KARDEŞ KISKANÇLIĞI

"Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." Decrates

          Kıskançlık sevilen kişinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamaktır ve “sevgi” olan her yerde olur. Önemli olan yaşanan duygunun şiddetidir. Kıskançlık insanı yiyip bitiren, ölçüyü aşan bir boyuta ulaştığında “sevgi”yi yok eder bir hale gelir.

         Her insanda az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Aslında dozunda olan kıskançlık normaldir ve yaşamın her döneminde görülebilir. Çocukluk döneminde bu duygu biraz daha yoğun yaşanmaktadır.

         Kıskançlık duygusu insanın gelişmesi için gereklidir. Bizden üstün olan insanları kıskanarak onların seviyesine erişebilmek için var gücümüzle çalışırız. Çocuk için de durum aynıdır. Doğduğu ilk günden itibaren bütün ailenin ilgi odağı olan çocuk, aileye yeni bir bireyin katılmasıyla bütün bu ilgiyi, sevgiyi kaybetme korkusu yaşamaya başlar ve kral iken tahtını kaybetme endişesi yaşar. Daha önce kendisine ait olan anne ve baba sevgisinin kardeşe yöneldiğini zanneder. “Annem beni bebeği sevdiği kadar sevmiyor.” şeklinde bir kanıya varır. Çünkü çocuklar iyi gözlem yaparlar ancak zayıf yorumlayıcıdırlar. Kıskandığı kardeşinden daha üstün olmaya, ebeveynin ilgisini ve sevgisini tekrar üzerine çekmeye gayret eder ve kıskançlık belirtileri göstermeye başlar.

    Çocuklarda görülen bu davranışlar kardeşine zarar verme amacını gütmez, sadece kendi içinde yaşadıkları kıskançlık duygusuyla baş etme çabasıdır. Devamlı bakıma muhtaç, annenin tüm zamanını alan, bütün aile bireylerinin ilgisini çeken küçük yavrunun kıskanılması doğal karşılanmalıdır. Bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düşmektedir. Ancak dengeli ve olumlu tutum ile kısa sürede yeni duruma uyum sağlaması sağlanabilir.

 

Çocuğun doğal olan bu kıskançlık duygusunu ifade etmesine izin verilmez, kınama ve ayıplama yoluna gidilirse kendisini suçlu hissetmesine yol açmış oluruz. Bu durumda çocuk, "Kıskanma kötü bir duygu ise, ben kötü bir çocuğum; çünkü kardeşimi kıskanıyorum" şeklinde bir kanaat geliştirecektir. Kendisini “kötü” hisseden bir çocuk, kardeşine iyi davranmayı düşünmeyecek, ona karşı düşmanca duygular besleyecektir.

 

Çocuklar Kardeşlerini Kıskandıklarında Nasıl Davranırlar?

ð     Kardeşini kıskanan çocukta geriye dönüşler görülebilir. Bebeksi davranışlar yapmaya başlayabilir, altını ıslatma, altına kaka yapma, anne memesinden süt içmeye çalışma, parmak emme en çok görülen davranışlardır. Kardeşinin altını bezlerken gören çocuk annesinden altını bağlaması için tutturabilir, kardeşi annesinden süt emerken oda annesinin üstüne atlayıp süt emme ye çalışabilir, yemeğini annesinin yedirmesini isteyebilir.

ð     Çevresinde insanlar olduğunda kardeşine aşırı ilgi, sevgi dolu, çok korumacı davranırken, kimse yokken onun canını acıtıcı davranışlar sergileyebilir; aniden vurma, ısırma vb...

ð     Çevresindeki nesnelere, hayvanlara zarar vermeye başlayabilir.

ð     Aşırı öfkeli, huysuz, inatçı, hırçın olabilirler, çevresindeki insanlara saldırgan davranışlarda bulunabilirler.

ð     Kardeşiyle hiç ilgilenmeyip o yokmuş gibi davranabilirler.

ð     Anne ve babasına "Bu ne zaman gidecek, gitsin artık." gibi sözlerle kardeşlerine öfkelerini belli etmeye çalışabilirler.

ð     Anne-baba bebekle ilgilenirken ilgiyi engelleme, dikkati çekmek için çeşitli davranışlar yapabilirler.

ð     Anne-babaya "beni sevmiyorsunuz, benimle ilgilenmiyorsunuz" gibi cümleler sarf edebilirler.

ð     İçe kapanıp, sessizleşebilirler.

ð     Uykuya yatmakta zorluk çıkarabilir, anne-babalarının yanında yatmak için çeşitli bahaneler uydurabilirler.

ð     Fiziksel rahatsızlıkları olmadığı halde ilgi çekmek için karnım ağrıyor, başım ağrıyor, midem bulanıyor gibi şikâyetlerde bulunabilirler.

ð     Kardeşi büyüdükçe, ona iftira atma, yalan başvurma, oynamak istememe, kavga çıkarma gibi davranışlarda bulunabilirler.

 

Kardeşler arası kıskançlık kaçınılmaz bir durumdur. Bir kardeşin doğumu büyüğün küçüğü kıskanması ile başlayan kardeş ilişkileri, daha sonra karşılıklı birbirlerini kıskanarak devam edecektir. Kardeş kıskançlığının şiddetini kardeşler arasındaki yaş farkı, kardeşlerin cinsiyeti ve çevrenin tutumu etkiler. Birbirine çok yakın aralarla doğmuş olan iki kardeşin çatışma ihtimali, uzun aralarla doğmuş olanlara göre daha yüksektir. Bunun ana sebebi ikisinin ihtiyaçlarının yoğunluğunun birbirine yakın olmasıdır.  Cinsiyet hayata bakış açıları ve karakter farklılıklarını belirleyen en önemli unsurlardan biri olur. Aynı cinsiyetten olan çocuklar arasında rekabetin daha fazla olacağına dair yaygın görüşlere rağmen, farklı cinsiyetler arasında çatışmanın daha fazla olduğu yolunda veriler vardır.

Çocuklarının Kıskançlık Yaşadığı Durumlarda Anneler ve Babalar Neler Yapabilir?

Kardeş doğmadan önce;

ü      Öncelikle anne ve baba tarafından her çocuğun ayrı bir birey olduğunu kabul edilmelidir. Geselle “Bir ailede iki veya daha fazla çocuk varsa en becerikli anne, her kişiliği ayrı ayrı geliştirebilen annedir.” demiştir.

ü      Çocukların evin tek çocuğu konumundayken her istediklerine evet denilmemeli, şımartılmamalı; ilgi ve sevgi normal bir seviyede tutulmaya çalışılmalıdır. Aksi halde kardeşin gelişiyle birlikte kıskançlık yaratacak daha fazla durum ortaya çıkacaktır.

ü      Çocuk psikolojik olarak aileye yeni bir üyenin katılacağına hazırlanmalıdır. Hamilelik durumu yakınlarla paylaşılmaya başlandığı andan itibaren çocukla da paylaşılmalıdır. Çocuk anne babayla aynı odada kalıyorsa doğumdan önce odası ayrılmalıdır. Doğuma kadar beklenirse çocuk dışlandığı, istenmediği fikrine kapılacaktır ve kıskançlığı artıran bir durum olacaktır.

ü      Çocuğun anlayabileceği bir dille, yaşına uygun olarak bebeklerin ihtiyaçları, ilgili bilgiler verilmeli, , doğumdan sonra ev ortamında değişiklikler olabileceği, annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı gibi konular anlatılmalıdır. Bunları anlatmak için kesinlikle son ana kadar beklenmemelidir.

 

ü      Bebek için yapılan hazırlıklara çocuk da dâhil edilebilir ve bu süreçte ona da hediyeler alınabilir. Bebekle ilgili yapılan hazırlıklarda abartıya kaçmamak gerekir. İsim seçiminde onun da fikri sorulabilir.

 

ü      Hamilelik döneminde çocuğunuzla kaliteli zaman geçirip iletişim kurarsanız çocuğunuzun sevilip sevilmeme konusundaki endişelerini hafifletebilirsiniz.

 

ü      "Sakın kardeşini kıskanma","Sakın endişelenme seni de bebek kadar seveceğiz" cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açacaktır. Bu da kıskançlık davranışını körükleyecektir.

 

ü      Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz.

 

ü      Çocukla onun doğumundan önceki ve sonraki dönemleri konuşmak da yararlı olabilir.

 

 

 

Kardeş doğduktan sonra;

 

ü      Anne baba aralarında işbölümü yapmalıdır. Anne bebekle ilgilenirken babanın diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle de ilgilenildiğini hissetmesini sağlar.

 

ü      Bebeğin doğumu çocuğun hayatında önemli bir değişikliktir. Bu yüzden çocuğun hayatında olabildiğince az değişiklik yapılmalıdır. Önceden gerçekleşen oyun parkına gitme, yatmadan önce masal okuma gibi etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına uğramadığını fark ederek özgüvenini yitirmeyecektir.

 

ü      Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek hatta kızmak cezalandırmak yerine, duygularını kabul edip, anlamaya çalışmak daha doğru olacaktır.

 

ü      Anne ve babanın çocuğa “kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok” mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmesi gerekmektedir. Bu da ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek, onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek ve ona sorumluluk vererek olur.

 

ü      "Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.

 

ü      Bebek için söylenen "Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum" gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı istediğiniz inancı verebilir. Bu da en başta çocuğun size olan güvenini zedeleyecektir.

 

ü      Bebeğe sürekli “bebek” demekten ziyade adı söylenmelidir. Bebeğe "benim" değil "bizim" demek aile bilincini artıracaktır.

 

ü      Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek durumu kötüleştirecektir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir. Bazen de çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu seferde kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir.  

 

ü      Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.

 

ü      Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek amaçlı olmadığı, onu kıskanmasından başka bir şey olmadığı bilinmelidir. Burada önemli olan aşırı tepki göstermemek, kibarca reaksiyon gösterip sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar.)

 

ü      Kardeşler arasında karşılaştırma yapmaktan kaçınılmalıdır. Çocuk kendi sahip olduğu özelliklerle kıyaslanmalıdır.

 

ü      Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.

 

ü      Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli, "Sen artık ablasın" diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.

 

ü      Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu ana okuluna gönderilmemelidir. Bu durum kardeş kıskançlığını artırır. Çocuk evde annesini ve kardeşini yalnız bırakmak istemez. “Artık beni istemiyorlar, onun için okula gönderiyorlar” şeklinde düşüncelere kapılır.

 

ü      Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır.

 

ü      Eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğunu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğunu belirtilmelidir.

 

ü      Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler konusunda zorlanmamalıdır. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir.

 

ü      Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.

 

ü      Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın.

 

ü      Aileler çocukların çekişme ve kavgalarında kesinlikle hakem rolünü almamalıdır. Her çocuk anne babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür ve bu durum kıskançlığı körükler. Her ne kadar tarafsız olmaya çalışsa da mutlaka sıkıntı yaşanacaktır. Aile büyüklerinin karışmaları uygun olmaz. Kardeşlerin aralarında çıkan anlaşmazlıkları, kendilerinin çözmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Ancak belli bir yaşa kadar çocukları görme alanında tutmak şarttır.

 

ü      Müdahale gereken durumlarda kimin haklı olduğu üzerinde değil, birlikte bulunacak çözüm üzerinde durulmalıdır.

 

ü      Önemli bir diğer nokta da okul ortamıdır. Öğretmenler de kardeşler arasında karşılaştırma yapmamalıdır.

Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar. 

 

 

Hazırlayan:

Hanife ÖZCAN

Psikolojik Danışman

                                                            

 

             

KAYNAKLAR:

1.     YAVUZER, Prof. Dr. Haluk, Çocuğunuzun İlk 6 Yılı

2.     BALDIK, Ömer; Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Rehberi, Timaş Yayınları, İstanbul,2005

3.     Semerci, Prof. Dr. Z.Bengi, Birlikte Büyütelim-Çocuk Ruh Sağlığı, ALFA, İstanbul, Eylül 2006

4.     www.cocukpsikolojisi.net

5.     www.tavsiyeediyorum.com

6.     www.okulpdr.net

7.     www.mcaturk.com

8.     www.ailem.com

9.     www.bebegimveben.com