|
ATILGANLIK
İnsanların düşünebilme
,düşündüğünü karşısındakine iletebilme, onun
düşüncelerini anlayabilme becerisi iletişimin
aynı zamanda toplumsal yaşamın temelini
oluşturur.Davranışların temelini ise bireylerin
fizyolojik, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını
giderme zorunluluğu oluşturur Bireyler bu
ihtiyaçlarını karşılarken, çevresiyle etkileşim
ve iletişim halindedirler.
Kişilerin iletişimdeki beceri ve
tutumlarına bağlı olarak kurduğu ilişkiler
zaman zaman kendilerini engellenmiş,
öfkeli,huzursuz, suçlu,değersiz gibi rahatsız
edici duyguları yaşamalarına zemin hazırladığı
gibi sakin, rahat,mutlu ve doyumlu bir yaşam
sürmelerine de temel hazırlar
Duygularımız düşüncelerimiz ve
davranışlarımız hak ettiğimiz yaşamı yaşayıp
yaşamayacağımızı belirleyen etkenlerdir.Olumlu
ve sağlıklı düşünme, olumlu benlik oluşumunu ve
algılamasını sağlar. Olumlu bir benlik imgesi
kazanmanın yolu kişinin kendisini sevmekten
geçer .Kendini sevmek kendini kabullenmek ve
özgüvenli olmaktır. Ayrıca bireylerin sahip
oldukları ve doğuştan getirdikleri
potansiyellerini zorlayarak kendilerini
geliştirmeleri onların kendini tanıma becerisine
sahip olmaları ile gerçekleşir Kendini
tanıma;bireyin kendisiyle,düşünce ve
duygularıyla ilişki kurması,kendinde olup biten
duygusal ve düşünsel süreçlerle bir anlayışa
kavuşmasıdır. Kendini tanıyan kişi,
çevresindeki kişilerin kendisini nasıl
etkilediğinin farkında olur, aynı zamanda
,kendisinin çevresindekileri nasıl etkilediğini
bilir.
Kendini tanıma becerisinden
yoksun olan bazı insanlar bir kısım pasif
davranışları pekiştirildiği için veya gerekli
bilgi ve becerilere sahip olmadıkları için
atılgan olmayan davranış örüntüsü
sergilerler.Sosyal gelişimin temelini oluşturan
ve en önemli davranış şekillerinden birisi
olarak kabul edilebilecek olan atılganlık(Zuroff,
1999),insan ilişkilerinde temel bir davranışsal
özelliktir.
İnsanlar çevre ile olan
ilişkileri sırasında duygu istek ve ilgilerini
değişik davranış biçimleriyle ifade ederler.
Bazen uygun davranış biçimlerinin
gösterilmesinde başarısızlığa düşen birey
çeşitli sorunlarla karşılaşır.Örneğin bazı
bireyler çevre ile ilişkilerinde
saldırgandırlar. İstediklerini elde ederken,
duygularını ifade ederken diğer insanları küçük
görür ve kırarlar. Bazı bireyler ise o kadar
çekingendirler ki istediklerini elde etmekte
güçlük çekerler, bu nedenle yetersizlik ve
suçluluk duygularıyla doludurlar.
Hem saldırgan hem de
çekingenliğin olumsuz sonuçları vardır.
Saldırgan olan birey o an için istediklerini
elde eder ancak çevrede istenmeyen kişi durumuna
düşebilir. Çekingen birey ise gereksinimlerini
tam olarak karşılayamamakta bunun sonucu olarak
da bu bireylerde fizyolojik ,psikolojik ve
sosyal doyumsuzluklar gözlenmektedir. İnsanlar
arası ilişkilerin en olumlu biçimi ise
atılganlıktır.
Atılgan
bireyler,haklarının farkında olup diğerlerinin
haklarına da saygı gösterirken olumlu ve olumsuz
düşüncelerini açık ve dürüstçe ifade edip, kendi
davranış,duygu ve düşünceleri ile tüm
sorumlulukları alabilirler.(Baugh)
Atılganlık ile ilgili
kaynaklar tarandığında bu konuda birçok farklı
tanımlama olduğu bulunmuştur.
Atılganlığın –Assetiveness
kelimesinin Oxford Dictionary deki karşılığı :The
action of stating positively –olumlu ifade
edilen eylem,declaring or claiming- açıkca
söylemek veya iddia etmektir.(Deniz,1997)
Türkiye de assertiveness kavramının karşılığı
atılganlık olarak ifade edilmiştir.
Birçok araştırmacı atılganlığın
duruma - özgü bir davranış olduğunu ileri
sürmüştür. Atılganlığı "duruma özgü öğrenilmiş
davranış” ve "yaşamak için geniş temelli kendini
gerçekleştirme yaklaşımı" olarak
tanımlamışlardır.
Alberti ve Emmons,
atılganlığı " kişinin en fazla kazançlı çıkacak
şekilde hareket etmesini, anlamsız kaygıya sahip
olmadan kendi kendine ayakta durabilmesini,
başkalarının haklarım çiğnemeden kendi haklarım
ifade etmesini mümkün kılan " bir çeşit kişiler
arası ilişki biçimi olarak tanımlamaktadırlar.
Benzer olarak Lange ve Jakubowski atılganlığı
“başkalarının haklarını ihlal etmeden dolaylı,
dürüst ve uygun yollarla düşünce, duygu ve
inançlarını ifade etmek için ayakta durma”
olarak betimlemişlerdir (Uğur, 1996).
Lazarus (1973) atılgan davranışın
dört ayrı tepki sınıfı içinde bölünmüş olduğunu
göstermiştir;
1.
Hayır diyebilme yeteneği;
2.
Dilekte bulunma ve rica etme
yeteneği;
3.
Olumlu ve olumsuz duygularım
ifade etme yeteneği,
4.
Genel konuşmaları başlatma,
sürdürme ve sonlandırma yeteneği. (Uğur, 1996)
Girişkenlik, karşınızdaki kişinin
hakkını göz ardı etmeden kendi hakkınızı, kendi
duygu ve düşüncelerinizi açıklama becerisidir.(
Tuna, 2000)
Girişkenlik; karşımızdaki
kişilere olumlu ve olumsuz duygularımızı ifade
edebilmek, gereksinim duyduğumuzda çevremizden
yardım isteyebilmek, sağlıklı iletişim
kurabilmek, kendi düşüncelerimizi rahatlıkla
ifade edebilmek, karşımızdaki kişilerin
düşüncesine saygı duymak, “hayır” diyebilmek ve
anlamadığımız bir şeyi sorabilmektir (n.d.).
Yukarıda belirtilen atılganlık
tanımlarından hareket ederek hemen hepsinde
vurgulanan özellikleri içeren bir tanımlama
yaparsak atılganlığı;bireyin olumlu ve olumsuz
duygu ,düşünce ve arzularını başkalarının
haklarını göz ardı etmeksizin ve konuda kaygı ve
suçluluk duymaksızın ifade edebilmesi olarak
tanımlanabilir (Uğur, 1996)
Atılganlığın davranışsal
boyutu;hakkını savunma,ricaları istekleri
belirtme ve geri çevirme ,selam verme ve
alma,sevgi ve şefkati ifade etme,kendi
fikirlerini belirtme,haklı öfke ve sıkıntıyı
ifade etme. Kişisel boyutu ise
arkadaşlar,tanıdıklar,eş,anne-baba,çocuklar,yabancılar
gibi bireylerle olan ilişki şekli olarak
vurgulanmaktadır.
Atılganlıktan yabancı kaynaklarda
kişisel etkililik olarak da söz
edilmektedir.Yani atılgan olan birey çevreyle
daha etkili bir iletişim kurar.Ne kendinden ödün
verir,ne de başkalarının hakkını çiğnemeye
yönelir. Atılganlıkla özgüven arasında olumlu
bir ilişki vardır. Atılganlık özgüveni
etkileyebileceği gibi özgüven de atılganlığı
etkiler.
Atılgan davranışın sistematik
olarak gözlenmesi birçok davranış
bilimcisinde,atılganlık eylemini oluşturan
öğelerin var olduğu sonucunu doğurmuştur. Bu
öğeleri şöyle sıralayabiliriz.
Gözle İletişim:Kişi
ile konuşurken onunla etkili iletişim kurabilmek
için söylenilenlerin içten olduğunu anlatabilmek
için o kişiye doğrudan doğruya bakmak gerekir.
Vücudun Duruşu:Kişi
ile konuşurken doğrudan doğruya onun yüzüne
bakılır, dik oturulur onunla ilgilenildiği
ortaya konulur Yollana mesajlar daha anlamlı
olur.
Jestler:Uygun
jestlerin anlatılanlara eşlik etmesi mesajı daha
anlamlı kılar
Yüz İfadesi:Öfkesini
anlatmak isteyen birisinin bunu gülerek ifade
ettiğini hiç gördünüz mü? Bu olamaz davranışın
atılgan olabilmesi içn yüz ifadesinin de
yollanan mesaja uyum göstermesi gerekmektedir.
Ses Tonu:Fısıltı
şeklinde monoton bir ses istenileni anlatmaya
nasıl yetmezse bağırmakta diğer kişiyi savunmaya
ittiği için atılgan olmak istenildiğinde birey
ses tonunu çok iyi ayarlamalıdır. Konuşurken
kendine güvenildiğini ilten ancak üstünlük
kurmayan bir ses tonu ile konuşmak gerekir.
Zamanlama:Duraksama
atılganlığın etkisini azalttığından genellikle
spontan anlatım amaç olmalıdır. Ancak uygun bir
zamanı seçmede yargı gereklidir. Örneğin
patrondan bir şey isterken diğerlerinin yanında
onunla konuşmak onu savunmaya itebilir.
İçerik:Ne
söylenildiği önemliyse de nasıl söylenildiği
yani mesajın iletilme biçimi çok daha önemlidir.
Bu nedenle mesajı yolarken karşıdaki kişiyi
savunmaya itmeden bireyin kendini ifade etmesi
gerekmektedir. Diğerlerini küçültmek rencide
etmek (saldırganlık) gerekmez. Duygular ifade
edilerek daha spontan olunabilir. (atılganlık)
Atılganlık-kültür İlişkisi:
Batıdaki yayınların çoğu
atılganlığın bir grup öğrenilmiş tutumların ve
değiştirilebilen iletişim yeteneklerinin bir
ürünü olduğunu belirtmektedir. Özellikle Kuzey
Amerika'daki görüşe göre atılganlık kültüre
bağımlıdır.
Bu doğrultuda Fukuyama ve
Greenfîeld' in yaptığı araştırma sonucunda, Asya
kökenli Amerikalı öğrencilerde atılganlık
düzeyinin değişik davranışsal normlara göre
Çerkez - Kafkas kökenli Asyalı Amerikalı
öğrencilerden düşük olduğu bulunmuştur; Asyalı
Amerikalıların duyguları ifade etme, zor
isteklerde bulunma, topluluk içinde ricalarda
bulunma, övgüyü ifade etme, aile ile fikir
ayrılığı, karşıt cinse üzüntüyü ifade etme gibi
alt alanlarda düşük atılgan puanı aldığı
bulunmuştur. Bu sonuç doğudaki ve batıdaki
kültürel etmenlerin toplumsal değer sistemlerini
farklı biçimde etkilemelerine bağlanmıştır
(Uğur, 1996).
Ülkemizin de içinde bulunduğu
Doğulu ülkelerde girişken olmayan , geleneklere
bağlı, kararsız aile bağları güçlü sınırlı
davranışları etkin olan bireyler
yetişirken;Batılı ülkelerde özgürlüğüne düşkün,
para ve başarıya önem veren, gelenek ve
soyluluğa bağlı olmayan,davranışlarını belli
kurallara göre düzenlemeyen,aile bağları zayıf
bireylerin toplumda genellikle çoğunlukta olduğu
belirtilmektedir.
Geleneksel Türk eğitiminde;ailede
çocuğun korunduğunu, gözetildiğini,girişkenlik
ve merakın desteklenmediği, çocuğun içinden
geçenleri açıkça söylemesinin engellendiği
vurgulanarak;okul ortamında çocuğun sıkı bir
denetime sokulduğu, öğretmenin otoritesini
benimseyen,kurallara uyan çocukların
ödüllendirildiği çok sayıdaki araştırmaların
ortak bulgularıdır.
Kendi kültürümüzde bir takım
atılgan davranış kalıpları utanç verici bir
tutum olarak kültürel öğreti şeklinde
aktarılmaktadır.
Ceza:
kişi daha önce girişken davranışlarda
bulunduktan sonra, bir cezayla karşılaşmışsa,
bir yaptırıma uğramışsa, girişken davranışlar da
bulunmaktan kaçınır.
Engellenme:
yine kişinin girişken olan
davranışları engellenmişse veya engelleniyorsa
kişi girişken davranışta bulunmaktan kaçınır.
Olumsuz ödüllenme:
Kişi daha önceki girişken davranışları
sonucunda, kendisi için olumsuz sayılacak bir
tepkiyle karşılaşmışsa (mesela reddedilmek,
kabul edilmemek, vb ) kişi bu olaydan sonra,
benzer veya farklı durumlarda girişken
davranışta bulunmaktan kaçınır.
İyi bir model olmaması (davranış
eksikliği, beceri eksikliği ) : kişi girişken davranışın ne olduğunu, nasıl olduğunu
öğrenmemiş olabilir ve dolaysıyla bu konuda
davranış ve beceri yoksunluğu yaşar (n.d.)
RATHUS ATILGANLIK ENVANTERİ
Spencer Rathus tarafından 1973 te
Amerikada geliştirilen envanterin güvenirlik ve
geçerlilik çalışmalarında elde edilen korelasyon
katsayıları oldukça yüksek çıkmıştır.
Rathus Atılganlık Envanteri 1980’
de Nilüfer Voltan tarafından Türkiye’ye
uyarlanmış geçerlik ve güvenirlik çalışmalarında
oldukça yüksek korelasyonlar elde edilmiştir.
Rathus Atılganlık Envanteri 30 maddeden oluşan
bir ölçektir. Alınan puanlar -90 ile +90
arasında değişmektedir. Çekingenlik düzeyi -90’a
doğru artarken atılganlık düzeyi ise +90’a doğru
artmaktadır.Seçenekler -3 ile +3 arasında
değişmekte ve sıfır noktası bulunmamaktadır.
Rathus bunu şöyle açıklamaktadır. Birey bir
maddeden eksi yada artı puan alabilir. Bunun
orta noktası yoktur. Yani maddelerde verilen
durumlarda sıfır puan anlamına gelecek yargı
yada davranış söz konusu değildir.(voltan,1980)
GİRİŞKEN OLMAYI ENGELLEYEN
BİREYSEL NEDENLER
1.OTOMATİK DÜŞÜNCELERİMİZ:
Bilişsel modele göre, insanın
duygularını ve bununla ilişkili fizyolojik ve
davranışsal tepkilerini etkileyen şey, herhangi
bir durumun kendisi değil, genellikle otomatik
düşüncelerle kendisini belli eden, o duruma
ilişkin yaptığı yorumlardır. Otomatik
düşünceler, daha belirgin düşüncelerle birlikte
bir akış içindedirler; herhangi bir durum
karşısında aniden ve kendiliğinden ortaya
çıkarlar. Bilinçli bir çaba ya da niyet yoktur.
Kişiler genellikle bunlarla ilişkili olan
duygularının farkındadırlar. Genellikle çok
kısa, gelip geçici, seri ve örtüktürler.
Sözcükler ya da imajlar şeklinde oluşurlar.
Kişiler genellikle bu otomatik düşüncelerini
üzerinde durmadan ve değerlendirmeden doğru
olarak kabul ederler. (Şahin, 2001)
Bu otomatik düşüncelerimiz bazen
duygu ve düşüncelerimizi ifade etmede çevreyle
iletişimde atılgan davranamama üzerine
olabilir.
v
Karşımdaki kişi benden
hoşlanmayabilir(endişe-normal bir duygu)
v
Aptalca bir şey söyleyebilirim.
v
Reddedilmekten korkuyorum.
v
Kendime güvenim yok
v
Başarısız olabilirim
v
Kıyafetim berbat
v
Aptal ve sorumsuzum
v
Çok çirkinim ve kişiliğim kötü
v
Ya söyleyecek bir şey bulamazsam
Buna benzer örnekleri
artırabiliriz. Yukarda da bahsedildiği gibi,
kişiler genellikle bu otomatik düşüncelerini
üzerinde durmadan ve değerlendirmeden doğru
olarak kabul ederler.
Bireysel Psikolojik Danışma:
Otomatik düşünceler insanın zihninde aniden
ortaya çıksa da kişinin temel inançları
saptandıktan sonra kolayca tahmin edilebilir bir
hale gelirler. Otomatik düşüncelere sahip
kişilerle, bilişsel terapi çalışmak daha
işlevseldir. Burada, bilişsel terapi yapan
terapistin amacı, işlevsel olmayan diğer
deyişle, gerçeği çarpıtan, kişiye duygusal
olarak acı veren ve/veya kişinin hedeflerine
ulaşmasını engelleyen bu düşünceleri bulup
çıkarmasıdır. (Şahin, 2001). Bundan sonra
yapılacak iş, bu düşüncelerin yerine daha
gerçekçi, işlevsel düşünceleri koymaktır. Bunun
için öncelikle;
A.
Danışmada,
danışanın kişiler arası ilişkilerdeki duygu,
düşünce, ihtiyaç ve haklarının belirlenmesi
sağlanır. Danışanın, olumsuz düşüncelerinin
yerine, aşağıdaki şekilde düşünceleri kazanması
amaçlanır.
·
“Ondan hoşlanıyorum”
·
“Kendi değerlerimin,
inanışlarımın, fikirlerimin ve duygularımın
olması hakkına sahibim”.
·
“Beni reddetti, teklifimi kabul
etmedi ama yine de ben önemliyim ve o beni
sevmese bile en azından benim kendimi sevme
hakkım var!”
·
“Düşüncelerim değerli”
·
“kendimi seviyorum
·
Başarabilirim
·
Kendi sorumluluklarımı
üstlenebilirim
·
Sosyal ortamlarda kendime
güveniyorum.”
·
“İnsanlara verecek çok şeyim
var.”
B.
Danışana, duygu ve
ihtiyaçlarını karşısındaki kişiye açması
gerektiği fark ettirilir.
·
Danışana bu adımda, olumlu ve
olumsuz duygu, düşünce ve arzularını karşıdaki
kişinin/kişilerinin hakkını göz ardı etmeksizin
ve bu konuda kaygı ve suçluluk duymaksızın ifade
edebilmesi amaçlanır. Bu durumu örneklerle
açıklayacak olursak;
Ø
Durum:
Ali, kütüphanede ders çalışırken, karşı masada
oturan kişiden çok etkilendiğini fark ediyor. O
kişinin aslında ideal tipi olduğunu ve bir
anlamda da tam hayalindeki, beklediği kız
olduğunu fark ediyor. Ve bu kızla tanışması
gerektiğini düşünüyor.
Girişken
Davranış:
Ali “ merhaba, iyi çalışmalar. Rahatsız
etmiyorsam
masanıza oturabilir miyim…” diyerek konuşmayı
başlatır.
Durum:
Arkadaşınız arabanızla kendisini eve bırakmanızı
rica
ediyor. Bu
sizin için uygun değil çünkü hem geç kaldınız
hem de
yolunuz
uzayacak.
Girişken Davranış
:
“ Şu anda bile geç kalmış durumdayım bu
Nedenle seni eve
bırakmam çok zor. Ama istersen seni otobüs
durağına
kadar
bırakabilirim”.
Durum:
Önemli bir telefon konuşması
yaparken bir arkadaşınız sizi
bölüyor.
Girişken Davranış :
“ Bu telefon konuşmasını bitirir bitirmez
seninle
konuşacağım.”
(Tuna, 2000)
C.
Danışanın kendi
gereksinimlerini, gerçekçi ve sorumluluk duygusu
içinde karşılamaya önem vermesi gerektiği fark
ettirilir.
·
İlk iki aşamadan sonra, danışanın
gerçekçi düşünceleri gittikçe artmaya başlar ve
hayatını daha işlevsel, sorumluluk sahibi bir
şekilde yönlendirmeyi, bir beceri ve alışkanlık
haline getirmeye çalışır.
2.BECERİ VE DAVRANIŞ EKSİKLİĞİ
Girişken olmayı engelleyen
bireysel nedenlerden biri de beceri, davranış
eksikliğidir. Bunun için danışana çeşitli
bireysel ve grupla müdahaleler yapmak uygundur.
İletişim ve girişkenlik konusunda sıkıntı
yaşayan bireylere, grupla psikolojik danışma
uygulaması tercih edilir.
Ø
Grupla psikolojik danışma :
“grupla psikolojik danışma, kişiler arası
ilişkilerin geliştirilmesini hedefleyen
üyelerin, duygu, değer ve tutumlarının üzerinde
durulduğu, ayrıca her bir üyenin davranışsal
amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmaya
çabalandığı, bu alanda yetişen bir psikolojik
danışman tarafından yürütülen profesyonel
terapötik bir yardım etme sürecidir”
(Voltan-Acar, 1993).
Ø
Bireysel Psikolojik Danışma:
Girişkenlik konusunda, beceri ve davranış
eksikliği gösteren danışanlar için davranışçı
kuramlar daha işlevsel olur.
Çünkü davranışçı tedavilerde
değişim hedefi olarak doğrudan doğruya
davranışlar seçilmiş, davranışı değiştirme
yöntemleri ise öğrenme kuramlarına
dayandırılmıştır.(Altıntaş, Gültekin, 2003).
Davranışçı psikolojik danışma
kuramlarında; bireyin davranışı odak noktasıdır.
Bireyin dolaysız olarak gözlenebilen ve
değerlendirilebilen uyumsuz davranışlarının
değiştirilmesi temeldir. Danışanın aktif
katılımı ve uygulanması öngörülen teknikleri
içerir. Birey sadece konuşma, hissetme ve
düşünme yerine faaliyete geçme ve uygulama
görevlerini de üstlenir. Uygulamalar ev ödevleri
şeklindedir. Doğal ortamda uygulama yapmanın
olanaksız olduğu durumlarda ise imgeleme veya
rol oynama teknikleri ile doğal ortam
simülasyonu yapılır.
Davranışçı kuramlarda; sistematik
duyarsızlaştırma, biçimlendirme, taşırma,
atılganlık eğitimi, kaçınma, model gösterme,
kendini denetim gibi teknikler kullanılarak
danışana, uygun ve işlevsel davranış
kazandırılmaya çalışılır. (Altıntaş, Gültekin,
2003)
ATILGANLIK BECERİSİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ÖNERİLER
› Konuşmaya başlamadan önce ne
söylemek istediğinizi düşünün. Bunu ifade
etmenin en iyi yollarını bulmaya çalışın
›İstemediğiniz sürece akraba,
arkadaş tanıdıkların size bir takım
düşünce,fikir yada davranışı empoze etmesine
izin vermeyin. Bunun yerine sizin ne
istediğinizi, ne düşündüğünüzü, hissettiğinizi
anlatın
› Düşüncenizi duygunuzu fikrinizi
açık kesin ve direk ifade edin Örn Şu an yalnız
kalmak istiyorum. O ödevi yapmakta ihtiyacım
var. Uygun bir zamanda bana yardım eder misin?
› Mantıksız isteklere hayır
deyin. Bir istek teklif ya da öneriyi geri
çevirirken bunu neden yaptığınızı açıklayın.
Teklifi geri çevirmek bahane uydurmak demek
değildir. O yüzden açık ve dürüst olun.
› Kendinizi ifade ederken vücut
dilinize(göz kontağı, beden duruşunuz yüz
ifadeniz ses tonunuz) dikkat edin.
Söyledikleriniz ile vücut dilinizin aynı mesajı
verdiğinden emin olun.
› Atılgan olmak bencil olmayı
gerektirmez. Başkalarının haklarına saygı
göstermeyi unutmayın
› Karşı tarafın sizi doğru
anlayıp anlamadığını, kendinizi doğru ifade edip
etmediğinizi kontrol edin. Böylece iletişimde
doğabilecek yanlış anlamaları önlemiş olursunuz.
› İçinizden gelmese de
başkalarıyla aynı görüşteymiş gibi davranmayın.
› Sosyal ortamlardan kaçmak için
bahaneler uydurmayın.
› Reddedilme korkusu içten
davranmanızı engellemesin.
› Yabancılarla konuşmaktan
kaçınmayın.Başkalarına soru sormak gerektiğinde
soru sorun.
›Satıcılardan utanıp reddetmeye
utandığınız için gereksiniminiz olmayan şeyleri
almayın.
› Kendinizi sevin ve
sorumluluklarınızı üstlenin.
› Kendi fikirlerinize
düşüncelerinize saygı gösterin. Başkalarının her
yaptığını yada söylediğini kabullenmeyin.
› Ortak bir karar alırken “Benim
için fark etmez “ yerine fikrinizi söyleyin.
› Espiri anlayışınız olsun ve
kendinize gülmeyi de öğrenin.
› Sizin ilgi alanlarınıza
deneyimlerinize yakın veya benzer olan
insanlarla ARKADAŞ OLUN.
› Kendinizi ifade edebileceğiniz
fırsatları kaçırmayın.
› Karşınızdaki insan size iyi
davranıyor diye kendinizi evet yanıtı vermeye
zorunda hissetmeyin.
› Kedinizi sıkıcı sevilmeye
değmeyen istenmeyen insan gibi hissetmenize
neden olan insanlardan ve durumlardan uzak
durun.
ATILGANLIK EĞİTİMİ PROGRAMININ AMACI
Kendisine güveni olmayan
,benlik kavramı olumsuz yönde gelişmiş
gerektiği durumlarda haklarını koruyamayan ,
hatta koruması gerektiğini dahi bilmeyen
Kimselerin eksik olan bu yönlerini giderme
amacını taşır. Nerede , nasıl ve ne yaparak
atılganca davranılacağı öğretilir.
Böylelikle birey atılgan ,
saldırgan ve çekingen davranışları ayırt eder.
Başkalarının olduğu kadar kendi haklarını tanır,
kabul eder ve saygı duyar. Heyecanını kontrol
eder. Etkili kişiler arası ilişkilerini
geliştirir, anlamlı ve yakın ilişkiler kurar.
Sözsüz davranış becerilerini geliştirir. Düşünce
duygu ve inanışları etkilice ifade eder.
Atılganlık eğitimi bireysel olarak yapılabildiği
gibi grup halinde de yapılabilir.
Atılganlık Eğitim programı
konusunda Ergenler için Grupla Psikolojik
Danışma Uygulamaları kitabından
yararlanılabilir.
Hazırlayan
Anakız YÖRÜK
Rehber Öğretmen Psikolojik Danışman
KAYNAKLAR
1 -Jean Ann Stevens.”Utangaçlığınızı
Yenin”Hyb Yayıncılık
2. Doğan, C.” Yeniden İnsan
İnsana”5. Baskı,Remzi Kitapevi, İstanbul
3. Öksüz, Y. “Duyguların Açılması
Eğitiminin Üniversite Öğrencilerinin Atılganlık
Düzeylerine Etkisi”
Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim
Fakültesi, Cilt 5, Sayı 2, 147-156
4.Aladağ, M. 2006 “Yakın
İlişkilerde Başlangıç Aşaması(Benlik
algısı-Girişkenlik-Çekingenlik-Reddedilmeyle
Başa Çıkma)-Psikolojik danışmanlık ve Rehberlik
Semineri” Ege Üniversitesi
5.Voltan
Acar,N “ PDR’de Yirmibeş Yıl” Nobel Yayın
Dağıtım |