|
 |
ÇOCUKTA TİKLER
(SEYİRCE)
Tik; İstemli(iradi) çalışan, çizgili beden
kaslarında istem dışı ortaya çıkan, aralıklı
kasılmalardır.
Bunlar kalıplaşmış kassal hareketlerdir. Ancak
tiklere tırnak yeme, parmak emme gibi, alışkanlık
bozuklukları olarak bakılması yanlıştır. Çünkü
tikler ile bedensel alışkanlıklar arasında, temel
ayrılıklar vardır.
|
Tikler bedenin çeşitli bölgelerinde olur. Bölgesine göre
şöyle sınıflanabilir:
Yüzde:
Göz
kapağını kırpmak, kaş, alın derisi, burun kanatları, dudak,
dil yanak oynatmak, kasmak veya kıvırmak.
Başta:
Başı
öne, arkaya eğmek, sallamak, boynu kasmak.
Boğazda:
Yutkunmak, soluk çekmek, öksürmek, hıçkırmak, ses çıkarmak,
tükürmek vb.
Bedende:
Omuz silkmek, el, kol, bacak veya ayak sallamak veya
oynatmak.
Bu
hareketler; özellikle çabuktur, sürekli olarak tekrar edilir
ve daima aynı şekildedir.
Tikler genellikle, iç gerilimlerin veya çatışmaların
öncüleri ya da açık belirtileridir. Tik her çocukta olmaz,
özellikle ana-babaları sert olan, hassas çocukların bu gibi
sinirli hareketlere eğilimleri vardır.
Bazen çocuk her omzunu silkişte, kaşlarını- gözlerini
oynatışta, iç yaşamındaki bir gerilimden kurtulma çabası
içinde olduğunu açıklayabilir.
Bir
çocukta, birden fazla tik görülebilir. Bazen biri biter,
diğeri başlayabilir. Geçici bir süre, istemli olarak
engellenebilirler. Bu yüzden klinik muayene sırasında
görülmeyebilir.
Zaman zaman tiklerin sıklığı ve şiddeti değişebilir. Uykuda
kaybolurlar. Stresle artarlar. Bir aydan önce geçerse
“geçici tik”, bir seneden fazla sürerse “kronik tik”
denilmektedir.
Tikler genellikle 6–13 yaş arasında görülmekle beraber, daha
sık 6–7 yaşlarında başlar ve 12 yaşına doğru sıklığı artar.
Yetişkinlerde de görülebilir. Genellikle erkek çocuklarda
daha çoktur.
NEDENLERİ
Tiklerin az bir kısmı, organik nedenlerden
kaynaklanabilirler. Örneğin; Beyindeki bazı sinir
liflerinde, ufak zedelenmeler sonucu olduğu ileri
sürülmüştür.
Anatomik yapıya bağlı tiklerde, pek nadir olaylardır. Ancak;
kimi zaman, istemsiz kasılmanın ortaya çıktığı bölgeye ya da
organa ilişkin, uzun süren bir tahrişte, tike neden
olabilir. Çoğu zaman; nezleden sonra göz kırpma, kuru
öksürme ile tikler başlar ve rahatsızlık geçtikten sonra da
bu durumlar sürer.
Tiklerin en önemli nedenlerinden biride,
taklittir.
Bazen; küçük yaşta çocuklar ana-baba, öğretmen, oyun
arkadaşlarının bir takım hareketlerini taklit ederken,
onların bazı davranış kusurlarını da edinebilirler. Daha
sonra da bunlar alışkanlık haline gelirler.
Bu
saydığımız nedenler dışında, tiklerin çoğunun kaynağı,
ruhsal sıkıntılardır. Tik, iç yaşamdaki sıkıntının bir
boşalımıdır.
Yani
tik, baskı altına alınmış bir isteğin ya da sıkıntının,
yerine geçmiştir.
Bazı tikler; Bir sıkıntı nevrozunun, histeri ya da psikozun
belirtisi olabilirler. Tiklerin ortaya çıkmasında rol
oynayan ruhsal etkenlerin başında,
erken yaşlarda başlayan
ve sürüp giden bunalımlar, sıkıntılar gelir.
Çocuklarda görülen diğer davranış bozuklukları gibi;
Tiklerde, çocuğun duygusal durumu, duyarlılığı, ana
babasıyla ilişkileri ve çevresiyle bağlantılarıyla
ilgilidir. Örneğin; bir ameliyat, yüze vurulan bir tokat,
korkutucu bir olay ya da kazalar tetiği çekici, tiki
başlatıcı etken olabilirler.
Bunun en belirgin örneği, göz kırpma tiki olan, bir ilkokul
çocuğunda görülmüştür. Bu çocuk, çözemediği bir matematik
sorusundan dolayı, öğretmeninden bir tokat yemişti. Öğretmen
bununla da kalmamış, çocuğa -seni yarın yeniden kaldıracağım
bilemezsen, yine tokadı yiyeceksin!- demişti. Çocuk, korkulu
bir bekleme içinde bir gün geçirmiş, ertesi gün gerçekten
ikinci kez tokat yemişti. Üçüncü gün okula gitmemiş, durumu
annesine bildirmişti.
O
günden sonra çocuk gözlerini kırpmaya başlamış, her heyecan
durumunda bu davranışını yenilemeyi alışkanlık haline
getirmişti.
En
sık görülen tik biçiminin, göz kırpma oluşu nedensiz
değildir. Göz kırpma, her türlü tehlikeden sakınırken ortaya
çıkan ilk tepkidir.
Gözle- boyun tiki olan bir başka olay ise, 6 yaş grubunda
erken okula başlayan bir erkek çocuğudur. Evde 10 yaşında
çok başarılı bir abisi vardır. Abisini kendine model olarak
alan çocuk, onun oyun grubuyla oynamak istemiş, ama
büyüklere ayak uyduramadığı için, hayal kırıklığına
uğramıştır. Aile ve okul çevresindeki ruhsal
zorlanma çocuğun bazı tikler edinmesine neden olmuştur.
Sağlıklı
çocukların %12-14‘ünde tik görülmektedir. Erkek çocuklarda,
kızlardan 3 kat daha fazla görülmektedir. Hastaların aile
bireylerinde, normal popülâsyona göre daha sık tik
davranışına rastlanmaktadır.
Kanner’e
göre tiklerde, belirgin kişilik özellikleri şöyle
sıralanabilir. Bunlar;
-
Belirgin şekilde huzursuzluk gösteren,
-
Fazla duyarlı, alıngan ve sıkılgan olan,
-
Oldukça bencil,
-
Çabuk heyecanlanan,
-
Kolayca kızan ve kırılan kişilerdir.
ÇÖZÜM YAKLAŞIMI:
Genel olarak tikler de, diğer davranış bozuklukları gibi,
dikkat çekildikçe artış gösterir. Kimi tikler birden
belirip, kısa sürede kendiliğinden geçebilir. Çocuğa sık
sık, kaşını gözünü oynatmamasını anımsatmak, ters sonuç
verir. Azalma yerine artışa neden olur.
Çocuğun yorgun olduğu, heyecanlı bir film izlediği saatlerde
tik davranışında artış görülür. Çocuk; tiklerini, bilinçli
olarak, kısa bir süre durdurabilir. Ancak buna zorlanırsa
gerginlik ve iç sıkıntısı duyar.
Bunun yerine çocuğu tedirgin eden nedenlerin bulunması ve
düzeltici değişikliklere gidilmesi daha uygun olur.
Özellikle aile; çocuğa karşı, daha anlayışlı, güven ve
destek verici bir tutumu benimsemelidir. Çocuk,ilgi duyduğu
etkinliklere yöneltilmeli, başarıları övülmeli ve
ödüllendirilmelidir.
Genellikle tiklerin, yapısı gereği, yarısı belirli bir süre
sonra, kendiliğinden kaybolur.
Tiklere çözüm ararken;
çocuğun izlenmesi, hangi hallerde bu tikin ortaya çıktığının
ve şiddetlendiğinin araştırılması, bu tikin altında yatan
psikolojik nedenlerin keşfedilmesi ve giderilmeye
çalışılması, doğru bir yaklaşımdır.
Aileye danışmanlık, çocuğa psikoterapi ve davranış tedavisi
gerekli olabilir.
Figen ÖZCAN
Psikolojik Danışman
|