|
ÇOCUĞUNUZDAN MEKTUP VAR!
Sevgili Anneciğim, Babacığım;
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile
getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme ve değişme
içerisindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir
kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta
güçlük çekebilirsiniz. Bana; oyunda, arkadaşlıkta ve
uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her işimde
koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını
kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bana yanılma payı
bırakın. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü
başka nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra
yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu
önemsemeyin. Ama, beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim
sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak
siz verdikçe de alamadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz
de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan
çekinmeyin. Yolda saptığımı görünce beni sınırlayın.
Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi
söyleyeyim. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı
şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor,
hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum
anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık,
açıklayıcı olsun.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan
etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar
yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize
saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve
sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle
söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha
iyi iz bırakır. ‘ Ben senin yaşında iken…’ diye başlayan
nasihatleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı
büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni korkutup sindirerek,
suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.
Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.
Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden
önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama
katlanabilirim.
Beni yeteneklerimin üstünde işlere
zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.
Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün.
Bana güvendiğinizi belli edin. Beni başkalarıyla
karıştırmayın, kıyaslamayın; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk
beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana
süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce
ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda
kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlılığınızı
yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni
aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın.
Unutmayın ki bende sizi yabancıların yanında güç duruma
düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi açıklamaktan
çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz;
tersine, beni size daha çok yaklaştırır.
Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi
görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye
çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de
düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında
benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum.
Yukarıda sıraladığım istekler çok geldiyse bir çoğundan
vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan
inancım sarsılmasın.
Benden ‘örnek çocuk’ olmamı beklemezseniz,
bende sizden kusursuz anne baba olmanızı beklemem. Sevecen
ve anlayışlı olmanız bana yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde
değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin
çocuğu olmak istemezdim.
Sevgilerle çocuğunuz…
OKUL
KORKUSU (FOBİSİ)
Okul, çocuğun hayatındaki önemli bir
başlangıçtır. Çocuğun ev
dışındaki dünyaya ilk adımıdır. Bu yeni başlangıcı hem
çoklar hem de aileler büyük hevesle karşılarlar. Çünkü okul,
çocuk için farklı olan bir çok etkinliği gerçekleştirdiği,
bir çok konuda merakını giderdiği yerdir. Aynı zamanda yeni
arkadaşlar edinme, farklı şeyler öğrenmek, farklı çevreye
girmektir. Anne- baba için ise çocuklarının büyüyor olması
nedeni ile guru verici bir olaydır.
Fakat madalyonun
bir de diğer yüzü vardır.
O ana kadar ailesini, özellikle oyundan her
kafasını kaldırdığında karşısında bulduğu annesini (veya
çocuğa bakan kişiyi) göremeyecektir. Bununla birlikte daha
önce deneyimlemediği bir çevreye anne babası olmaksızın
giriyor olmak, çocukta ciddi bir kaygı ve panik halini de
ortaya çıkartabilmektedir.
Okul korkusu (fobisi):
Kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi
reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul
korkusu olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik
bir biçimde bedensel yakınmalarıyla dile getirmeye çalışan,
bu nedenle kendilerini evde tutma yolunda anne- babalarını
ikna etmeye çalışan çocuklardır.
Okul korkusu olan çocukların, okula gidiş
saatlerine yakın zamanlarda gözlenen daha sonra
kendiliğinden yok olan mide bulantıları, baş-karın
ağrıları, mide krampları, titreme, hırçınlık,
huysuzluk, ağlama nöbetleri, uykusuzluk, uykuya dalmada
problem bu çocukların tipik davranışlarıdır.
OKUL KORKUSUNUN NEDENLERİ?
-
Asıl
korkulan şey okul değil, evden, anneden ayrılmaktır.
-
Aile
bireylerinin birbirine aşırı bağlı ve çoğu zaman bağımlı
olması.
-
Anne ve
babanın çocuğun kendilerine bağlı ya da bağımlı
kalmasını istemesi.
-
Anne
babanın kendilerine ve çocuklarına bir şey olacağı
konusunda yoğun kaygı duyması.
-
Çocuğun
anne ya da babasının yokluğunda kendisine ya da anne-
babasına bir şey olacağından korkması.
-
Boşanma, anne veya babanın başka biriyle evlenmesi,
maddi sorunlardan kaynaklanan stresli bir ev yaşamı.
-
Çocuğun
yeni bir kardeşinin doğması, taşınma, hastalık, yakın
birinin ölümü gibi stres faktörünün olması, okul
korkusunun aileye bağlı olan nedenleridir.
-
Duyarsız, sürekli emir veren bir öğretmen ya da başka
okul personeli.
-
Uygun
olmayan bir sınıf içi yerleştirme.
-
Teneffüs, sesli okuma, sınıf önünde ders anlatma, beden
eğitimi gibi etkinliklerden korkup, gerçekleştirmede
güçlük çekmesine rağmen, bunları yapması için
zorlanması.
-
Okulda
ya da okul yolunda fiziksel olarak tehdit edici bir
yerin ya da birilerinin olması.
-
Okulda
hırpalanmasına, reddedilmesine veya kavga etmesine yol
açacak bir sosyal beceri eksikliği, okul korkusunun
okula bağlı nedenleridir.
OKUL
KORKUSUNUN BELİRTİLERİ
-
İsteksizlik, alınganlık ve sinirlilikte artış varsa,
-
İştahsızlık ve uykuda huzursuzluk varsa,
-
Okula
karşı ilgisiz ve tepkisiz davranıyorsa,
-
Okulda
ve evde nedensiz yere ağlamaya, kavga etmeye ve dikkat
çekmeye başladıysa,
-
Evde
kalmak ve ev ödevlerini kaçırmak arasında seçim
yapamayıp aşırı kaygılı olduysa,
-
Sık sık
hasta olmadığı halde baş veya karın ağrısı bahane ederek
şikayet ediyorsa,
-
Okula
giderken ağlama, hastalanma ya da okula gitmeyi istemem
davranışları geliştiriyor ve evde kalmasına izin
verilince bu şikayetler birdenbire kayboluyorsa,
-
Okula
gitmediği için suçluluk duymuyorsa,
-
Okula
devam ettiği zamanlarda iyi bir öğrenci olabiliyorsa
okul
korkusundan söz edilebilir.
ÇOCUKTA OKUL FOBİSİNİ ÖNLEMEK İÇİN
YAPMAMIZ GEREKENLER
-
Öncelikle okul öncesi dönemde çocuklarımızın bizi taklit
ederek bir şeyler öğrendiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.
Çocuklarımızın olduğu ortamlarda herhangi bir nesne veya
olayla ilgili korkularımızı dile getirmemeliyiz. Çünkü
korku taklit yoluyla öğrenilen
bir durumdur.
-
Aşırı
koruyucu- baskıcı tutumlarda bulunmamalıyız. Ev içi
etkinliklerde onlara yapabilecekleri ölçüsünde küçük
sorumluluklar vermeliyiz. (çiçekleri sulamak, hayvan
beslemek, masadan kendi yemek tabağını kaldırması vb.
gibi)
-
Ailede
hastalık, sosyo-ekonomik kriz, kardeş doğuşu, göç, okul
veya öğretmen değişikliği gibi durumlara çocukları
önceden hazırlamalıyız.
-
Okulla
ilgili önceden bir ön deneyim oluşturmalıyız. Eğer imkan
varsa gideceği eşdeğer okullardan birine götürmeliyiz.
-
Çocukluk döneminde çocuğun öz bakım ile ilgili
becerileri kazanmalarını sağlamalıyız. Yani çorabını biz
giydirmeyeceğiz onun giymesine yardımcı olacağız. Kendi
başına bir şeyler başarıyor olmak, çocukta güven
duygusunu destekleyecek bir süreçtir.
-
Okul
çağına kadar çocuğumuzun tuvalet eğitimini tamamlamasını
sağlamalıyız.
-
Kendi
akranları ile etkileşim sürecine girebileceği ortamlar
oluşturmalıyız. (parka götürmek, arkadaşları ile
oynamasına izin vermek gibi.)
-
Okulla
ilgili çocuk öyküleri okuyarak heveslendirme, öykü
canlandırma çalışmaları yapabiliriz.
OKUL FOBİSİNİ ÇÖZMEK İÇİN YAPMAMIZ
GEREKENLER
-
Okula
gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınmalıyız.
Onu asla gitmesi konusunda aşırı derecede
zorlamamalıyız. Sabırlı davranıp ikna etmeye
çalışmalıyız. Yinede her gün okula götürmeliyiz.
-
Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeni ile
cezalandırmayınız, küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın.
Çocuğun bunaltısı ile oluşan belirtileri şımarıklık,
ilgi çekme arzusu olarak ya da sizi kızdırmak için
yapılan davranışlar gibi yanlış yorumlamayın.
-
Kendinizi çocuğunuzun yerine koyunuz ve duyduğu kaygı ve
endişeyi anlamaya çalışınız.
-
Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içerisinde olunuz.
-
‘Korkuyorum’
derse ‘ ne var bundan korkacak’ diye karşılık
vermek yerine ‘demek korkuyorsun’ diyerek
sarılmalıyız. İşte o zaman hem korkusunu anlattığını hem
de onu yenmek için şansını arttığını göreceğiz.
-
Ona bu
durumun bir çok çocukta görüldüğünü,
bunun geçici bir durum olduğunu
anlatmalıyız.
-
Çocuğumuza okula gitmenin avantajlarını
vurgulamalıyız. Okulda yeni arkadaşlar
edinebileceğini, arkadaşları ile çok keyifli vakit
geçirebileceğini, eğlenirken yeni şeyler
öğrenebileceğini anlatmalıyız.
-
Kendi
çocukluğumuzda okula ilk başlangıçta yaşadığınız
kaygıları ve pozitif, olumlu deneyimlerinizi
paylaşabilirsiniz.
-
Okul
konusunda resimli bir öykü okuyabilirsiniz. Öyküdeki
kahramanın okul deneyimlerini öğrenmek onu
yüreklendirecektir.
-
Eğer
mümkünse ilk günlerde okula gidiş ve okuldan
dönüşlerde biz anne veya baba olarak eşlik etmeliyiz.
Daha sonraki sürede birlikte belirlediğiniz saatlerde
onu okulda ziyaret edebilirsiniz.
-
Çocuklarınızı başkalarının çocukları ile
kıyaslamayınız. ‘bak Ahmet ağlıyor mu?’ ya da ‘ bak
Ayşe ne kadar uslu duruyor. Sende uslu dur.’ demek
çocuklarda değersizlik, aşağılanmışlık, kendisini
yetersiz hissetme gibi duyguların yer etmesine neden
olur. ‘ben değersizim, annem babam onu daha çok
beğeniyor.’ gibi his ağır basmaya başlar.
-
Çocuğun
korkularını beden diliyle ifade ettiğini unutmayın.
Fizik sağlığı ile ilgili temel kontrolleri yaparak ona
güven vermeliyiz. Sağlığı yerinde ise okula
götürmeliyiz. Sınıfa girmese dahi her gün düzenli olarak
okula götürmeliyiz.
-
Çocuğunuzu sizin olmadığı ayrı, güvenli ortamlarda vakit
geçirmeye teşvik etmelisiniz.
-
Okula
gönderirken vedalaşmaları çabuk
ve kısa süreli tutarak, ayrılıkların doğal olduğu
hissettirilmelidir.
-
Çocuğunuz böyle bir korkusu varsa, bu durumdan
çocuğunuzun öğretmenini bilgilendiriniz. Öğretmen
ile yardımlaşma ve işbirliği içerisinde olunuz.
-
Eğer
ailenin tüm çabaları sonuçsuz kalmışsa, çocuk için aynı
korku devam ediyorsa ve isteksiz ise bir psikiyatri
servisinden, çocuk psikologundan veya uzman psikolojik
danışmana başvurabilir ve yardım alabilirsiniz.
OKULA
YENİ BAŞLAYAN ÇOCUĞUMUZA DÜZENLİ DERS ALIŞKANLIĞINI NASIL
KAZANDIRABİLİRİZ?
-
Öncelikle çocuğumuzla birlikte o gün hangi ders ve
konuların çalışılacağını gözden geçirmeliyiz. Böylece
onların heveslenmelerini ve kendilerini planlamalarını
sağlamış oluruz.
-
Çocuğumuzdan ödevlerine ne zaman başlayacağına karar
vermesini isteyelim ve zamanında başladığında onu
ödüllendirelim.
-
Çocuğumuzun ödevleri yapmaya başlarken en kolay ya da
en çok zevk aldığı ders ile başlamasını önerelim.
Böylece yoğun bir sürece zevkli bir başlangıç yapmış
oluruz.
-
Uzun
ödevleri kısa parçalara ayıralım.
-
Çocuğumuzla birlikte bir ders çalışma programı
hazırlayalım. Bunu yaparken günlük aktiviteleri ve
çalışılacak derslerin uzunluklarını göz önüne alalım.
Günü gününe çalışma alışkanlığını yerleştirebilmek için
mutlaka o gün işlenen konuları tekrar etmesini
sağlayalım ve bunun önemini belirtelim.
-
Çalışma
ortamı, çocuğumuzun fiziksel olarak rahat edebileceği
bir yer olmalıdır.
-
Çocuğumuz ders çalışırken onun dikkatini dağıtacak
etkenleri gözden geçirmeliyiz. Televizyon, telefon,
bilgisayar, odasındaki eşyalar, posterler gibi.
-
Çalışma
ortamında gerekli eğitim araçlarının bulunması işini
kolaylaştıracaktır. İhtiyacı olacak olan araçların (ders
kitapları, defterleri, sözlük, atlas vb.) elinin altında
olması zamanı etkili kullanmada faydalı olacaktır.
-
Çocuğumuzun çantasını hazırlaması, ödevlerini
yerleştirmesi için ilk başlarda ona yardımcı olabiliriz.
Ancak ona birkaç kez yardımcı olduktan sonra kendi
kendine yapması için fırsat vermeliyiz.
-
Çocuğumuzu her zaman destekleyici bir tutum içerisinde
olalım. Okuldan geldiğinde onu kucaklayıp öpelim, bu
davranışımız ona ödevler öncesinde moral ve destek
olacaktır.
-
Çocuğumuzun tüm derslerde aynı başarıyı göstermesi
mümkün olmayabilir. Her çocuk ilgi ve yetenekleri
açısından farlılıklar gösterebilir, farklı alanlara
ilgisinin olacağını unutmayalım.
-
Ödevlerini ona sürekli hatırlatmak, bu ödevlerin bir yük
gibi görülmesine neden olabilir.
Bunun
yerine onunla konuşarak ödevlerini vaktinde yapmasının
yararlarını anlatalım. Ödevinin ilk maddesini yaparken
onun yanında olmak, ona yol göstermek ama ödevin
tamamını birlikte yapmamak çok önemlidir.
-
Özellikle ilköğretimin ilk sınıflarındaki çocukların
dikkat süreleri kısadır. Buna göre ders çalışma süreleri
belirlenmelidir. Unutmayınız ki
çalışmanın uzunluğu değil verimliliği önemlidir.
ÇOCUĞUN BAŞARISINDA AİLEYE
ÖNERİLER
-
Aile
üyeleri arasındaki bozuk ilişkilerin, çocuğun okul
başarısını olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
-
Çocuğun
başarısızlıkları karşısında kırıcı değil, anlayışlı
olmaya çalışınız. Öncelikle
kardeşleri ve arkadaşları ile kıyaslama yapmayınız.
-
Elde
ettiği hatalı sonuçtan eleştirmeyiniz. Yavaş
yavaş ve onu incitmeden daha iyi sonuç almasına yardımcı
olunuz.
-
Çocuğunuzun üzerine onu sıkacak, bıktıracak derecede
düşmeyiniz.
-
Çocuğunuzdan yetenekleri üzerinde işler yapmasını
beklemeyin, yetenekleri üzerinde başarılar beklemeyiniz.
-
Çocuğunuzun kendi başına yapmak istediği çalışmaları
işleri destekleyiniz. Çocuğa başlangıçta başarma ve
ulaşma olasılığı kuvvetli olan işleri veriniz, amaçlar
gösteriniz.
-
Çocuğunuzun yanında aile sorunlarınızı tartışmayınız.
-
Rüşvet
vermek hatadır. İyi ve sorumlu olmayı, onun için bir
fiyat ve pazarlık haline getirmeyiniz.
-
Kendisinden ne beklediğinizi çocuğunuza anlatınız.
‘Doğru olan budur, yanlış olan şudur’ şeklinde
açıklamalar bir çok yanlış davranışı önler.
-
Anne-
baba ve evdeki büyüklerin eğitim görüşleri farklıdır. Bu
durum çocukta huzursuzluk ve huysuzluk yapar. Bu nedenle
aile eğitim görüşünü ortak
noktada birleştirmeli, bu noktada tutmalı ve kararlı
olmalıdır.
-
Çocuğun
iyi arkadaşlık ilişkileri kurmasında yardımcı olunuz.
-
Çocuğun
öğretmeni ile sık sık görüşünüz. Anne- baba ve öğretmen
birbirlerini destekledikleri sürece çocuk evin, okulun
gereklerine, kurallarına saygı gösterir.
OKULA
BAŞLAYAN ÇOCUĞA NASIL YARDIMCI OLUNABİLİR?
Okula başlangıç çocuğun yaşamında bir dönüm
noktasıdır. Okula başlayan çocuğa, anne-baba önce ‘okul’a
ve ‘öğretmen’e saygı duyarak, çocuğun öğrenme
faaliyetini önemseyerek ve eğer vererek katkıda
bulunmalıdır.
Ünlü Türk
düşünürü İmam’ı Gazali okula yeni başlayan çocuğun anne
babalarına şunu önerir:
‘Okuldan döndükten sonra, çocuğun
güzelce oynamasına ve okul yorgunluğunu gidermesine izin
verilmelidir. Çocuğun oyundan alıkonması ve devamlı öğretim
yükü altında ezilmesi; onun kalbini öldürür, zekasını
köreltir ve hayatı başına zindan eder. Hatta onu, dersten
başını kurtaracak çare aramaya yöneltir.’ Anne-baba
çocuğa öğrenmesi konusunda baskı yerine destekle yardımcı
olmalıdır. Bu amaçla okula başlayan, çocuğun hala oyun
çocuğu olduğu akıldan çıkartılmamalı OYUN’a ve
ÇALIŞMA’ya ayrı zaman ayırarak ‘programlı yaşama’ çocuk
özendirilmelidir. ‘çok çalışmak’ yerine ‘verimli çalışmak’
ilkesi temel alınmalı, bunun için zamanı iyi kullanması,
çocuğa öğretilmelidir.
ANNE BABALAR , KENDİNİZİ YOKLAYIN!
-
Her
çocuğun kendine özgü bir kişiliği olduğunu, çocuğunuzun
hangi alanlarda başarılı yahut başarısız olduğunu
biliyor musunuz?
-
Çocuğunuz için koyduğunuz kurallarda tutarlı olduğunuzu
düşünüyor musunuz? Bu kurallarda eşinizle uyum
içerisinde misiniz?
-
Çocuk
eğitimi hususunda kaç kitap okudunuz? Bu konuda
kendinizi yeterli görüyor musunuz?
-
Çocuğunuza kültürel, milli ve dini gereklilikleri, örnek
olarak aktarabildiğinizi düşünüyor musunuz?
-
Çocuklarınıza verdiğiniz sözleri tutabiliyor musunuz?
-
Çocuklarınızın taklit ederek özellikle de anne babasını
model alarak davranışlarını geliştirdiğini biliyor
musunuz?
-
Çocuğun
her yaşını kendine has özellikleri olabileceğini
ergenlikte fiziksel, ruhsal, duygusal, zihinsel olarak
hızlı bir değişime gireceğini biliyor musunuz?
-
Çocuklarınızı sevdiğinizi, onlara değer verdiğinizi ve
onlara güvendiğinizi hangi sıklıkta söylüyor ve bu
duygularınızı davranışlarınızla gösterebiliyor musunuz?
-
Çocuklarınız ile ilgili herhangi bir konuda onlarında
fikrini alıyor musunuz?
-
Çocuklarınızı eleştirirken kendi özeleştirinizi de
yapabiliyor musunuz?
-
Çocuklarınızı cezalandırdığınızda ya da hatalı bir
davranışını gördüğünüzde ceza vermeden ve suçlamadan
önce onu dinliyor musunuz?
-
Çocuklarınızın görüştüğü arkadaşlarını hatta onların
ailelerini tanıyor ve onlarla görüşüyor musunuz?
-
Çocuklarınızın hakkında bilgi almak için öğretmenleri
ile görüşmek için okula gidiyor, normal dışı bir
davranış durumunda sınıf öğretmeni ve psikolojik
danışmanı ile görüşüyor musunuz?
-
Çocuklarınızın boş zamanlarını geçirmek için gittikleri
yerleri ve kimlerle gittiklerini biliyor musunuz?
-
Çocuklarınıza zaman ayırıp günü nasıl geçirdiklerini,
duyguları ve sizinle konuşmak istediği konular hakkında
onları dinliyor musunuz?
‘EN
İYİ NASİHAT ÖRNEK OLMAKTIR.’
Büşra VURAL
Rehber Öğretmen/Psikolojik
Danışman
|