedir.
Sosyal Fobinin Tedavisi:
Sosyal fobi tedaviye oldukça iyi yanıt verebilen ayrıntılıca
tanımlanmış bir rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde ilaç
tedavisi ve psikoterapi birlikte kullanılır.
1-İlaçla Tedavi: Sosyal fobi tedavisinde bir takım
ilaçlar kullanılmaktadır.İlaçla tedavinin tek seçenek olarak
sunulması durumunda tedavi 6 aydan uzun sürmekte ve çoğu
zaman rahatsızlık tekrarlayabilmektedir.İlaç tedavisinde
daha çok antidepresanlar kullanılmakta ve kullanılan
antidepresanlar türüne göre çoğunlukla sosyal yaşamı
etkileyen yan etkiler göstermemektedir.İlaçla tedaviye en az
6 ay devam edilmeli ve ilacın dozu ve bırakma zamanına
doktor karar vermelidir.
2-Psikoterapi Yöntemleri:Sosyal fobi tedavisinde
psikoterapinin önemli bir yeri vardır.Bu rahatsızlığı
yaşanlara daha çok “bilişsel davranışçı” terapi
uygulanmaktadır. Bu tedavide amaç daha çok kişinin negatif
inançlarıyla yüzleşmesini sağlamaktır.Sosyal fobide bu
olumsuz inançların etkili olduğu düşünülmektedir.Sosyal fobi
de sosyal ortamlara girildiğinde gerçekleşeceği düşünülen
kötü sonuçların bireyin rahatsızlığını daha çok arttırdığı
ancak girilen ortam ve karşılaşılabilecek olaylara karşı
daha iyimser bir tavır takınmanın sorunun çözümüne katkı
sağladığı belirtilmiştir.Psikoterapide kişinin olumsuz
inançlarıyla yüzleşmesi,olumlu ve yapıcı düşünmeyi
öğrenmesi, toplumdan kaçmasını kolaylaştıran güvenli
davranışlarını fark etmesi ve bunları bıraktığında neler
olabileceğini tahmin etmesine dayalı bir tedavi programı
izlenmektedir.Kişi bu tedavi programıyla aşama aşama
sistematik bir şekilde toplum içerisine katılmaya
başlar.Akıl dışı inançlardan kurtulup daha mantıklı
inançlara kavuşmak tedavide esastır.
Sosyal fobide hem ilaç tedavisi hem de psikoterapi
yöntemleri kullanılarak bireyin tedavisinin başarıya
ulaşması sağlanabilir. Ancak bireyin yakın çevresindeki
kişilerin de uzmanların yönlendirmeleri doğrultusunda destek
olmalarının önemli olduğu unutulmamalıdır.
Hazırlayan
Çiğdem SESLİ
Psikolojik Danışman
Kaynaklar:
1.Ruh sağlığı ve Bozuklukları: Prof.
Dr. M. Orhan ÖZTÜRK (6. Basım)
2.Ruh sağlığı ve Davranış
Bozuklukları: Aydın ANKAY
3.Sosyal Beceri Eğitimi : (Hasan
Bacanlı)
4.Bilişsel ve Davranışçı Terapiler :
(Türk Psikologlar Derneği Yayınları)
5.Danışma Psikolojisi Kuramları (
Süleyman Doğan)
6.www.sosyalfobi.com,www.fobi.org,www.sosyalfobi.net,wwww.pedam.com,
www.donusumkonagi.net |