|
STRES VE STRESLE BAŞA ÇIKMA
|
Stres insanın ortaya çıktığı ilk zamandan beri var olmasına
rağmen özellikle son otuz yıl içerisinde evrensel bir ilgi
odağı haline gelmiştir. Bu ilginin nedenleri stresin insan
sağlığı ve iş yaşamındaki performansını olumsuz yönde
etkilemesinden kaynaklanmaktadır.
Bugün çalışma hayatındaki bireyler, başarılı olmanın
yarattığı bir baskı ve gerilimin altındadır ve bu baskı ve
gerilimler en üst düzey çalışandan en alt düzey çalışana
kadar herkes için geçerlidir. Öyleyse stres bir zorlanma,
bir yüklenmedir. Ancak stres aynı zamanda yaşamın ayrılmaz
bir parçasıdır. Bazı araştırıcılara göre stresten kurtulmak
ancak ölümle mümkün olmaktadır. Buradan çıkarılacak sonuç
ise, stresin her zaman var olduğu ve ancak bizler onun
farkında olup yönetebildiğimiz zaman bizim için yararlı
olduğudur.
Bir başka özellik ise, stresin bireye özgü bir olay
olmasıdır. Şöyle ki aynı stres yaratıcısına iki kişinin
verdikleri cevaplar farklı olacaktır, zira aralarında
bireysel farklılıklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca
kişilerden biri strese girerken diğeri girmeyebilecektir.
Dolayısıyla stres bireylerin onu algılama durumlarıyla sıkı
sıkıya bağlıdır. Peki o zaman hangi faktörler bizlerde
strese neden olur diye soracak olursak, hemen hemen her
föktör bunun cevabıdır diyebiliriz. Şöyle ki:
1. FİZİKSEL STRES KAYNAKLARI
· Sıcak
· Soğuk
· Gürültü
· Kötü çalışma şartları ve donanım
· Yangın
· Trafik
· Şiddet
· Kişinin hasta veya rahatsız olması
2. SOSYAL STRES KAYNAKLARI
A) Sosyal, ekonomik ve politik koşullar
· İşsizlik
· Enflasyon
· Kira sorunu
· Vergiler
· Yüksek suç oranı
· Çevre kirliliği
· Teknolojik değişiklikler
B) Aile ortamı
İş yükünün paylaşılması
Kıskançlık
Cinsiyet rolleri
Farklı değerler
Ailede ölüm veya hastalık
Farklı yaşam tarzları
Maddi sorunlar
C) İş ve kariyer
Yetiştirilmesi gereken işler
Yanlış anlaşılmalar
İş seyahatleri
İşin bölünmesi
Rekabet
Kendini kabul ettirme çabası
Eğitim
D) Kişilerarası ve çevresel ilişkiler
Farklı değer yargıları
Zorunluluklar
Bekleme ile geçen zaman
Kötü servis
Sigara içen ve içmeyenler
Kötü araba kullanma alışkanlıkları
Sosyal beklentiler
Görüldüğü üzere yukarıda da belirttiğimiz gibi çevremizdeki
hemen hemen her şey bizlerde stres yaratıcı bir faktör
olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki bir stres uyarıcıyla
karşılaştığımız zaman nasıl bir tepki vermekteyiz? sorusunu
soracak olursak cevabımız şu olacaktır:
Öncelikle strese maruz kalma iki farklı açıdan ele
alınmalıdır. Bunlardan birincisi anlık stresle karşı karşıya
kalma ikincisi ise devamlı stresle karşı karşıya kalmadır.
Burada şunu da açıklamakta fayda vardır. Anlık strese maruz
kalmanın etkileri devamlı maruz kalmanın etkilerinden çok
daha hafiftir. Streste önemli olan stres uyarıcılarına ne
sürede maruz kaldığımızdır. En uzun süre en fazla zararı en
kısa sürede en az zararı ifade eder. Tabi bu noktada
bireysel farlılıkları hiçbir zaman unutmamamız gerekir.
Şöyle ki bir birey strese uzun bir zaman maruz kalır ancak
az etkilenirken, diğer birey az bir zaman maruz kalır ama
çok etkilenebilir. Tabi olarak da böyle durumlarda stresin
insan vücudundaki etkileri de farklılaşmaktadır.
Anlık stres uyarıcısıyla karşılaştığımız zaman vücudumuzda
ortaya çıkan tepkiler şunlardır:
Soluma, hızlı nefes alma
Daha fazla adrenalin üretme
Daha hızlı kalp atışı
Kan basıncındaki artış
El ve ayaklardaki kanın çekilmesi
Vücut metabolizmasında hızlanma
Daha hızlı kan pıhtılaşması
Mide ve karın bölgesine giden kanda azalma
Kaslara giden kan akışında artma
Kas gerginliği
Tüm duyuların hassaslaşması
Mide ve ağırsak fonksiyonunda azalma
Beynin daha hızlı çalışması
Kısa sürede yargılama
Daha hızlı karar verme
Gelişmiş bellek gücü
Daha keskin bir dikkat
Bu sıralamadan da görüleceği üzere bireyin anlık stres
uyarıcısıyla karşılaşması durumunda vücudun karın, mide,
bağırsak bölgelerindeki kan çekilerek kaslara
gönderilmektedir. Bunun nedeni ise uyarana karşı tepki
verebilme yeteneğimizin arttırılması daha doğrusu Savaş veya
kaç cevabını verilebilmesidir.
Anlık streste beyin fonksiyonlarının hızlanmasının altında
yatan faktör ise, daha hızlı yargılama ve karar verme
süreciyle birlikte anlık stres tehlikesine karşın en kısa
sürede nasıl yanıt verileceğinin bulunmaya çalışılmasıdır ki
yine burada savaş veya kaç cevaplarından en uygun olarak
hangisinin verilebileceği önemlidir.
Bizler ister anlık isterse uzun süreli olsun stres
uyarıcılarıyla karşılaştığımız zaman bedenimizde bazı
metabolik değişiklikler olmaktadır.Bu değişikliklerin tamamı
az önce sözünü ettiğimiz savaş veya kaç cevabının
verilebilmesi için önemlidir. Bu değişikliler şunlardır:
|
SAVAÇ YA DA KAÇ CEVABI
STRES UYARICISI
ALGILAMA
YORUMLAMA
DUYGU
HİPOTALAMUS LİMBİK SİSTEM
OTONOM SİNİR SİSTEMİ ADRENAL
KOTİKAL SİSTEM
SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ İÇ
SALGI BEZLERİ
Düz kaslar, iç
organlar Troid bezi,
ACTH( Adenakortikotropik)
ADRENAL MEDULA ADRENAL
KORTEKS
Adrenalin,
noradrenalin Kortizol
KANDA ŞEKER SEVİYESİNİ YÜKSELTEREK ORGANLARA VE
KASLARA
İHTİYACI OLAN ENERJİNİN SAĞLANMASI
SAVAÇ YA DA KAÇ CEVABI |
Bu tablodan da görüleceği gibi öncelikle bir stres
uyarıcısını algılarız. Sonra bu uyarıcının yorumlaması
oluşur ve yorumlamaya bağlı olarak bizde negatif veya
pozitif bir duygu ortaya çıkar. Bu duygu pozitifse
motivasyon negatifse stres duygusu oluşur. Negatif duygunun
ortaya çıkışı beyindeki hipotalamusu etkiler, hipotalamusta
vücudumuzdaki iki temel sistem olan sempatik ve adrenal-kortikal
(hormonal) sistemleri harekete geçirir. Otonom sistem
sempatik sistem koluyla düz kasları ve iç organları
etkilerken, hormonal sistemde troid gibi iç salgı bezlerini
harekete geçirir. Böylece birer böbrek üstü bezleri olan
adrenal medulla ve adrenal korteksten adrenalin,
noradrenalin ve kortizol hormonları salgılanır. Bu
hormonların salgılanmasıyla vücutta bazı değişiklikler olur.
Bunlar arasında kan şekeri, kalp atışları, metabolik hız,
mide bağırsak faaliyetleri, ve kaygı düzeyinde artış, kalp
damarlarında büyüme, yorgunluk duygularında azalma görülür.
Stres altında ortaya çıkan bütün bu değişiklikler
işlevseldir. Yani tehlike altındaki bireyi korumaya ve onun
hayatını kurtarmaya yöneliktir.
sBu arada şunu da belirtmekte fayda vardır, algılanan bu
hormonların belirli bir miktarı organizma için yararlı iken
uzun süreli ve fazla miktarda salgılanması yarardan çok
zarar verici özelliğe sahip olmaktadır.
Peki bizler stres altında olduğumuzu nasıl anlayabiliriz?
Sorusuna verilebilecek cevap sudur: Stres altında iken
bizlerde farklı başlıklar altında toplanabilecek cevaplar
davranış ve duygular ortaya çıkmaktadır, bunlar:
A) FİZİKSEL
· Soluk alıp vermede değişiklik
· Gerilmiş ve ağrılı kas
· Baş ağrısı
· Terleme
· Soğuk el ve ayaklar
· İştah değişikliği
· Mide problemleri ve mide ekşimesi
B) RUHSAL
· Konsantrasyon zayıflığı
· Daha sık hata yapma
· Unutkanlık, dalgınlık
· Aşırı tepki verme eğilimi
· Yargılama zayıflığı
C) DUYGUSAL
Gerginlik, çabuk kızma
Sinirlilik
Depresyon, sessizlik
Duygusal patlamalar ve ağlama
D) DAVRANIŞSAL
Uykusuzluk
Aşırı sigara, içki ve yemek yeme
İşe gitmeme
Sakarlık
Görüldüğü gibi strese maruz kalmanın ortaya çıkardığı bir
çok faklı cevaplar vardır. Bu noktada önemli olan bizlerin
stres altında olduğunu bilebilmemiz için bu cevaplardan
hangilerini yaşıyor olduğumuzu bilmeliyiz. Örneğin ayda bir
kutu bira içimi giderek yirmi günde bire daha sonra da
haftada da bire iniyorsa şundan emin olmalıyız ki bizi
rahatsız eden bir şeyler var ve bu şeylerde büyük olasılıkla
stres yaratıcı faktörlerdir. Bundan sonra artık ne yapıp ne
yapamayacağımız tamamen bize kalmaktadır.
İŞ STRESİ
Stres hayatımızın her devresindedir. Özellikle de çalışan ve
günün 8 saatini işyerlerinde geçiren bireyler için iş stresi
önem kazanmaktadır. İş stresinin önemi bireyi olumsuz
etkileyerek iş performansının düşmesine, işe
yabancılaşmasına, kalitenin azalmasına, ıskartanın
çoğalmasına, iş kazalarına sebep olmasıdır. İş stresinin
nedenleri ise:
A) ÇEVRESEL KOŞULLAR VE İŞİN DOĞASINDAN KAYNAKLANAN
FAKTÖRLER
· Kötü çalışma koşulları
· Vardiyalı çalışma
· Uzun çalışma saatleri
· Sürekli seyahat
· Tehlikeli ve riskli işler
· İş yükü fazlalığı-azlığı
B) ÖRGÜTSEL ROLLERDEN KAYNAKLANAN FAKTÖRLER
· Rol belirsizliği
· Rol çatışması
Rol belirsizliği kişinin örgüt içinde hangi işleri yapması
gerektiğinin açık seçik ortaya konmadığı durumlarda görülür.
Kısaca birey görevinin ne olduğunu tam olarak bilemez. Rol
belirsizliği ise örgüt içinde birey birbiriyle çatışan iki
durumla karşılaştığı zaman oluşur. Bu durumda kişi ne
yapması gerektiğini tam olarak bilemez. Örneğin amiri aynı
anda yapılmasını istediği iki işi bir anda verip
tamamlanmasını isteyebilir ya da amir özel problemleri
olduğunu bildiği çalışanının işi aksattığını bilir ama ona
sempati duyduğu için ceza vermekten kaçınır, ama işletme
kuralları ceza vermesini gerektirmektedir.
C) KARİYER GELİŞİM İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
· Terfi etme
· Hak ettiğine inanma ama elde edememe
· İşini kaybetme korkusu
Terfi edildiği zaman da stres ortaya çıkabilmektedir. Zira
daha üst kademedeki göreve gelen birey bilgi ve
yeteneklerinin bu görev için ne derece uygun olduğunu
bilemez, ya hata yaparsam ve astlarım bana gülerlerse
yaklaşımı kişiyi strese sokar.
C) ÖRGÜT YAPISI İLE İLGİLİ OLAN FAKTÖRLER
· Amaçlar
· İş bölümü
· Uzmanlık derecesi
· Kademe sayısı
· Örgüt büyüklüğü
· İletişim kanalları
Bu faktörler bütünüyle örgütün dizaynı ve çalışma
prensipleriyle ilgili olsa bile o örgütte çalışan bireyleri
de dolaylı yoldan etliler.
İŞ STRESİNİN NEDEN OLDUĞU OLUMSUZLUKLAR
Kalp hastalıkları
Sinir ve kas hastalıları
Psikolojik rahatsızlılar
İş kazaları
İntihar
Kanser
Ülser
Bağışıklık sisteminin zayıflaması
STRESLE BAŞA ÇIKMAYI ZORLAŞTIRAN DÜŞÜNCE BİÇİMLERİ
Pek çoğumuz, hayatımızdaki diğer insanların ve olayların
duygu ve düşüncelerimizi belirlediğine inanırız. Bu sebeple
bizi gerginliğe iten ve duygusal açıdan sıkıntı veren
olayları ve insanları suçlarız. Bunu yaparken de çoğunlukla
sadece strese yol açmakla kalmayan aynı zamanda stresle başa
çıkmayı da güçleştiren önemli bir unsuru gözden kaçırırız.
Bu önemli unsur hayatımızdaki olayları değerlendirme ve
yorumlama biçimimizdir. Bu düşünce biçimlerinden bazıları
şunlardır:
Bir insanın herkes tarafından sevilmesi gerekir.
Bir insanın herkes tarafında sevilmesi ve sayılması çok
güzeldir ama uygulamada pek mümkün değildir. İçinde
bulunduğumuz konumlar gereği çoğu zaman birçok kişiyle
problemler yaşarız. Dolayısıyla böyle bir inanç bizi mutsuz
kılar.
Her zaman mükemmel olmak gerekir.
Böyle bir inanca sahip bir insan her zaman kendini suçlar.
Hatasızlık iyidir ama bunu başarabilmek imkansızdır. Önemli
olan hatalarımızdan ders alıp aynı hatayı tekrarlamamaktır.
Bütün kötü olaylar benim başıma gelir.
Bunun sebebi tek taraflı bakış açımızdır. Kendimizle çok içi
içe olduğumuzdan başkalarının başına gelenlerin farkına bile
varmayız. Oysa insanların bir çoğu bizimle aynı sıkıntıları
yaşar.
Olaylar her zaman benim istediğim şekilde gelişmelidir.
Olayların her zaman beklentilerimiz doğrultusunda
gerçekleşmemesi olasıdır. Bizim bir şeyi istememiz yeterli
değildir. Çünkü her zaman işin içine başka faktörlerde
girecektir.
Yaşamış olduğum terslikler gelecekte de devam edecek.
Tüm insanlar gibi geçmişte bazı konularla ilgili terslikler
yaşamış olabiliriz. Ama gelecekte mutlu olabiliriz.Yaşanan
terslikler bazı kişilerin dünyaya kötümser bir bakış açısı
geliştirmelerine yol açar.
Bir şey ya iyidir ya kötü
Olayları ve diğer insanları tümden iyi ya da tümden kötü
olarak değerlendirmek genellikle daha kolay gelir. Ancak bu
gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Diğer insanların istediği gibi olmasam yalnız karlım
Bu inanç insanların kendi isteklerinden fedakarlık
etmelerine ve yaşamlarını başka insanların mutlulukları
doğrultusunda sürdürmelerine neden olur. Bunun sonucu da
anlamlı olmayan bir yaşamdır.
Önce kendi mutluluğumuzu değil başkalarının mutluluğunu
düşünmeliyiz.
Her birey başkalarının mutluluğunu engellemediği sürece
kendi mutluluğunu düşünme hakkına sahiptir.
Yalnız olmak korkunçtur
İnsan sosyal bir varlıktır ve başka insanların varlığı
dünyamıza renk katar. Ama her zaman etrafımızda başkalarının
olmasını beklemek pek gerçekçi değildir. Yalnız kaldığımız
zaman düşünerek, okuyarak, dış dünyayla ilgili
değerlendirmelerde bulunarak kendi başımıza yapacağımız
etkinliklerde bulunabiliriz.
STRESLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN YAPILABİLECEKLER
1) Problem veya içinde bulunulan duygusal duruma odaklanarak
başa çıkma.
Probleme odaklanarak başa çıkma tarzında var olan bir olayı
değiştirmeye çalışırız. Böylece yeni bilgiler elde ederek
stres yaratan faktör veya faktörleri elimine etmeye
çalışırız. Örneğin trafik sıkışıklığında kalmışsak,
alternatif yol güzergahları belirleyip bu güzergahları
kullanabiliriz. Dikkat edilirse bu yöntemle stresimizin
üstesinden gelmekte başarılı oluruz. Duygusal duruma odaklı
başa çıkma da ise birey stresin verdiği olumsuz duyguları
ortadan kaldırmak için duygularını değiştirmeye çalışır.
Örneğin iyi ki trafik tıkandı, bugün işe gitmeyi hiç
istemiyordum. Oysa işe gitmek bizim bir sorumluluğumuzdur.
Bu örnekte birey kendisini geçici olarak duygusal anlamda
rahatlatmaktadır. Bu başa çıkma tarzı bizi kesin çözüme
ulaştırmaz.
2) Stres kaynağını kontrol ederek veya kaçarak başa çıkma.
Bir problemin varlığını kabul edip bunu çözmek üzere bir
plan yapabiliriz. Bu durumda stres kaynağını kontrol
etmekteyiz. Bunun terside stres kaynağını görmezden gelmek,
unutmaya çalışmak, arkamızı dönmek veya başka ortamlara
geçmek şeklinde kaçma davranışı olarak da ortaya çıkabilir.
Örneğin iş yerinde kavgalı olduğumuz bir arkadaşımız var.
Biz bu kavganın önemli olmadığı üzerinde durabiliriz, onunla
mümkün olduğu kadar az iletişime girebiliriz veya başka bir
bölüme alınmamızı isteyebiliriz. Görülüyor ki stres
kaynağını kontrol etmek bir kalıcı çözüm iken, kaçmak, yok
saymak, ilgilenmemek stresi ortadan kaldırmamaktadır.
3) Sosyal destek arayarak veya yalnız başına başa çıkma.
Bazı durumlarda strese karşı yalnız başına mücadele etmek
iyi iken bazı durumlarda da sosyal destek alarak mücadele
etmek iyidir. Şöyle ki sorunumuz kimseye anlatılamayacak
kadar özel ise o zaman yalnız başına bir çare aramak daha
iyidir. Eğer durum sosyal destek almamıza engel teşkil
etmiyorsa o zaman özellikle iş stresine çare olarak iş
arkadaşlarından sosyal destek almak çok iyi sonuçlar
vermektedir. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta kimden
ne kadar destek alacağımızdır. Sorunlarımızın çözümü için
aldığımız destek kariyer ilerlememizde önümüze engel olarak
çıkmamalıdır.
4) Bilişsel ve davranışsal stratejiler.
Aşamalı gevşeme teknikleri
Bu metod da stresin neden olduğu kas gerginliği ile aynı
kasın tam gevşek durumu arasındaki farkı ayırt edebilme
yeteneğimizin kazanılmasıdır. Madem ki stres kaslarda
gerginliğe (tonus) neden oluyor o zaman kasın gevsek
durumunu bilirsek stres altında olduğumuzu bilir ve gevşeme
yöntemini kullanabiliriz. Bu yöntemde sırasıyla eller ve
kollar daha sonra yüz, boyun, omuzlar ve sırtın üst bölümü
sonra göğüs, karın ve sırtın alt bölümü ve son olarak ta
kalça kasları, bacaklar, ayaklar ve tüm vücut
gevşetilmelidir.
Yapılması gereken örneğin sağ yumruğunuzu sıkın bir süre
böyle tutun sonra yumruğunuzu gevşetin. Tekrar aynısını
yapın. Yumruğunuz sıkılı ve gevşek durumları arasındaki
farkı hissedin. Bunu sırasıyla tüm vücut bölgeleri için
uygulayın. Bunu başardığınız taktirde kaslarınızdaki
gerginliği hissedebilir ve buna göre gevşeme tekniğini
kullanarak stresinizle baş edebilirsiniz.
Otojenik eğitim
Bu eğitimde kişi telkin yöntemiyle bir çeşit hipnoz durumuna
girebilir. Ancak bu yöntem sabır ve konsantrasyon
gerektirmektedir. Öncelikle baskın olarak kullanılan kol ve
bacaktan başlanarak kol ve bacakta ağırlık hissine
yoğunlaşma. Örneğin “sağ kolumda ağırlık hissediyorum, sol
kolumda ağırlık hissediyorum, her iki kolumda ağırlık
hissediyorum, sağ bacağımda ağırlık hissediyorum, sol
bacağımda ağırlık hissediyorum her iki bacağımda ağırlaştı”
gibi. Daha sonra aynı sırayla bu kez kol ve bacaklarda
sıcaklık hissine yoğunlaşılır. Bundan sonraki aşama kalp
üzerinedir ve “kalp atışlarım sakin ve düzenli”. Bunu 4-5
kez tekrarlayın. Daha sonraki aşama solunum üzerinedir.
“solumam sakin ve gevşek”. Daha sonra karın gelir. “Karnım
sıcak” ve son olarak alın gelmektedir. “Alnım serin”. 4-5
kere tekrarlayın.
Stresle başa çıkmayı zorlaştıran düşünce yapısının
değiştirilmesi
Daha önce söylediğimiz ve bizim için faydası olmayan düşünce
yapılarını bırakmamız gerekir.
5) Nefes egzersizleri
Nefes egzersizleri vücudu rahatlatıp, gevşettiği için
stresle başa çıkmada etkili bir yöntemdir. Bu yöntemlerden
bir tanesi de birden sekize sayma egzersizidir. Bu egzersiz
için önce soluk verilir,sonra derin bir soluk alınarak aynı
zamanda gözler kapatılarak, gözlerimizin önünde bir sayısı
içsel söylenerek canlandırılmaya çalışılır. Nefes 3 saniye
tutulur sonra yavaş yavaş bütünüyle verilirken iki sayısı
canlandırılır. Sırasıyla üçte nefes alınır 3 saniye tutulur,
dört denilerek verilir. Beş alınır, altı verilir, yedi
alınır, sekiz verilir. Bu egzersiz sakin, gürültüsüz bir
ortamda, yere yatarak veya iskemlede oturularak yapılabilir.
6) Fiziksel egzersiz ve spor
“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Hiç şüphe yok ki
fiziksel egzersiz ve spor kendimizi zinde tutmak için
gereklidir. Ayrıca bu etkinlikler stresle başa çıkmamızı
kolaylaştırıcı alt yapıyı hazırlayarak vücudumuzun bu türden
tehlikelere olan direncini de arttırır. Kolaylık olarak
yürüyüş, koşu, bisiklete binme ve yüzme yapılabilecek
sporlar içinde en kolaylarındandır.
7) Sağlıklı beslenme
Sağlıklı beslenme vücudumuzun içsel ve dışsal tehditlere
karşı direncini arttıracağından çok önemlidir. Bunu sağlamak
için özellikle kafein, alkol, sigara, şeker, tuz ve yağ gibi
maddelerden mümkün olabildiğince uzak durarak sebze
ağırlıklı ve karbonhidrat, mineral ve vitamin bakımından
dengeli bir beslenme alışkanlığını edinmemiz bizler için
vazgeçilmez olmalıdır.
İŞ STRESİNDE ÖRGÜTLERİN KULLANABİLECEĞİ STRATEJİLER
İş tasarımı
Bu nokta işin çalışan bireyler için daha cazip hale
getirilmesini ifade etmektedir. Örneğin çalışana sorumluk
verme veya arttırma, işinin önemli olduğunu ve toplum
gözünde saygın bir iş yaptığının hissettirme gibi.
İş çevresinin tasarımı
Bu faktör çalışanın işyerinde karşılaştığı tüm fiziksel,
çevresel ve ergonomik sorunların elimine edilmesi
anlamındadır.
Rollerin analizi, hedeflerin belirlenmesi, çalışana geri
bildirim sağlama
Bu noktada çalışana neleri yapması gerektiğinin açık seçik
bildirilmesi, ulaşması gereken hedeflerin belirtilerek bu
hedeflere varmak için gösterdiği performansı hakkında
kendisine bilgi verilmesidir her açıdan gereklidir.
Örgütsel sosyal destek
Örgütsel sosyal destek çalışana kreş hizmetinden tutunda
verilecek yemekler, servis olanakları gibi bir çok etkeni
kapsar. Ayrıca çalışanların boş zamanlarında örgütün
düzenleyeceği sosyal aktivitelere katılması da bir nevi
destektir.
Stresimizle başa çıkmayı kolaylaştırıcı unsurlardan olan
pozitif enerjinizi toplamamıza yardımcı olacak on maddelik
reçetemiz ise şunlardan oluşmaktadır:
Sahip olduklarınızın farkında olun
Hedeflerinizi belirleyin ve plan yapın
Değiştiremeyeceğiniz şeyler üzerinde israr etmeyin
Daha iyi bir dünya düşleyin
Altından kalkamayacağınız işlerin altına girmeyin
Problemlerinizle yüzyüze gelmeye çalışın
İşinizin çok önemli olduğu üzerinde durun
Dinlenmek için zaman ayırın
Dikkatinizi içinde bulunduğunuz durum ve zamanda toplayın
Başkalarına güvenin, gerektiğinde sorumluluklarınızı
devredin. |