OKUL FOBİSİ, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ NELER YAPILABİLİR ? DÜZENLİ DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIĞINI NASIL KAZANDIRABİLİRİZ?  ÇOCUĞUN BAŞARISINDA AİLE.

 

               ÇOCUĞUNUZDAN MEKTUP VAR!

Sevgili Anneciğim, Babacığım;

   Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

   Sürekli bir büyüme ve değişme içerisindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya anlamaya çalışın.

   Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Bana; oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bana yanılma payı bırakın. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

   Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama, beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe de alamadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

   Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yolda saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyeyim. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

   Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık, açıklayıcı olsun.

   Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

   Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. ‘ Ben senin yaşında iken…’ diye başlayan nasihatleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.

   Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla karıştırmayın, kıyaslamayın; umutsuzluğa kapılırım.

   Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki bende sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilirim.

   Bana haksızlık ettiğinizi açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır.

   Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

   Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

   Benden ‘örnek çocuk’ olmamı beklemezseniz, bende sizden kusursuz anne baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

   Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

   Sevgilerle çocuğunuz…

                                                                    

 

OKUL KORKUSU (FOBİSİ)

   Okul, çocuğun hayatındaki önemli bir başlangıçtır.  Çocuğun ev dışındaki dünyaya ilk adımıdır. Bu yeni başlangıcı hem çoklar hem de aileler büyük hevesle karşılarlar. Çünkü okul, çocuk için farklı olan bir çok etkinliği gerçekleştirdiği, bir çok konuda merakını giderdiği yerdir. Aynı zamanda yeni arkadaşlar edinme, farklı şeyler öğrenmek, farklı çevreye girmektir. Anne- baba için ise çocuklarının büyüyor olması nedeni ile guru verici bir olaydır.

   Fakat madalyonun bir de diğer yüzü vardır.

O ana kadar ailesini, özellikle oyundan her kafasını kaldırdığında karşısında bulduğu annesini (veya çocuğa bakan kişiyi) göremeyecektir. Bununla birlikte daha önce deneyimlemediği bir çevreye anne babası olmaksızın giriyor olmak, çocukta ciddi bir kaygı ve panik halini de ortaya çıkartabilmektedir.

  Okul korkusu (fobisi): Kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul korkusu olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmalarıyla dile getirmeye çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutma yolunda anne- babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır.

   Okul korkusu olan çocukların, okula gidiş saatlerine yakın zamanlarda gözlenen daha sonra kendiliğinden yok olan mide bulantıları, baş-karın ağrıları, mide krampları, titreme, hırçınlık, huysuzluk, ağlama nöbetleri, uykusuzluk, uykuya dalmada problem bu çocukların tipik davranışlarıdır.

 

OKUL KORKUSUNUN NEDENLERİ?

  • Asıl korkulan şey okul değil, evden, anneden ayrılmaktır.
  • Aile bireylerinin birbirine aşırı bağlı ve çoğu zaman bağımlı olması.
  • Anne ve babanın çocuğun kendilerine bağlı ya da bağımlı kalmasını istemesi.
  • Anne babanın kendilerine ve çocuklarına bir şey olacağı konusunda yoğun kaygı duyması.
  • Çocuğun anne ya da babasının yokluğunda kendisine ya da anne- babasına bir şey olacağından korkması.
  • Boşanma, anne veya babanın başka biriyle evlenmesi, maddi sorunlardan kaynaklanan stresli bir ev yaşamı.
  • Çocuğun yeni bir kardeşinin doğması, taşınma, hastalık, yakın birinin ölümü gibi stres faktörünün olması, okul korkusunun aileye bağlı olan nedenleridir.
  • Duyarsız, sürekli emir veren bir öğretmen ya da başka okul personeli.
  • Uygun olmayan bir sınıf içi yerleştirme.
  • Teneffüs, sesli okuma, sınıf önünde ders anlatma, beden eğitimi gibi etkinliklerden korkup, gerçekleştirmede güçlük çekmesine rağmen, bunları yapması için zorlanması.
  • Okulda ya da okul yolunda fiziksel olarak tehdit edici bir yerin ya da birilerinin olması.
  • Okulda hırpalanmasına, reddedilmesine veya kavga etmesine yol açacak bir sosyal beceri eksikliği, okul korkusunun okula bağlı nedenleridir.

 

OKUL KORKUSUNUN BELİRTİLERİ                     

  • İsteksizlik, alınganlık ve sinirlilikte artış varsa,
  • İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk varsa,
  • Okula karşı ilgisiz ve tepkisiz davranıyorsa,
  • Okulda ve evde nedensiz yere ağlamaya, kavga etmeye ve dikkat çekmeye başladıysa,
  • Evde kalmak ve ev ödevlerini kaçırmak arasında seçim yapamayıp aşırı kaygılı olduysa,
  • Sık sık hasta olmadığı halde baş veya karın ağrısı bahane ederek şikayet ediyorsa,
  • Okula giderken ağlama, hastalanma ya da okula gitmeyi istemem davranışları geliştiriyor ve evde kalmasına izin verilince bu şikayetler birdenbire kayboluyorsa,
  • Okula gitmediği için suçluluk duymuyorsa,
  • Okula devam ettiği zamanlarda iyi bir öğrenci olabiliyorsa

      okul korkusundan söz edilebilir.

 

ÇOCUKTA OKUL FOBİSİNİ ÖNLEMEK İÇİN YAPMAMIZ GEREKENLER

  • Öncelikle okul öncesi dönemde çocuklarımızın bizi taklit ederek bir şeyler öğrendiğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Çocuklarımızın olduğu ortamlarda herhangi bir nesne veya olayla ilgili korkularımızı dile getirmemeliyiz. Çünkü korku taklit yoluyla öğrenilen bir durumdur.
  • Aşırı koruyucu- baskıcı tutumlarda bulunmamalıyız. Ev içi etkinliklerde onlara yapabilecekleri ölçüsünde küçük sorumluluklar vermeliyiz. (çiçekleri sulamak, hayvan beslemek, masadan kendi yemek tabağını kaldırması vb. gibi)
  • Ailede hastalık, sosyo-ekonomik kriz, kardeş doğuşu, göç, okul veya öğretmen değişikliği gibi durumlara çocukları önceden hazırlamalıyız.
  • Okulla ilgili önceden bir ön deneyim oluşturmalıyız. Eğer imkan varsa gideceği eşdeğer okullardan birine götürmeliyiz.
  • Çocukluk döneminde çocuğun öz bakım ile ilgili becerileri kazanmalarını sağlamalıyız. Yani çorabını biz giydirmeyeceğiz onun giymesine yardımcı olacağız. Kendi başına bir şeyler başarıyor olmak, çocukta güven duygusunu destekleyecek bir süreçtir.
  • Okul çağına kadar çocuğumuzun tuvalet eğitimini tamamlamasını sağlamalıyız.
  • Kendi akranları ile etkileşim sürecine girebileceği ortamlar oluşturmalıyız. (parka götürmek, arkadaşları ile oynamasına izin vermek gibi.)
  • Okulla ilgili çocuk öyküleri okuyarak heveslendirme, öykü canlandırma çalışmaları yapabiliriz.

 

OKUL FOBİSİNİ ÇÖZMEK İÇİN YAPMAMIZ GEREKENLER

  • Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınmalıyız. Onu asla gitmesi konusunda aşırı derecede zorlamamalıyız. Sabırlı davranıp ikna etmeye çalışmalıyız. Yinede her gün okula götürmeliyiz.
  • Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeni ile cezalandırmayınız, küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın. Çocuğun bunaltısı ile oluşan belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu olarak ya da sizi kızdırmak için yapılan davranışlar gibi yanlış yorumlamayın.
  • Kendinizi çocuğunuzun yerine koyunuz ve duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışınız.
  • Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içerisinde olunuz.
  • ‘Korkuyorum’ derse ‘ ne var bundan korkacak’ diye karşılık vermek yerine ‘demek korkuyorsun’ diyerek sarılmalıyız. İşte o zaman hem korkusunu anlattığını hem de onu yenmek için şansını arttığını göreceğiz.
  • Ona bu durumun bir çok çocukta görüldüğünü, bunun geçici bir durum olduğunu anlatmalıyız.
  • Çocuğumuza okula gitmenin avantajlarını vurgulamalıyız. Okulda yeni arkadaşlar edinebileceğini, arkadaşları ile çok keyifli vakit geçirebileceğini, eğlenirken yeni şeyler öğrenebileceğini anlatmalıyız.
  • Kendi çocukluğumuzda okula ilk başlangıçta yaşadığınız kaygıları ve pozitif, olumlu deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.
  • Okul konusunda resimli bir öykü okuyabilirsiniz. Öyküdeki kahramanın okul deneyimlerini öğrenmek onu yüreklendirecektir.                                             
  • Eğer mümkünse ilk günlerde okula gidiş ve okuldan dönüşlerde biz anne veya baba olarak eşlik etmeliyiz. Daha sonraki sürede birlikte belirlediğiniz saatlerde onu okulda ziyaret edebilirsiniz.
  • Çocuklarınızı başkalarının çocukları ile kıyaslamayınız. ‘bak Ahmet ağlıyor mu?’ ya da ‘ bak Ayşe ne kadar uslu duruyor. Sende uslu dur.’ demek çocuklarda değersizlik, aşağılanmışlık, kendisini yetersiz hissetme gibi duyguların yer etmesine neden olur. ‘ben değersizim, annem babam onu daha çok beğeniyor.’ gibi his ağır basmaya başlar.
  • Çocuğun korkularını beden diliyle ifade ettiğini unutmayın. Fizik sağlığı ile ilgili temel kontrolleri yaparak ona güven vermeliyiz. Sağlığı yerinde ise okula götürmeliyiz. Sınıfa girmese dahi her gün düzenli olarak okula götürmeliyiz.
  • Çocuğunuzu sizin olmadığı ayrı, güvenli ortamlarda vakit geçirmeye teşvik etmelisiniz.
  • Okula gönderirken vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilmelidir.
  • Çocuğunuz böyle bir korkusu varsa, bu durumdan çocuğunuzun öğretmenini bilgilendiriniz. Öğretmen ile yardımlaşma ve işbirliği içerisinde olunuz.
  • Eğer ailenin tüm çabaları sonuçsuz kalmışsa, çocuk için aynı korku devam ediyorsa ve isteksiz ise bir psikiyatri servisinden, çocuk psikologundan veya uzman psikolojik danışmana başvurabilir ve yardım alabilirsiniz.

 

OKULA YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞUMUZA DÜZENLİ DERS ALIŞKANLIĞINI NASIL KAZANDIRABİLİRİZ?                  

  • Öncelikle çocuğumuzla birlikte o gün hangi ders ve konuların çalışılacağını gözden geçirmeliyiz. Böylece onların heveslenmelerini ve kendilerini planlamalarını sağlamış oluruz.
  • Çocuğumuzdan ödevlerine ne zaman başlayacağına karar vermesini isteyelim ve zamanında başladığında onu ödüllendirelim.
  • Çocuğumuzun ödevleri yapmaya başlarken en kolay ya da en çok zevk aldığı ders ile başlamasını önerelim. Böylece yoğun bir sürece zevkli bir başlangıç yapmış oluruz.
  • Uzun ödevleri kısa parçalara ayıralım.
  • Çocuğumuzla birlikte bir ders çalışma programı hazırlayalım. Bunu yaparken günlük aktiviteleri ve çalışılacak derslerin uzunluklarını göz önüne alalım. Günü gününe çalışma alışkanlığını yerleştirebilmek için mutlaka o gün işlenen konuları tekrar etmesini sağlayalım ve bunun önemini belirtelim.
  • Çalışma ortamı, çocuğumuzun fiziksel olarak rahat edebileceği bir yer olmalıdır.
  • Çocuğumuz ders çalışırken onun dikkatini dağıtacak etkenleri gözden geçirmeliyiz. Televizyon, telefon, bilgisayar, odasındaki eşyalar, posterler gibi.
  • Çalışma ortamında gerekli eğitim araçlarının bulunması işini kolaylaştıracaktır. İhtiyacı olacak olan araçların (ders kitapları, defterleri, sözlük, atlas vb.) elinin altında olması zamanı etkili kullanmada faydalı olacaktır.
  • Çocuğumuzun çantasını hazırlaması, ödevlerini yerleştirmesi için ilk başlarda ona yardımcı olabiliriz. Ancak ona birkaç kez yardımcı olduktan sonra kendi kendine yapması için fırsat vermeliyiz.
  • Çocuğumuzu her zaman destekleyici bir tutum içerisinde olalım. Okuldan geldiğinde onu kucaklayıp öpelim, bu davranışımız ona ödevler öncesinde moral ve destek olacaktır.
  • Çocuğumuzun tüm derslerde aynı başarıyı göstermesi mümkün olmayabilir. Her çocuk ilgi ve yetenekleri açısından farlılıklar gösterebilir,  farklı alanlara ilgisinin olacağını unutmayalım.
  • Ödevlerini ona sürekli hatırlatmak, bu ödevlerin bir yük gibi görülmesine neden olabilir. Bunun yerine onunla konuşarak ödevlerini vaktinde yapmasının yararlarını anlatalım. Ödevinin ilk maddesini yaparken onun yanında olmak, ona yol göstermek ama ödevin tamamını birlikte yapmamak çok önemlidir.
  • Özellikle ilköğretimin ilk sınıflarındaki çocukların dikkat süreleri kısadır. Buna göre ders çalışma süreleri belirlenmelidir. Unutmayınız ki çalışmanın uzunluğu değil verimliliği önemlidir.

                                               

 

 

ÇOCUĞUN BAŞARISINDA              AİLEYE ÖNERİLER

  • Aile üyeleri arasındaki bozuk ilişkilerin, çocuğun okul başarısını olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
  • Çocuğun başarısızlıkları karşısında kırıcı değil, anlayışlı olmaya çalışınız. Öncelikle kardeşleri ve arkadaşları ile kıyaslama yapmayınız.
  • Elde ettiği hatalı sonuçtan eleştirmeyiniz. Yavaş yavaş ve onu incitmeden daha iyi sonuç almasına yardımcı olunuz.
  • Çocuğunuzun üzerine onu sıkacak, bıktıracak derecede düşmeyiniz.
  • Çocuğunuzdan yetenekleri üzerinde işler yapmasını beklemeyin, yetenekleri üzerinde başarılar beklemeyiniz.
  • Çocuğunuzun kendi başına yapmak istediği çalışmaları işleri destekleyiniz. Çocuğa başlangıçta başarma ve ulaşma olasılığı kuvvetli olan işleri veriniz, amaçlar gösteriniz.
  • Çocuğunuzun yanında aile sorunlarınızı tartışmayınız.
  • Rüşvet vermek hatadır. İyi ve sorumlu olmayı, onun için bir fiyat ve pazarlık haline getirmeyiniz.
  • Kendisinden ne beklediğinizi çocuğunuza anlatınız. ‘Doğru olan budur, yanlış olan şudur’ şeklinde açıklamalar bir çok yanlış davranışı önler.
  • Anne- baba ve evdeki büyüklerin eğitim görüşleri farklıdır. Bu durum çocukta huzursuzluk ve huysuzluk yapar. Bu nedenle aile eğitim görüşünü ortak noktada birleştirmeli, bu noktada tutmalı ve kararlı olmalıdır.
  • Çocuğun iyi arkadaşlık ilişkileri kurmasında yardımcı olunuz.

                                           

 

  • Çocuğun öğretmeni ile sık sık görüşünüz. Anne- baba ve öğretmen birbirlerini destekledikleri sürece çocuk evin, okulun gereklerine, kurallarına saygı gösterir.

 

OKULA BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL YARDIMCI OLUNABİLİR?

 

Okula başlangıç çocuğun yaşamında bir dönüm noktasıdır. Okula başlayan çocuğa, anne-baba önce ‘okul’a ve ‘öğretmen’e saygı duyarak, çocuğun öğrenme faaliyetini önemseyerek ve eğer vererek katkıda bulunmalıdır.

Ünlü Türk düşünürü İmam’ı Gazali okula yeni başlayan çocuğun anne babalarına şunu önerir:

   ‘Okuldan döndükten sonra, çocuğun güzelce oynamasına ve okul yorgunluğunu gidermesine izin verilmelidir. Çocuğun oyundan alıkonması ve devamlı öğretim yükü altında ezilmesi; onun kalbini öldürür, zekasını köreltir ve hayatı başına zindan eder. Hatta onu, dersten başını kurtaracak çare aramaya yöneltir.’ Anne-baba çocuğa öğrenmesi konusunda baskı yerine destekle yardımcı olmalıdır. Bu amaçla okula başlayan, çocuğun hala oyun çocuğu olduğu akıldan çıkartılmamalı OYUN’a ve ÇALIŞMA’ya ayrı zaman ayırarak ‘programlı yaşama’ çocuk özendirilmelidir. ‘çok çalışmak’ yerine  ‘verimli çalışmak’ ilkesi temel alınmalı, bunun için zamanı iyi kullanması, çocuğa öğretilmelidir.

 

 

 

 

 

ANNE BABALAR , KENDİNİZİ YOKLAYIN!

  • Her çocuğun kendine özgü bir kişiliği olduğunu, çocuğunuzun hangi alanlarda başarılı yahut başarısız olduğunu biliyor musunuz?
  • Çocuğunuz için koyduğunuz kurallarda tutarlı olduğunuzu düşünüyor musunuz? Bu kurallarda eşinizle uyum içerisinde misiniz?
  • Çocuk eğitimi hususunda kaç kitap okudunuz? Bu konuda kendinizi yeterli görüyor musunuz?
  • Çocuğunuza kültürel, milli ve dini gereklilikleri, örnek olarak aktarabildiğinizi düşünüyor musunuz?
  • Çocuklarınıza verdiğiniz sözleri tutabiliyor musunuz?
  • Çocuklarınızın taklit ederek özellikle de anne babasını model alarak davranışlarını geliştirdiğini biliyor musunuz?
  • Çocuğun her yaşını kendine has özellikleri olabileceğini ergenlikte fiziksel, ruhsal, duygusal, zihinsel olarak hızlı bir değişime gireceğini biliyor musunuz?
  • Çocuklarınızı sevdiğinizi, onlara değer verdiğinizi ve onlara güvendiğinizi hangi sıklıkta söylüyor ve bu duygularınızı davranışlarınızla gösterebiliyor musunuz?
  • Çocuklarınız ile ilgili herhangi bir konuda onlarında fikrini alıyor musunuz?
  • Çocuklarınızı eleştirirken kendi özeleştirinizi de yapabiliyor musunuz?
  • Çocuklarınızı cezalandırdığınızda ya da hatalı bir davranışını gördüğünüzde ceza vermeden ve suçlamadan önce onu dinliyor musunuz?
  • Çocuklarınızın görüştüğü arkadaşlarını hatta onların ailelerini tanıyor ve onlarla görüşüyor musunuz?
  • Çocuklarınızın hakkında bilgi almak için öğretmenleri ile görüşmek için okula gidiyor, normal dışı bir davranış durumunda sınıf öğretmeni ve psikolojik danışmanı ile görüşüyor musunuz?
  • Çocuklarınızın boş zamanlarını geçirmek için gittikleri yerleri ve kimlerle gittiklerini biliyor musunuz?
  • Çocuklarınıza zaman ayırıp günü nasıl geçirdiklerini, duyguları ve sizinle konuşmak istediği konular hakkında onları dinliyor musunuz?

 

 

 

‘EN İYİ NASİHAT ÖRNEK OLMAKTIR.’

 

 

Büşra VURAL

Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman