ÇOCUK EĞİTİMİNDE ÖDÜL VE CEZANIN YERİ

 

İnsanoğlu doğumundan itibaren yaşamını düzenli ve sağlıklı bir biçimde sürdürebilmek için kurallara ihtiyaç duyar. Dolayısıyla hayatımızın her alanında kurallar mevcuttur. Yazılı yazısız birçok kural; aile içinde, okulda, oyunlarda... Her alanda. Bu nedenle de disiplin çocuk eğitiminin önemli bir parçasıdır, ancak çocuğun yaş ve gelişimine uygun şekilde olmalıdır kuşkusuz

         Birçok insan tarafından, çocuklarını cezalandırma, baskıda bulunma, tehdit etme gibi olumsuz kavramlar içeren bir anlamda kullanılmasına karşın disiplin, uygun davranışa yönlendirme, uygun olmayan davranışı söndürme amaçlı bir eğitim anlayışıdır. Disiplin kavramı denetim ve kontrol kavramlarını içine alır. Çocukluğun ilk yıllarında dıştan denetim büyüdükçe içten denetime dönüşür. Eğitimin amacı da bu dönüşümü sağlayabilmek, düşünen, bağımsız davranabilen ve sorumluluğunu alabilen çocuklar yetiştirebilmektir.

         İçten ve dıştan disiplin konularını biraz açalım. Dıştan disiplin; başkalarının koyduğu (anne ve babaların, öğretmenlerin yani otoritenin koymuş olduğu) kuralları ifade eder. Kurallar konulurken çocukların görüşlerine yer verilmez ve harfi harfine kurallara itaat etmeleri beklenir. İçten disiplin;  kuralları koyan ve kurallara uyan kişi aynıdır. Kişi kendini yönetir. Duruma göre esneklik vardır, kurallar sıkıntı vermeye başladığında değiştirilebilir.

         Disiplin sağlamada ebeveynin ve öğretmenin çocukla iyi iletişim kurması çok önemlidir. Sevilen ve kişiliğine saygı duyulan çocuk, başkalarını sever ve onlara saygı duyar. Böylelikle sevgi ve saygı, erken gelişim yılları boyunca disiplinin temelini oluşturur. Bu nedenle de okul öncesi dönemin özel bir önemi vardır. Bebeklikten itibaren çocuklara kuralları ve sınırları öğretmek, uyku, yemek, temizlik vb. konularda bir düzen oluşturmasını sağlamak çok önemlidir. Çocuğun her türlü ihtiyacını karşılayabileceği becerileri kazandırma konusuna çok fazla önem verilmelidir.

         Dengeli bir sistem olarak disiplin, çocuğun kendisini kontrol edebilmesini sağlama anlamına gelir. Bu kontrol, iç denetim mekanizmasını yerleştirmek ve geliştirmek çok önemlidir.

 

İç denetimi kazandırabilmek için neler yapılabilir?

ü     Öncelikle çocuklara olumlu yaklaşım gerekmektedir. Ne de olsa tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

ü     Kurallar neden vardır ve ne işe yarar? Çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak çok iyi anlatmak gerekir. Çocuğun kuralların gerekçesini benimsememesi halinde kurallara uymaması doğaldır.

ü     Çocuk, kurallara uymamanın sonuçları önceden bilmelidir, bilmiyorsa mutlaka bilmesi sağlanmalıdır. Sonuçların neler olabileceği konusunda çocukların bizzat kendilerinin düşünmesini, çıkarımlarda bulunmalarını sağlamak çok daha iyidir. İç denetimi kuvvetlendiren bir uygulamadır ve çoğunlukla ödül ceza gibi yöntemlerden çok etkilidir.

ü     Mümkün olduğunca çocuklar, kuralların koyulması sürecine dâhil edilmelidir. Kuralları benimseyen çocuk kurallara uyma aşamasında çok daha uyumludur.

 

Çocuk, gelişimi süresince bazı yönlendirmelere gereksinim duyar. Doğru davranışların, başarıların, sürdürülmesi istenen davranışların onaylanması; istenmeyen davranışların ve yanlışların söndürülmesi için onaylanmaması önemlidir. Ancak her iki yöntemin de uygun kullanılması ve yarar sağlanabilmesi birçok şarta bağlıdır. Bu şartlar yerine getirilmezse yarardan çok zarar getirir. Ceza ve ödülün amacı çok önemlidir. Öncesinde amacı tanımlamalı, kendi isteklerimiz ve hayallerimiz için asla ödül ve ceza vermemeliyiz.

           

Cezanın Etkili Olması İçin

Gereken Şartlar

Ödülün Etkili Olması İçin

Gereken Şartlar

1. Çocuk cezayı yoksun bırakıcı,   tehlikeli ve acı verici olarak algılamalıdır.

1. Çocuğun, denetleyenin denetimine girebilmesi için (denetleyenin istediği davranışı yapması) onun elindeki bir şeyi çok fazla istemesi gerekir.

2. Ceza yeteri kadar caydırıcı olmalıdır.

2. Denetleyen kişinin verdiği ödül çocuk tarafından gereksinimini karşılayan bir şey olarak görülmelidir.

3. Çocuk cezadan kaçamamalı ya da ceza verene kişiye bağımlı olmalıdır.

3. Çocuk, ödülü almak için denetleyen kişiye bağımlı olmalıdır. (Denetlenen gereksinimini kendi kendine karşılayamamalı)

4. Ceza, kabul edilmeyen davranışın hemen arkasından gelmelidir.

4. Ödül, istenen davranışın hemen arkasından gelmelidir.

 

Gerçekten ödül veya ceza vermek gerektiğini düşündüğümüzde yukarıdaki şartları hatırlamalı ve öyle kullanmalıyız.

 

ÖDÜLLENDİRME ŞEKLİ NASIL OLMALI?

 

þ    Bebeklik döneminde ödüllendirme şekli; öpme, okşama, sevme, kucaklama, onunla oynama, gezdirme, onunla meşgul olma, onunla konuşma, onu sevdiğini hissettirme vb. Bu davranışların normal zamanda yapılması zaten gerekli olmakla birlikte ödüllendirilmek istendiğinde özellikle yapılması çok önemlidir.

þ    Okul öncesi dönemde ödüllendirme şekli; öpme, okşama, sevme, kucaklama, onunla oynama, onunla gezme, birlikte vakit geçirme, söz olarak onaylandığını vurgulama, onun hoşuna gidecek iltifatlar söyleme, onun sevildiğini hissettirme, onun gelişim dönemine uygun oyuncak ve hediyeler alma ( bu hediyelerin manevi değeri ön plana çıkarılmalıdır)

þ     Okul döneminde ödüllendirme şekli; öpme, okşama, sevme, onunla oynama, onunla birlikte gezme, onaylandığının hissettirilmesi, onun kabiliyetlerini ön plana çıkaracak program ve aktivitelere yönlendirme, onun hoşuna gidecek iltifatlar söyleme vb.

Bütün bu ödüllendirmeler ve onaylamalar çoğu zaman çocuklara uygulanmalıdır ama ödüllendirme özellikle onaylanması gereken davranışlar için vurgulanmalıdır. Şunu belirtmekte yarar var, en iyi ödüllendirme maddi ödüllendirme yerine duygusal ödüllendirmedir. Sürekli maddi ödüllere alıştırılan çocuğa, gün gelecek en pahalı hediyeler bile doyum vermeyecektir. Ama anne babasının öpmesi, kucaklaması, gezdirmesi, onunla oynaması, ona güzel sözler söylemesi şeklindeki ödüllendirme ise en sağlıklı ve en başarılı ödüllendirmedir.

 

CEZALANDIRMA ŞEKLİ VE AŞAMALARI NASIL OLMALI?

 

þ    Çocukların ilk yaptığı hata eğer çok büyük sonuç doğurmayacak şekilde ise uyarı şeklinde anne babanın müdahalede bulunması gerekir. Bu yeri geldiğinde anlık bir kaş çatılması şeklinde de olabilir. Bu çocuğa mesaj olarak yaptığı davranışın onaylanmadığı tepkisinin iletilmesidir.

þ    Yapılan hatanın şiddeti artmış ise ve/veya tekrarlayan hatalar ise çocuk ile yaşına uygun bir şekilde bu durumun hatalı olduğu ve doğrusunun ne olduğu, davranışın tekrarı halinde zararının neler olacağı konuşulmalıdır. Bu açık olarak bu davranışın istenmediğinin belirtilmesidir.

þ    Yapılan hatanın devamı durumunda, hatanın büyüklüğü ne olursa olsun anne baba, çocuğu ile sevgi dolu ve ılımlı bir ortam oluşturarak, çocuğa yönelik aşırı tepki ve yargılamadan kaçınarak yeniden konuşmalı, çocuğa bu davranışın tekrarı halinde ne türlü cezaları alabileceğini belirtmelidir. Ancak “ceza” kelimesinin doğrudan kullanımından kaçınmak gerekir. Kesinlikle durum mücadele ve tartışma ortamına dönüştürülmemelidir. Çünkü bu ortam iki tarafa da zarar verecek, ilişkiyi zedeleyecektir.

þ    Çocukla konuşulmasına rağmen, ikazlara aldırış etmeden sürdürdüğü yanlışlarda, anne babanın ısrarla bahsettiği cezayı uygulaması gerekir. Burada önemli olan nokta şu ki, kesinlikle yapılamayacak cezalandırma yöntemi çocuğa söylenmemeli, ancak cezalandırmayı yapmak istemedikleri veya yapamadıkları zamanlarda hafifletici sebepler ile bir karşılık sonucunda affetmelidirler ( örn: ceza olarak TV seyretmesi yasaklanan çocuğa, odanı toparlarsan seni affedebilirim demek gibi ). Cezalandırmanın şekli ise burada önem kazanmaktadır. Önerilen cezalandırma yöntemi, çocuğun sevdiği şeylerden mahrum edilmesi şeklindedir. Veya odasında yalnız olarak iki-üç dakika beklemesi gibi basit cezalandırma tekniklerinin kullanılması da uygun olur. Şekli nasıl olursa olsun cezalandırma, çocukların gururu incitilmeden ve özgüvenleri zedelenmeden uygun bir şekilde yapılmalıdır.

þ    Alınan tüm önlemlere rağmen önüne geçilemeyen sıkıntılar için anne babaların mutlaka bir uzmana başvurması gerekir. Çünkü bu durumlarda davranış bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, çocukluk çağı depresyonları, uyum güçlükleri gibi sorunlar eşlik ediyor olabilir.

 

FİZİKSEL CEZA

Kesinlikle eğitimle bağdaşmayan, hiçbir faydası olmayan, ancak pek çok zararı doğuran olumsuz bir uygulamadır.

Fiziksel ceza uygulanan kişi açısından;

û      Doğru davranışı öğrenmek yerine yanlış olan davranışı öğrenecektir. Bu olumsuz model dolayısıyla, karşısına çıkan problemleri saldırganlıkla çözmeye kalkışacaktır.

û      Ceza veren kişi ile aynı ortamda olmadığı zaman çocuk, olumsuz davranışı büyük olasılıkla yineleyecektir. Sadece o kişi yanındayken cezadan kaçınmak için olumsuz davranışı bastırır.

û      Fiziksel ceza uygulandığında, çocuk yaptığı davranışın bedelini ödediğini varsayarak davranışını düzeltmek adına bir şey yapmasına gerek kalmadığını düşünecektir.

û      Fiziksel olarak güçsüz ve aciz olduğunu hissedecek ve özgüveni sarsılacaktır.

Korkutma, tehdit etme, bağırma, alay etme, küçümseme gibi olumsuz davranışlar da çocuğun özgüvenine darbe vurmaktadır. Bu yöntemler kesinlikle istenmeyen davranışı ortadan kaldırmaz ve yine kesinlikle istendik davranışı yerleştirmez. Yine bu başlık altında değinilmesi gereken çok önemli bir diğer konu da sevgiyi esirgeme, sevgiden yoksun bırakma cezası. Çocukla konuşmamak, küsmek, çocuğu görmezden gelmek, artık onu sevmediğini söylemek sevgiyi esirgeme durumlarıdır. Bu durumlar da yine çocuğun benlik saygısının düşmesine sebep olur.

Fiziksel cezayı uygulayan kişi açısından baktığımızda, kişi cezadan sonra yoğun pişmanlık ve suçluluk duygusu yaşayabilir ve tutarsız davranışlar göstermesine sebep olabilir. Örneğin: Çocuğu, ikazlara rağmen ödevini yapmayan bir annenin çocuğuna tokat atması; daha sonra yoğun pişmanlık duygusuyla çocuğuna en sevdiği pastayı yapması ve onu mutlu etmek için çaba göstermesi gibi. Çocuk böyle bir durumda ödevini yapması gerektiğiyle ilgili hiçbir mesaj almaz.

Amacımız, çocuklarımızın dıştan ödül ve cezalarla kontrol edilen bireyler olmalarını sağlamak değil; kendi ödüllerini içlerinde yine kendilerinin bulmasını sağlamak olmalıdır. Doğruyu bulan yanlışı da mutlaka öğrenir…

                                                                                     Hazırlayan:

                                                                                     HANİFE ÖZCAN

                                                                                     Psikolojik Danışman

KAYNAKLAR:

1.     GORDON, Dr. Thomas , Çocukta İç Disiplin Mi, Dış Disiplin Mi?, Sistem Yayıncılık

2.     www.annenotlari.com

3.     www.bebislerimiz.com

4.     www.cocukaile.com

5.     www.dersimiz.com