|
ERGENLE İLETİŞİM
Ergenle sağlıklı bir iletişim kurabilmek; ergenlik dönemin
özelliklerini çok iyi bilmeyi ve iletişimin inceliklerine
hakim olmayı gerektirmektedir. İnsan, doğumu ile ölümü
arasında farklı gelişim dönemlerinden geçmekte beden
yapısına göre içinde bulunduğu yaşa göre bu dönemlerde
farklı özellikler göstermektedir.İnsan hayatı genel olarak
çocukluk, gençlik, yetişkinlik, orta yaşlılık, yaşlılık ve
ihtiyarlık olmak üzere altı evreye ayrılabilir.Bu evrelerden
diğerine geçişte kesin yaş
sınırları yoktur. Ergenlik, çocuklukla yetişkinlik arasında
kalan bir “ara dönemdir.” Gençlik belirli yaşlarla sınırlı
olmayan bir hayat dönemidir. Bununla beraber gençlik
kelimesi ergenlik yerine kullanılabilir. Buluğ (erinlik,önergenlik)
ergenliğin başlarındaki biyolojik-cinsel gelişme dönemidir.
Bilindiği gibi gençlik dönemi çocukluk döneminin sonu ile
yetişkinlik döneminin başlangıcında yer alır. Bu dönem de
hızlı ve sürekli bir gelişim ve değişim olmaktadır. Genç bu
dönemde anne-babası ve çevresindeki yetişkinler tarafından
ne tam yetişkin ne de çocuk olarak algılanmakta ve
anne-babalar gençlerin neleri yapıp neleri yapamayacağı
konusunda hem fikir olamamaktadırlar. Ergenlik dönemi
sorunların, çatışmaların olduğu çalkantılı bir dönemdir. Bu
durumu gençte meydana gelen; bedensel
,cinsel,duygusal,sosyal ve kişisel gelişimlerin yarattığı
farklılıklara bağlamak mümkündür.
! ! ! ! EYVAH BEDENİM DEĞİŞİYOR ! ! ! !
Ergenliğin başlangıcı cinsel değişme ve gelişmenin olduğu
cinsel özelliklerin kazanıldığı buluğ çağıdır. Buluğ çağında
gencin vücudunda boyunu ve yapısını değiştiren hızlı
değişiklikler olur,zihinsel yapısında ve ilgilerinde gelişme
görülür, hem kızlar hem de erkekler fiziksel ve fizyolojik
olarak cinsel gelişmelerini tamamlarlar.Kızlar erkeklere
göre iki yıl önce buluğa ererler. Erkek çocukların cinsel
olarak olgunlaşmaları ortalama 13 yaşlarında başlayıp iki
yıl kadar sürer. Kızlar 11-12 yaşlarında buluğ çağına
girerler ve erkeklere göre daha kısa zamanda cinsel
olgunluğa ulaşırlar. Kızlarda ergenliğe girerken en önemli
değişiklik adet kanamasıdır. Erkekler de ise üreme organı ve
testislerin büyümesidir. Bu dönem de erkek üreme hücresi
sperm üretmeye başlar. Ayrıca beden yapısındaki gelişmeler,
seslerin değişmesi,yüzdeki sivilcelerin artması, vücutta
kıllanma, ter bezlerinin çalışmasının artması, vücut
kokusunun belirginleşmesi gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüsler
de düğümcüklenme,cinsel rüyalar ikincil cinsel
gelişmelerdir.
DUYGULARIM ALLAK-BULLAK
Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı
oluşu, biyolojik-cinsel değişmeye eşlik eden hormonal
salgılar buluğda ve onu izleyen yıllardaki ergenin hem
duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin
farklılıklar sergilenmesine neden olur.Duyguların
yoğunluğunda artış, Duygularda istikrarsızlık,aşık olma,
mahcubiyet ve çekingenlik, aşırı hayal kurma,tedirgin ve
huzursuz olma, yalnız kalma isteği,çalışmaya karşı
isteksizlik, çabuk heyecanlanma gibi durumlar yaşanır.
Ergenlik dönemindeki bireyin duygusal durumunu belirleyen en
önemli etken başkaları tarafından sevilme ihtiyacı ve
başkalarına sevgi gösterme kapasitesidir. Anne-babaların
çocuklarına olan sevgilerini açık bir şekilde ifade
etmeleri,ergenler için önemli bir güven kaynağı olmaktadır.
Sevgiden mahrum bir şekilde büyüyen ergenler dikkatleri
üzerine çekip ilgi merkezi olmak için uyumsuz davranabilir
veya isyankar davranabilirler. Öfke ve kızgınlık ergenlikte
yoğun yaşanan duygulardandır.Bağımsızlık isteklerinin
engellenmesi, baskıcı otoriter tutum, evdeki
yasaklar,kısıtlamalar ergeni öfkelendirir. Ergenlere üzüntü
veren ve onları kıran öfkelendiren bir durum da özellikle
akranlarının yanında tenkit edilmeleri ve azarlanmalarıdır.
Ergen, karamsarlık, huzursuzluk ve iç sıkıntısı gibi hoşa
gitmeyen duygulardan bunalır. Kendisine güvenecek ve bu
duygusal durumların yaşa bağlı, ve geçici olduğunu anlatacak
bir anne-babaya ihtiyacı vardır.Anlaşılmamak ergenin en
belirgin sorunlarındandır.Anne-babanın gencin söylediklerini
onu eleştirmeden,küçümsemeden ve yargılamadan dinlemesi ve
böylelikle kendisini anlatmasına fırsat tanıması genci
rahatlatacaktır.Özellikle karşı cinsle ilgili hayal
kırıklıklarında genç kendisini anlayacak birine ihtiyaç
duyar. Anne ve babanın genci istediğinden farklı alanlara
yöneltmesi, onu başkaları ile kıyaslaması, ona akranları
yanında kaba davranması, sık sık eleştirmesi ve çocukların
yanında birbirleriyle kavga etmesi, genci kaygılandıran ve
iletişimi bozan anne-baba davranışlarıdır.
ANNE-BABA BENİ ÖZGÜR BIRAK
Sosyal gelişme, kişinim içinde yaşadığı toplum tarafından
kabul edilebilir.biçimde davranmayı öğrenme sürecidir. Bir
gruba ait olma duygusu sosyal gelişme için önemli bir
duygudur.Ergende bir grubun üyesi olmak ister. Girmek
istediği çevre tarafından benimsenmek genç için oldukça
önemlidir. Sosyal gelişme için ergenin akranları ile beraber
olmasına ihtiyacı vardır. Bu dönemde annenin-babanın ve
diğer yetişkinlerin dünya görüşleri reddedilir. Arkadaş
çevresinin değerleri ve dünya görüşü genç için önem kazanır.
Ergenin arkadaş ilişkileri anne-babası ile kuracağı
ilişkilerden farklıdır. Akranlarıyla kurduğu ilişkide
eşitlikçi bir sosyal temas vardır. Anne-baba ile olan ilişki
ebeveyn otoritesine dayalıdır. Konuşmak veya çene çalmak
ergenlik çağında oldukça önemli bir davranış biçimidir.
Konuşma konusu karşı cins veya spordur. Bu dönemde okul ve
ders çalışma, arkadaş ilişkileri, gezme ve izin, oyun ve boş
zaman faaliyeti,giyim
ve süslenme gibi konular yaşanan en önemli sorun
alanlarıdır.Yine anne-babaların ergenlerin arkadaşları ile
ne yaptıklarını bilmek istemeleri çatışma
konularındandır.Ergenlik dönemindeki genç tutum ve davranış,
tutum ve davranışlarını örnek alacağı kendisini onlarla
özdeşleştireceği uygun bireylere ihtiyaç duyar. Modelin
kişiliği sosyal gelişim açısından önemlidir. Ergen için en
etkili örnekler Kendi anne ve babasıdır.
BEN KİMİM-BANA NELER OLUYOR
Kişilik, bireyin sosyal, ahlaki, zihinsel ve fiziksel
özelliklerinin dinamik bir bütünleşmesidir. Ergenin kimliği
çocukluktan itibaren yapılan özdeşimlerle yavaş yavaş
gelişir. Ergenlik yıllarında kişi kendisine “Ben kimim?”,
“Ne olmak istiyorum?”,” Nasıl davranmalıyım?”, “Hangi yaşama
biçimi doğru?” şeklinde sorular yöneltir ve bu sorulara
cevap arar. Verilen cevaplar doğrultusunda bireyin dünya
görüşü iyilik ve doğruluk anlayışı dini inancı ve değerleri
biçimlenmeye başlar. Anne-baba tutumları ergenin kişilik
gelişimini etkilemektedir. Otoriteye karşı olma, söz
dinlememe,eleştirme, hata bulma gencin
tutumlarındandır.Ergenlik döneminde Anne-baba tarafından
bazen çocuk, bazen yetişkin gibi algılanan çocuk ne zaman ne
şekilde davranacağını bilemez. Gelişmekte olan
bedenine,cinsel ve duygusal değişimlerine ayak uyduramaz,
kimlik karmaşasına düşebilir. Yetişkinin baskılı ve
disiplinli davranmaktan çok gence karşı sevgi gösteren,
güven veren, önemseyen ve değer veren bir tutum içine
girmesi onun kimlik geliştirmesini kolaylaştırır. Ergen,
birbirinin karşıtı ikizli duygular dile getirebilir.
Yetişkinin uzaktan denetimine ihtiyaç duyar. Aynı zamanda
anne-babanın ve yetişkinin güvenini kazanmaya, kendisine
güvenilen bir insan olmaya ihtiyaç duyar. Kendisine güven
duyulmaması onda kaygı yaratır.
İLETİŞİM
İletişim, nitelikleri ne olursa olsun iki
sistem arasındaki bilgi alış verişi olarak tanımlanabilir.
Burada en önemli olan nokta iletişimde bilgi aktarımının iki
yönlü olmasıdır. Bilgi aktarımı tek yönlü ise bilgilendirme,
çift yönlü ise iletişim olarak adlandırılır. Dolayısı ile
bireyler arasındaki her konuşma iletişim olarak
tanımlanamaz. Ana babaların, çocuklarına, öğretmenlerin
öğrencilerine birtakım emirler verip, karşı tarafın yani
çocuklarının ya da öğrencilerinin tepkilerini dikkate
almamaları iletişim olarak kabul edilemez. Anne babalar ya
da öğretmenler genelde gençlerle iletişim kurduklarını
sanırlar. Ergenlik dönemine giren çocuğun ailesiyle olan
ilişkisi gerek yapı gerekse nitelik bakımından değişiklikler
gösterir. aile ve ergen arasındaki ilişkinin değişmesi ile
birlikte iletişim de farklılaşır. Bu dönemde çocuk anne ve
babayı adeta terk ederek özgün bir birey olma yolundadır.
Çocukluk dönemindeki gibi model alınan artık aile değil aile
dışındaki nesne ve kişilerdir. Ergen, artık kendini bir
kişilik olarak tanıtıp öyle görünmek ister. Ergenlik
döneminde ebeveyn-ergen ilişkisinde iletişimi koparmamak ön
koşuldur. Anne babanın içine düştüğü en büyük yanlış, çocuğu
ile farklı yaş dönemlerinde hep "aynı" tarzda
konuşmalarıdır. Ancak çocuk sürekli büyüme ve gelişme
içindedir. Büyüme ve gelişmenin kaçınılmaz sonucu ise,
değişimdir. Çocuk değişir; ama aile çocukla iletişimde aynı
konuşma tarzını sürdürür. Ergenlerin çoğu daha arttırılmış
bir özgürlük, bağımsızlık ve sorumluluk isterler ve buna da
genellikle hazırdırlar. Onları etkileyen karar verme
süreçlerine daha çok katılmak ve hayatlarını daha fazla
kontrol edebilmeyi isterler. Artık ait olmak istemedikleri
çocukluk dönemi kurallarının, tekrar onlarla
tartışılarak, tanımlanmasını ve kendi ihtiyaçlarına uygun
olarak yenilenmesini isterler. Bu süreç içinde, ebeveynlerin
ergeni tanıması ve anlaması, ergen ile arasındaki iletişime
bağlıdır. Ergen ile iyi bir iletişim kurmak isteyen ebeveyn
onunla nasıl konuşması gerektiğini ve onu nasıl dinlemesi
gerektiğini bilmelidir.
İLETİŞİMDE DİNLEME
İletişim sisteminin temel öğelerinden biride dinlemedir.
İnsanların birbirleri ile karşılıklı iletişim ve
etkileşimlerini devam ettirebilmeleri konuşmaya olduğu kadar
dinlemeye de önem vermeleri ile mümkündür.İyi bir
dinleyici,iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini
değil ,yüzü eli,kolu ve bedeniyle yaptıklarını da duyar.
Çünkü yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin duruş
tarzı,sesin tonu gibi sözsüz mesajlar kullanılarak da
iletişim kurulur.
Etkin Dinleme:Etkin dinleme dinleyenin,
anlatılanı yalnız duyduğunu değil aynı zamanda doğru olarak
anladığını da gösterir. Bu yüzden bu yöntem en sağlıklı
iletişim yöntemi olarak kabul edilir. Konuşan bireyin
söylediği sözleri açarak tekrar etmekten ibaret olan
katılımlı dinleme insanlar arasında yalın, daha anlamlı bir
ilişkinin gelişmesine fırsat verir.
Sessizlik (edilgin dinleme): Kabul etmiş olmayı ifade eden
sözsüz bir mesajdır. Diğer bir kişiyi dinlemek o bireye
saygı gösterildiğini anlatır ve sağlam bir ilişki
kurulmasına yardımcı olur.
Kabul ettiğini gösteren tepkiler: Bunun için sözlü
mesajlarımızın (Yaa!, anlıyorum, evet öyle mi?) yanı sıra
beden dilimiz (Kafayı sallamak, öne doğru eğilmek, vb.) ve
sözsüz mesajlarımızda önemlidir.
Kapı aralayıcılar ve konuşmaya davet: Bu yöntem
dinleyicinin kendi düşünce, duygu ve yargılarını ortaya
koymadan, ergenin kişisel duygu, düşünce ve
yargılarını ortaya çıkarmaktadır.
Açık uçlu sorular: "Ne, neler, nasıl?" sorularıyla olay
hakkındaki duygu ve düşüncelerin daha net ortaya çıkması
hedeflenir. Sorulmaması gereken sorular
ise "niçin ve neden?" sorularıdır.
Empati:Kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyması
olaylara onun bakış açısıyla bakması duygu ve düşüncelerini
doğru algılayarak onun hissettiklerini hissetmesi ve bunu
ona iletmesi sürecidir
İletişimde Etkin Dinlemenin Önemi
Ergenin olumsuz duygularının kabulünü sağlar. Ergenin
sahip olduğu olumsuz duygulardan dolayı rahatsız olmasını
engeller.
Ergenin duygularını ifade etmesine yardımcı olur. Ergen
yaşadığı duygusal karmaşa nedeniyle duygularını tanımlayıp,
ifade etmekte zorlanır. Etkin dinleme
yöntemi, ergenin anlaşıldığını hissettirdiği için
duygularını açmasını sağlar.
Yetişkin ve ergen arasında sıcak bir ilişki kurulmasını
sağlar. Anne ve babası tarafından dinlenen ve anlaşılan
ergen kendini iyi hisseder ve onlara karşı olumlu duygular
besler.
Sorunların çözümlenmesini sağlar. Konuşmayı kolaylaştıran
ve konuşanın çözüm bulmasını sağlayan etkili bir yöntemdir.
Etkin dinleme ergene, problemine çözüm yolları bulmasında
yardımcı olur. Tavsiyeler, mantık, emir v.b. mesajlar,
çocuğa olan güvensizliği ifade ederken, etkin dinleme
sayesinde daha sorumlu ve bağımsız birer birey olurlar.
Ergenlerin anne babaların düşüncelerine değer vermelerine
yardımcı olur. Anne ve babası tarafından dinlenen ergen,
onların mesajlarını da dikkate almaya
başlar.
Ergenin bireysel farkındalık sağlamasına yardımcı olur.
Ergenin kendisini daha iyi tanıyıp anlamasına yardımcı olur.
İLETİŞİM DİLİ
Sen Dili-Sen Mesajı
Sen mesajı iletişimi engeller. Sen Mesajı, sen
dilidir.Genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır.
Anne-baba ve çocuk arasında meydana gelen anlaşmazlıklar,
çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucunda oluşur.
Çocuğun olumsuz davranışları yada sözleri anne-babada
hoşnutsuzluk, kızgınlık gibi duygular yaratabilir. Bu
duygular karşısında genellikle aniden ve sözel olarak şöyle
ifade ederler. “Ne laf anlamaz çocuksun”,”Sana bin kere
tembih ettim”,”Neden dikkat etmiyorsun?”, “Geri
zekalı”,”Salak sen de”gibi.Dikkat edilirse burada kullanılan
ifade tarzı çocuğa yönelik sen-mesajı,sen-kelimesi yani
sen-dilidir. Sen-dili mesajlarının odak noktası karşı
taraftaki kişidir. Çünkü mesajı gönderen kişi o andaki
olumsuz davranış hakkında neler düşündüğünü yada davranışın
kendisini nasıl etkilediğini belirtmez.
Ben Dili- Ben Mesajı
Kişinin kendini rahatsız eden davranışın tanımını yapan ve
bu davranışın kendisinde nasıl bir duygu uyandırdığını ifade
eden söyleyiş biçimidir. Ben dili anne-babanın çocuğun
olumsuz davranışı sırasında yaşamakta olduğu etki ve
duyguları açıklayan dürüst ve sorumlu bir kızgınlık
ifadesidir. Ben dili ile konuşmak duygu ve düşünceleri
anında ilettiği için kullanan kişiyi rahatlatır. “Neden
böyle yaptın ” yerine “Bu davranışına çok içerledim”
Kızgınlık ve öfke gibi birikimleri önler. “Arsız anneyle
böyle konuşulur mu?” yerine “Bana bu şekilde Konuşman beni
kırıyor.” Annenin de beklentileri, hakları ve duyguları
olduğunu açıklar.
İLETİŞİM ENGELLERİ
1. Emretme, yönetme: “Söylenmeyi bırak da bir an önce
ödevini yap”
2. Ahlak dersi/vaaz verme: “Senin sorumluluğun ders
çalışmaktır.”
3. Mantık yoluyla inandırma, tartışma:“Gerçek şu ki sınava 3
hafta kaldı, buna göre ders çalışman gerekir”.
4. Uyarma, tehdit etme, gözdağı verme:“Ya bu sınavı verirsin
ya da seni bakkala çırak olarak veririm”
5. Öğüt verme, çözüm üretme, fikir verme:“Öncelikle yapman
gereken ders çalışma saatlerini planlamak. Ondan sonra
planına uyman gerekir.”
6. Tahlil etme, tanı koyma:“Aslında sen ders çalışmak
istiyorsun ama işine gelmiyor.”
7. Övme, görüşüne katılma, teşhis koyma:“ İyi çok güzel de
artık bebek değilsin ki. Sen artık ilkokula gidiyorsun, ders
çalışmalısın.”
8. Ad takma, gülünç duruma düşürme:“ Bırak ağlamayı sulugöz”
9. Yargılama, Eleştirme, suçlama:“Sen zaten her işte
tembellik yapıyorsun”
10.Konu değiştirme, işi alaya vurma:“ Maşallah pek
akıllısın” “İstersen sonra konuşalım.”
11. Güven verme, teskin, teselli etme:“Ödev yapmak istemeyen
tek çocuk sen değilsin.”
12. İnceleme, araştırma, soruşturma:“Neden ödev yapmak
istemiyorsun?”
ANNE-BABALARA
Seninle değer verdiğim ve sürmesini istediğim bir ilişkimiz
var. Ama yinede her birimiz kendine özgü gereksinimleri ve
bunları karşılamaya hakkı olan ayrı bireyleriz
gereksinimlerini karşılarken sorunların olunca, benim
çözümlerimi sunma yerine, kendi çözümlerini bulmanı
kolaylaştırmak için seni anlayışla dinleyeceğim.
Benimkilerden farklı olsalar bile, kendi inançlarını seçme
ve kendi değerlerini geliştirme hakkını saygı göstermeye
çalışacağım. Buna karşın davranışın benim gereksinimlerimi
karşılamamı engelliyor ve bu yüzden seni kabul edemiyorsam,
bu sorunumu seninle paylaşıp sana karşı dürüst ve açık
olacağım. Çünkü, senin benim gereksinimlerime saygı duyup
beni dinleyeceğine ve yapabilirsen davranışlarını
değiştirmeye çalışacağına güveniyorum. Aynı şekilde bazı
davranışlarım kabul edilemez gelince, bana bunu açık ve
dürüstçe söylemelisin. Ki ben de davranışlarımı değiştirmeye
çalışabileyim. Her ikimiz de birbirimizin gereksinimlerini
karşılamak için davranışlarımızı değiştirmezsek, ilişkimizde
gereksinim çatışması çıkabilir. Böyle zamanlarda çözüm için
ikimizden birinin güç kullanmasına izin vermeyelim. Senin
gereksinimlerine saygı duyuyorum, ama kendiminkilere de.
Çatışmamıza ikimizin de kabul edebileceği bir çözüm bulmaya
çabalıyalım. Böylece senin gereksinimlerin de
karşılanacak,benimkiler de; ikimiz de kaybetmeyip
kazanacağız. Bu yolla gereksinimlerini karşılarken
kişiliğini geliştirmeyi sürdüreceksin, ben de öyle. İkimiz
de mutlu olduğumuz için ilişkimiz hep sağlıklı kalacak.
Birbirimizle olan ilişkimizi karşılıklı saygı, sevgi,
dostluk ve barış içinde sürdüreceğiz.
Hazırlayan: ANAKIZ YÖRÜK
Psikolojik Danışman
KAYNAKLAR:
1-Dr. Thomas Gordon”E.A.E(Etkili Anababa
Eğitiminde)Uygulamalar”
2-Yener Özen”Sorumluluk Eğitimi”
3-Prof.Dr. Adnan kulaksızoğlu “Ergenlik psikolojisi”
4- Prof.Dr. Haluk Yavuzer“Çocuk eğitimi El Kitabı”
5-Doğan Cüceloğlu”Yeniden İnsan İnsana”
|
|