|
DUYGUSAL, DAVRANIŞSAL VE SOSYAL UYUM GÜÇLÜĞÜ
OLAN BİREYLER
Duygusal Uyum Güçlüğü:
Sağlık durumu, zihinsel ve duyusal faktörlerle
açıklanamayan; bireyin kendisi ve çevresiyle dengeli,
doyurucu ilişki kurma ve sürdürmede güçlük çekme, genel bir
mutsuzluk ve depresyon hâli, bireysel veya okul
problemleriyle ilgili korku, tırnak yeme, parmak emme ve
benzeri fiziksel belirtilerden bir veya birden fazlasının
uzun süreli olarak ortaya çıkması nedeniyle eğitim
performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi
durumudur.
Sosyal Uyum Güçlüğü:
Madde bağımlılığı, yetersiz beslenme, göç, suç işleme, suça
yönelme, çalışma, ihmâl, istismar ve terk edilme gibi riskli
hayat şartlarından dolayı bireyin eğitim performansının ve
sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesine denir.
Özellikleri
· Sosyal, duygusal, iletişimde uyum
güçlükleri gözlenir.
·
Dikkat dağınıklığı,
okul başarısı ve arkadaş ilişkilerinde problemler sıklıkla
ortaya çıkar.
·
Suça yönelme
ve aşırı risk alma özellikleri gösterebilirler.
· İçe dönüklük, sosyal ilişkilerde
zayıflık veya aşırılıklar gözlenebilir.
Kimi bireylerde yetişme koşullarından,
olumsuz aile tutumlarından (aşırı koruyuculuk, ilgisizlik,
şiddet v.b.) maddi yetersizliklerden, sosyal, kültürel
olanaksızlıklardan dolayı bu farklılıklar daha ileri düzeyde
görülerek, olumsuz davranış örüntüleri şeklinde ortaya
çıkabilmektedir. Bireye bu olumsuz davranışları öğreten
yukarıda sayılan süreçler dikkate alınmadan bakıldığında ve
değerlendirildiğinde de bu bireyler duygusal ve davranış
bozukluğu gösteren birey olarak görülmektedir.
Nedenler:
İnsan davranışları bir çok etmenin sonucu
olarak meydana gelmektedir.Duygu ve davranış bozukluğunun
nedenlerini açıklamada yaşanan sorunların başında insan
davranışların tek bir nedenin sonucu olarak açıklanmaya
çalışılmasıdır.Yine farklı kuramsal yaklaşımların farklı
açıklamadan bakmaları konunun daha karmaşık hal almasına
neden olmaktadır.Duygu ve davranış bozukluğunun nedenleri
belirlemede karşılaşılan güçlüklere ve kuramsal
yaklaşımlarının farklı açılardan bakmalarına rağmen duygu ve
davranış bozukluğuna neden olan etmenler biyolojik ve
çevresel olmak üzere iki grupta toplanmaktadır.
Biyolojik Etmenler:
Günümüzde insan davranışlarını biyolojik
yapının etkilediği kabul edilmektedir.Bununla birlikte
biyolojik özellikler tek başına bireylerdeki Duygu ve
davranış bozukluğunun nedeni olarak görülmemektedir.Her
birey biyolojik yapısının bir sonucu olarak doğuştan bazı
eğilimlerle dünyaya gelmektedir.Daha sonraki yıllarda
yaşanılan çevre ve edinilen deneyimler bu eğilimleri
biçimlendirmektedir.Örneğin, doğuştan zor yaradılışta olan
bir birey, yaşantılarının sonucunda farklı bir kişilik
sergileyebilmektedir.Bu yönüyle biyolojik etmenleri çevresel
etmenlerden ayırt edebilmek oldukça güç olmaktadır
Çevresel etmenler:
Çevresel etmenler bireyin davranışlarında
etkili olan her çeşit olaylardır ve ev ve okul ortamlarıyla
yakından ilişkilidir(Eripek,1998).Bu yönüyle çevresel
etmenler okul etmenleri ve aile etmenleri olarak iki grupta
ele alınmaktadır.
Aile Etmenleri:
Birey, yaşamının ilk yıllarını ev
ortamlarında ailesiyle geçirmektedir.Bu yıllar aynı zamanda
bireyin kişilik özelliklerinin biçimlendiği yıllardır ve
ailenin bireye yönelik davranışları, bireyin kişilik
yapısının temelini oluşturmaktadır(Eripek,1998).Ailenin
olumlu ve yapıcı davranış ve yaklaşımları bireyin pozitif
davranışlar geliştirmesine yardımcı olduğu gibi bunun
tersine olumsuz ve yıpratıcı davranış ve yaklaşımlar bireyin
problem sayılabilecek negatif davranışlar geliştirmesine
neden olduğu biline bir gerçekliktir.
Okul Etmenleri:
Bireyin duygusal gelişiminde aile
yaşantısının yanı sıra okul yaşantısının önemli oranda
etkili olduğu bilinmektedir.Okul ortamı birey için aileden
sonra yeni bir psikolojik ortamdır ve okul arkadaşları ,
öğretmen davranış ve yaklaşımları,okul kuralları ve okul
çalışmaları bireyin duygu ve davranışlarının şekillenmesine
neden olabilmektedir.Bunun yanında bireyin okul başarısı
yada başarısızlığının duygu ve davranış gelişimini
etkilediği yapılan araştırmalar göstermektedir.
Öğretmenlere Öneriler:
1. Çocuktan beklenen davranışlar
açıklanmalıdır.
2. Öğretmen beklentilerini çocuğa iletirken
açık ve sakin olmalıdır.
3. Öğrenci davranışların uygun ve tutarlı
sonuçları olması sağlanmalıdır.Uygun davranışlar hemen
görülmeli ve pekiştirilmelidir.
4. Öğretmen çocuğun davranışına ve akademik
performansına ilişkin gerçekçi beklentilere sahip
olmalıdır.Öğrenci başarılı olma duygusunu yaşayabilmeli ve
başarısıyla övünmesini bilmelidir.
5. Öğretmen çocuğun duygularını ve ondan
uyumsuz davranışlara neden olacak çevre koşullarını iyi
bilmelidir.gerekirse değiştirmeye çalışmalıdır.
6. Sınıfta sevgi ve güven ortamı hakim
olmalıdır.Bu ortamda çocukların uygun davranışların
gelişmesi daha kolay olmaktadır.
7. Gerektiğinde sınıftaki öğrencilerin
uygunsuz davranışları için uzman görüşüne başvurmalı,
uzmanla işbirliğinin yolları aranmalıdır. |