GİRİŞ :
Resim, çocukların en sevdiği etkinliklerden birisidir. Bu yüzden çocuklar bu etkinlikleri büyük bir zevkle yaparlar. Kendi iç dünyalarını spontan ve direnç göstermeden yansıtırlar ve bu etkinlikleri, oyun olarak algılarlar. Resim tekniğinin kullanılmasındaki amaç; bu özelliklerden yararlanarak, çocuğun iç dünyasını tanımaktır. Bilişsel, sosyal yapının resme nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Resimler, çocukların duygusal ve bilişsel gelişimlerinin bir göstergesidir. Çocuklar bize dünyalarını açarken, diğer çocuklar ve yetişkinlerle olan sorunları,sorunlara yönelik çözüm yolları ve onların tutumları hakkında ipuçları verir. Bu ipuçları; kağıdı kullanışında, insan figürünün çiziminde ve bazı figürlerle kendisini göstermektedir.(YAVUZER ,1992)
Çeşitli nedenlerden dolayı ( boşanma, terk etme, istismar, ihmal, sosyo-ekonomik yoksunluk vs.) binlerce çocuk aile yanında büyüyememektedir ve bu durum çocukların bilişsel- sosyal ve ruhsal gelişimini etkilemektedir. Bu etkiler,( saldırganlık, yetersizlik duyguları,vs.) çocuğun çizimlerine ve oluşturdukları figürlere doğrudan yansımaktadır. Resim etkinliği kendisini ifade etmekte zorlanan çekingen, pasif çocuklar içinde kolay bir iletişim aracıdır. Çünkü çocuk resim yaparken, direnç oluşturacak bir uyarıcıyla karşılaşmaz. Bu yüzden resimler çocuğun iç dünyasını doğrudan ve açık bir şekilde gösterir.
Davranış bozukluğu olan çocukların resimlerindeki insan figürlerinin çok abartılı ve ya eksik, birbiriyle ilişkisi olmayan kopuk beden parçaları ve bilişsel gelişimine göre geri kalmış çizimler yaptıkları gözlenmiştir.
Çocuk çizimleriyle ilgili çalışmalar 1900-1915 yıllarında yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaları başlatan ana düşünce” Simgeyi Çözmek” olmuştur. Bu resimlerin analizinde “Bir Adam Figürü Çiz Tekniği” kullanılmıştır. Bu dönemdeki araştırmalardan elde edilen iki bulgu vardır:1)Çocuk gelişimlerinin sistemli ve aşamalı bir sıra izlediği,2)Düşük yetenekli çocukların ilkel çizimler yaptıklarıdır.(Yavuzer, 1992 )
Harris; insan çizimlerinin zihinsel ve kavramsal bir olgunluğunun göstergesi olduğunu söyler. Harris bu olgunluk derecesini, benzerlikleri ve ya farklılıkları açısından sınıflandırabilme ve belli bir nesneyi ait olduğu sınıfa yerleştirebilme ve ya genelleyebilme olarak tanımlar.(Ayvalı,1997) Luquet ( 1913-1927, Türk Psikologlar Derneği Bülten Yayınları, 1981), çocuk resimlerini gelişim aşamalarına göre gruplandırmış ve çocukların gerçekçilik niyetine göre yazdıklarını belirtmiştir. Goodenough 1926’ da resim ile zeka ölçümü arsındaki ilişkiyi konu alan bir kitap yayımlamıştır ( Gale Encyclopedia of Childhood and Adolescence, 1988 ). Machover (1949 ) ve Koppitz( 1968-1984) çocukların yaptıkları çizimleri duygusal açıdan ele almış ve çocuklara ilişkin bazı ruhsal davranışların belirtilmesinde kullanılabileceğini göstermiştir. Koppitz’in geliştirdiği yöntem problemli çocukların duygusal sıkıntıları ve çıkmazlarını ortaya koymakta yararlanılmaktadır.
Çocuk resimleri bize diğer çocuklar ve yetişkinlerle olan sorunlarını, iletişimlerini, sorunlara yönelik çözümlerini, tutumlarını ve algılayışlarının ipuçlarını verir. Bu ipuçları kağıdı kullanışı, insan figürü çizimi (Harrison, 1952) gibi birçok noktalardır.
Çocuk, resimleri oyun olarak algılar. Bu yüzden resimleri genellikle spontan olur. Ancak tek başına çocuğun çizdiği resim yeterli değildir. Çocuk resimleri , onların algılarını ve tutumlarını doğrudan yansıtamaz. Bu yüzden çocuk resimleri , değerlendirilirken bazı bilgiler ve bulguların göz önünde bulundurulması gerekir:
1)Figür seçiminde rol oynayan etkenler,
2)Bireyin yaşı,
3)Bireyin aile ve çevre durumu,
4)Bireyin bilişsel durumu,
5)Bireysel raporlar,
6)Gözlem,
7)Yansıtma teknikleri de kullanılmalıdır.( Yavuzer, 1992 )
Çocuklar çizimi bir oyun türü olarak görürler. Yalnız olduklarında oyuncaklarına ve eşyalarına gösterdikleri ilgiyi çizimlere de yansıtırlar. Schiller,( 1875):”Oyunun fazla olan bedensel enerjinin dışa atılmasıdır.” demiştir. Piaget ise; çizimi, sembolik oyun ve zihinsel imgelerle açıklamaktadır. Piaget: “Bu yüzdendir ki resimdeki her çizim zihinsel imgelerin ortaya çıkışı ve değerlendirilmesidir. “der. Literatüre göre;Resim yapmanın saf bir oyun ve etkinlik olduğu ortaya çıkmıştır. Her resim bir deneyim ,bu deneyimleri tekrar yaşayabilme ve bunlardan bir anlam çıkarmadır.( Piaget, Chilhood Development,1981 )
Freud: “ Çocuğun resim çalışması bilinçaltında yatan istek ve korkulardan büyük ölçüde etkilenir. “ der. Bu arzuların anlatımı sembolik ve ya gizli olabilir. Sözlü ifade de direnç gösterebilir. Psikanalitik kuram resmin tehlikeli olabilecek ve bastırılmış olarak tanımlayabileceğimiz duyguların zararsızca dışarı dökülebileceği bir güvenlik supabı görevini yaptığı düşüncesindedir.( Yavuzer, 1992)
Kellog çocuğun resimden aldığı zevki motor ve görsel olarak ikiye ayırmıştır. 1.’si Motor zevk; çocuğun karalama yaparken aldığı zevk, 2.’si Görsel zevk; çizim ve ya karalamanın sonucunu incelerken aldığı zevktir.
Kellog, çocuğun sanatsal gelişimini 3 temel dönem içinde incelemiştir: anlamsız, basit karalamalar dönemi, belirgin şekiller dönemi, anlamlı şekiller dönemidir. (Yavuzer, 1992) Sembolik Yaklaşımlar
Resim en basit tanımıyla dış bir yüzey üzerindeki işaretler topululuğudur. Çocuk bazı çizimlerinde objenin kendisi değil, sembolik ve daha çok da o nesneyi tanımlandırır. Resim, nesnelerin simgelenmesinden çok başka düşüncelerin ve duyguların açıklanış şeklidir. Resim yalnızca yapısal tipi, karakteri değil geçmişteki ya da şimdiki yaşanmış öğeleri içeren tam bir kişiliğin yansımasıdır. Bir resmin analizi, mekanın kullanılış biçiminde çizilen her objede görünür. İçeriğinden başka bir anlam araştırmak, kişiliğin derinliklerini anlatan sembolleri ortaya çıkarmak demektir.( 1992, H. Yavuzer )
Çocuklar büyüdükçe resimleri daha ayrıntılı, orantılı ve gerçekçi olur. Her evrede çocukların yaptıkları resimlerini betimleyen bazı çarpıcı noktalar vardır. Bu çarpıcı noktalara göre bu dönmeler ayrılmıştır.
Karalama dönemi; Çocuğun ilk devinimsel olarak oluşturduğu amaçsız ve anlamsız işaretler ve çizgilerdir.( tezin sahibi olan adamı yaz. ) Bu çizgiler ve karalamaları çocuk bilinçli ve bilerek çizer.1-4 yaşları arasındaki süreçtir. Karalama dönemini 3 aşamada inceleyebiliriz. Düzensiz Karalama ( yaklaşık 1-2, yaşlarındaki çizimlerdir. Gelişi güzel çizimler dönemidir.), Karalamanın Bilindiği( 2,5-3, yaşlarındaki çizimlerdir. Çizim daha da giderek anlamlı bir şekle bürünür.) ,Sembolik Karalama( 3 yaşlarında artık yaptıkları karalamalara bir anlam vermeye başlarlar. Yaptığı çizim hakkında bilgi varabilirler. İşte bu babam, bu da kardeşim gibi.).
Şema öncesi dönem; 4- 7 yaşlarını kapsayan bir süreçtir. Çocuk çizimlerinin eksik tam yerleşmemiş şekillerinin ortaya çıkması demektir. 4- 5 yaşlarındaki çocuklarda büyük dairesel çizgiler dikkat çekerken, 6 yaşına doğru resimlerdeki oranlar daha realite bir şekle bürünür. Resimdeki çizimler bir merkez etrafında oluşmaya başlar.( tez sahibi...) 5- 7 yaş arasında saydam dediğimiz şeffaf ( çocuğun bildiği ama göremediği figürler) çizimler ortaya çıkmaktadır.( Ayvalı,1997) 6-7 yaşlarında semboller streotip çizimlerden oluşmaktadır. (Ayvalı,1997)
Şematik dönem; Bir sadeleştirme- basitleştirme dönemidir. Yani; nesnelerin ana hatlarının basitçe gösterimi ve nesnelerin sahip olduğu şekillerle sembolleşmesidir. Resimlerde yer çizgisi mevcuttur. (Ayvalı,1997)
Gerçekçilik dönemi; Gruplar halinde çizilen ayrıntı taşıyan, gerçek oranları ve temsil ettikleri renkleriyle çizilen resimler dönemidir. Ufuk çizgisine göre nesneleri yerleştirme ve perspektif içeren resimlerdir. Ayrıntılı ve diğer çizimlere nazaran spontanlığını yitiren, görerek taklit ederek çizimi içine alan bir dönemdir. (Ayvalı,1997)
Çocuk resminin projektif önemi üzerinde duran bazı uzmanlar, çizgileri yorumlamaya çalışmışlardır.
Resmin bırakacağı ilk izlenim kadar resmin kağıt üzerinde sunuluşunun da önemi büyüktür. Örneğin, bir adam resminde ellerin kalçaya konması ağza bir sigara yerleştirilmesi ayakların geniş olması saldırganlık duygularının bir ifadesi olarak kabul edilebilir.
Resmin genel etkisini saptamak üzere resme bakan kişi kendi kendine şu soruları sorabilir: Resmi yapan mutlu mudur, üzüntülü mü? Arkadaş canlısı mıdır, değil midir? Başkalarıyla kolay ilişki içinde midir, değil midir? Sakin midir, duygularını kontrol edebilir mi, yoksa başkaları mı onun duygularını kontrol etmektedir? Etkin ve enerjik midir, yoksa tembel midir? Güçlü müdür, zayıf mıdır?
Marvin Klepsch ve Laura Logie (1982) Children Draw and Tell (Çocuklar Çizer ve Anlatırlar) adlı yapıtlarında, çocuk resmindeki çizgilere 3 açıdan psikolojik yorum getirmişlerdir: 1 . Büyüklük 2. Abartmalı Çizgiler 3. Eksik Bırakılan Çizgiler.
1 . Büyüklük: Çok büyük ve çok küçük çizilmiş resimler psikolojik değerlendirme açısından anlamlı olabilir.
• Büyük resimler: Sayfanın tümünü kaplayan büyük resimler çoğu kez iç kontrolü zayıf olan saldırgan çocuklar tarafından çizilmektedir. Aşırı faal (hiperaktif) çocuklar da sayfanın tümünü kontrolsüz şekilde kullanırlar. Ender olarak çekingen, ürkek çocuklar zayıf benlik kavramları nedeniyle geniş figürlere yer vermektedirler. Bunlar daha güçlü olabilme arzularını bu yolla dile getirmeye çalışırlar.
• Küçük çizgiler: Birkaç santimetre büyüklüğündeki resimler çoğunlukla korkak, çekingen, içedönük çocukların ürünüdür. Küçük boyut, onların güvensizliklerinin simgesi olmaktadır. Bu çocuklar kendilerini güvensiz, yetersiz ve küçük görmektedirler. Ender olarak saldırgan çocuklar da yine zayıf benlik kavramları nedeniyle küçük figürlere yer vermektedirler
2. Abartmalı çizgiler: Abartmalı resimde ya beden parçaları çok büyük çizilmekte, beden üzerinde aşırı ayrıntıya girilmekte, çeşitli beden kısımları kalın çizgilerle belirtilmekte ya da tam tersine küçük çizilmekte ve ayrıntıya yer verilmemektedir. Abartılı olarak çizilen beden parçası, niteliğine göre, çocuğun iç dünyası hakkında değişik bilgiler vermektedir.
- Baş: Resimdeki çok büyük ya da çok küçük kafa, zihinsel bakımdan kendisini yetersiz gören çocuklar tarafından çizilmektedir. Büyük kafa resimleri genellikle yetenekli ve daha başarılı olmak için arzu duyan çocuklarca çizilmektedir.
- Ağız: Ağzın önemi, temel iletişim aracı olmasından kaynaklanmaktadır. Konuşma ve dil sorunu olan çocuklar, kalın çizgilerle büyük ağız resmi yapma yoluna giderler. Çoğunlukla anne ve babalarına bağımlı çocukların resimlerinde ağız alanına saplandıkları dikkati çeker.
- Gözler: Gözbebeği olmadan çizilen boş ve anlamsız gözler, görmeye bağlı öğrenme sorunu olan çocuklarca çizilmektedir.
- Ayaklar: Büyük ayakların çizilmesi kendine güven duyma arzusunun bir simgesidir.
- Burun: Astımlı çocuklar çoğunlukla bu solunum güçlüğünden kaynaklanan sorunları nedeniyle burun çizgilerini vurgulayarak ya da çok büyük biçimde çizerler.
- Kulaklar: Çok büyük kulaklar, işitme zorluğu olan çotuklar tarafından çizilebilir. Yine başkalarının kendileri hakkında konuştuklarını düşünen bazı kuşkucu çocuklar kulak figürlerini vurgulayarak abartmalı bir biçimde çizerler.
- Dişler: Dişler saldırganlığı ifade ederler. İri çizilmiş dişler aşırı saldırganlığın simgesi olabilir.
- Cinsel organlar: Cinsel organların çizilmesi saldırganlığın belirtisi olarak düşünülebilir. Ancak yapılan araştırma bulguları, resimlerinde cinsel organlara yer veren çocukların çoğunun anne ve babalarının, evde çıplak dolaştıklarını ortaya koymuştur.
Koppitz, resimlerinde cinsel organlara sıklıkla yer veren çocukların ya problemli çocuklar ya da cinsel organlarıyla ilgili olarak aşırı bir bedensel endişeye sahip ve dürtülerini kontrolde zayıf olan çocuklar olduklarını söyler.
3. Eksik Bırakılan Çizgiler: Çocuklar yaptıkları resimlerde yakından ilgilendikleri ya da endişe duydukları beden kısımlarını eksik bırakabilirler.
Çocuk çizimlerinde özellikle insan resimlerinin, çocuğun zihinsel olgunluk derecesini dışa vurduğu görüşü yaygındır. Bu nedenle çocuğun gelişimsel ve zihinsel olgunluğunu ölçmek için de insan figürü çizimlerinde yararlanılabilir. En çok ilk okul öğretmenleri, çocuk psikologları, toplum sağlığı hemşireleri ve pediatristlerce bilinen bu kullanım, ilk kez çocukla ilgili çalışmaların yoğunlaştığı 1900-1915 yılları arasında dikkati çekmiştir. Bu dönemde yapılan araştırmalardan iki önemli sonuç elde edilmişti. Bunlardan ilki: Çocuk çizimlerindeki gelişimin sabit bir sıra izlediği ; diğeri ise; Düşük yetenekli çocukların genellikle ilkel çizimler yaptıkları idi. Sistemli olarak çocukların çizimlerini ölçüm yöntemi ile değerlendiren ilk test 1926 yılında Goodenough tarafından yayımlanmıştır. Horris 1963'te bu testi gözden geçirerek geliştirmiş standartlaştırmıştır. Test Goodenough-Horris, "Bir Adam Resmi Çiz"adı ile tanınmıştır.
Araştırmacılar bu testi kullanarak, çocukların yaşları büyüdükçe çizimlerindeki ayrıntıların da çoğaldığını saptamışlardır. Bacaklar, kollar, kafa ve gövde de giderek daha orantılı olarak çizilmektedir. Bu testle Stonford-Binet ve Wechsler Zekâ Ölçeği arasında çok olumlu bağıntılar saptanmıştır.
Puanlama sistemi ile zekâ ölçümünü, 1948 yılında “Ev-Ağaç-İnsan” resim testi için geliştiren Buck olmuştur. Aynı sistemi 5-11 yaş çocuklarının İnsan Figürü Çizimleri'ne uygulayan Dunleavy, Hanson ve Szasz (1981), Koppitz'in puanlama sisteminin özellikle okula hazır olmayan yuva çocuklarının tanınması açısından oldukça yararlı olduğunu saptamışlardır. Frankenburg ve Dodd'un (1975) 0-5 yaş çocuklarındaki gelişim bozukluklarını saptamak amacıyla geliştirdikleri “Denver Gelişim Tarama Testi” nin bir bölümünde de adam çizimleri yer almaktadır. Okula hazırlığı ölçmek için kullanılan testlerden biri de Gesell’in “Tamamlanmamış Adam Testi” dir.
Pek çok araştırma, konu seçiminde cinsiyet farklılıklarının da etkili olduğunu kanıtlamıştır. “Bir adam çiz” testi ile yapılmış çalışmalarda, çocukların genelde kendi cinsindeki figürleri tercih ettikleri ortaya konmuştur (Mochover, 1949; Koppitz, 1968; Papadakis, 1989). Kendi cinsiyetinden figürlerin çizimi çocuğun kendi cinsel kimliğini kazanmış olması ile açıklanır. Levyve Levy, gençler tarafından çizilmiş 2000 kadar hayvan resmini bitirdikten sonra erkeklerin daha çok yılan, balık ve at; kızların ise kedi, tavşan ve köpek çizdikleri sonucuna ulaşmışlardır.
Yaşa paralel olarak insan figürü çizimindeki gelişim, daha önce ayrıntılarıyla incelendi ve çocuğun insan figürünü resmetmesinin onun fizyolojik ve zihinsel durumuyla, yaşadığı çevreye büyük ölçüde bağlı olduğu vurgulandı.
Ev, çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir.
Ev figürü çocuk resimlerinde çok erken dönemlerde belirir. Çocuk dünyasında, evin önemli bir yeri vardır. Ev, güvenliğin, aile içtenliğinin, yaşam garantisinin yansımasıdır. Evlerin çok sayıda ve çeşitli olmasına karşın çocuk için tek bir ev vardır: Kendi evi.
Ev çocuk için düzen ve sığınmanın simgesidir. Onun duygusal dünyasında ve bilinçaltı yaşamında yer alır. Çok iyi biliriz ki ilkokula başladığında çocuk "eve gitmek istiyorum" derken, ev figürü onun duygusal dünyasını yansıtır.
Ev figürleri ailevi duruma bağlı olduğu kadar kişisel deneyim dinamizmine de bağlıdır. Ev figürünün oluşumunda da deneme yanılma esastır. Burada çocuğun dikkatini mimari ayrıntılara çekmek gereksizdir. Yoksa özgün ve kişisel bir ev figürü elde edemeyiz.
Ev, kapı, pencere, çatı, bahçe ve yolları ile resmedilmiş içinde yaşanılan yerdir. Bundan sonra çocuk evde yaşayanları figüre etmeye başlar.
Ev içindeki yaşam, çocuk resimlerinde önemli yer tutar. Burada uzmanların üzerinde durduğu saydamlık konusu gündeme gelir.
Ev resmi çizerken çocuğun karşısında iki seçenek vardır: Ya içerisini göstermeyen duvarlar çizer. Bu durumda ev figüründe hiçbir yaşam ifadesi olmaz. Ya da duvarları ortadan kaldırır, kişileri içine alan bir çerçeve oluşturup yaşamı dile getirir.
Bu teknik tüm çocuklarda görülür. Çocuklar yaşamı resimle yansıtırken bizden daha ileri gitme amacı güderler. Evi dış görünüşü ile resmederken, içinde süren yaşamı da dile getirmek isterler.
Kuşkusuz, çocuğun oluşturduğu tüm imajlar büyük ölçüde çocuğun duygusal yaşamına bağlıdır. Ayrıntıların çizimi çocukta duygusal yoğunlaşma oluşturur.
Sürekli yasaklar, çocuktaki kendiliğinden girişimleri felce uğratır, başarısızlığa götürür. Koşma; bağırma; şarkı söyleme; gürültü yapma gibi ikazlarla çocuk hep engellenir. Bu tip ailelerde çocuk ebeveynine başvurmaz.
Çocuk kendisine aşırı yardım eden aile içinde de sağlıklı gelişemez. Tek başına hiçbir şey yapamaz, toplumla iç içe değildir: Caddeye çıkarılır, okul otobüsüne bindirilir, akşam otobüsten alınıp eve getirilir. Bu türlü davranışlar çocuğun yaşamını olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Öğretim, çocuğu komplekslerinden kurtaran, yaratıcı girişim, çalışma zevki, icat isteği ve özgürlük duygusu veren bir pedagoji ile yapılmalıdır.
Çocuk uygarlığımızın bir parçası olan yüksek binaları da resmeder. Çevresinde gördüğü art arda bloklar ona uçsuz bucaksızmış gibi görünür.
Çocuk bu tür resimlerde pencere gibi bazı detayları yineler.
Yüksek binalardaki yaşam çocuktaki özlem ve gerginliğin yansıması şeklinde ortaya çıkabilir. Binanın büyüklüğünün verdiği ezilme ve baskı duygusu ile ailenin oturduğu yerin küçüklüğü buna neden olabilir.
Çocuklarda sık sık rastlanan çizimlerden birisi de ağaçtır. İlk ağaç figürü kolsuz adama benzer. Ancak başta insan figüründen farklı şekiller ilave edilir. Çiçekler ve ağaçlar doğada var olan ölçülerinden farklı olarak çizilirler. Çocuk için ağacın ölçüsü, çizimi içinde var olan diğer şekilleri tamamlamak kaygısından gelmektedir.
Duygusal gelişeme ait davranış kriterleri :
Dürtüsellik : Vücut kısımlarının birleşmesinde kopukluk, kol- bacaklarda aşırı asimetrik gösterim, transparan gösterim, büyük figür, boynun olmayışı.
Güvensizlik- yetersizlik duyguları : Eğik figürler, küçük kafa, ellerin olmayışı, canavar ya da komik gösterim, kolların olmayışı, bacakların olmayışı, ayakların olmayışı.
Kaygı : Yüzün gölgelenmesi, vücut-kol ve bacakların gölgelenmesi, boynun ve ellerin gölgelenmesi, bitişik bacaklar, gözlerin olmayışı, bulutlar-yağmur-uçan kuşlar.
Bulutlar, yağmur, uçan kuşlar
Utangaçlık ve çekingenlik : Küçük figür, kısa kollar, vücuda yapışık kollar, burnun olmayışı, ağzın olmayışı.
Kızgınlık ve saldırganlık : Çapraz gözler, dişler, uzun kollar, büyük eller, çıplak figür-genital organlar.
Psikomotor gelişime ait davranış kriterleri :
Kafa, gözler, gözbebekleri, kaşlar, burun, burun delikleri, ağız, çift dudak, kulaklar, saç, boyun, vücut, kollar, çift çizgi ile gösterilen kollar, aşağıya doğru gösterilen kollar, omuzlara doğru gösterilen kollar, dirsekler, eller, parmaklar, doğru sayıda parmaklar, bacaklar, çift çizgi ile gösterilen bacaklar, dizler, ayaklar, çift çizgi ile gösterilen ayaklar, profil gösterim, elbise(özellik-hiçbiri, özellik, daha fazla), vücut oranları yerinde.
Okul Fobisi : Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir. Öğrenci okul resmi çizmek istemez. Ev ve evde mutlu çocuk resimleri çizerler. Resimler saydamdır.
Güvensizliği Yansıtan Resimler : Kağıdın tamamı kullanılmaz, boşluklar fazladır, çizimler yarımdır. Küçük figürler çizme ve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler.
İnsan figürlerinde el ve ayakların çizilmemiş olması : güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü, iletişim eksikliğini, paylaşım azlığını, kendinden başka insanlarla birlikte olmamayı, bencilliği ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindeki çizgiler daha çok silik ve kesik kesiktir.
DEHB. Çocukların Resimleri : Taşkın ve çok renkli resim çizerler. Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercih ederler ve resimleri hep yarım kalır. Tamamladıkları resimlerinde ise figürler çok büyük olur.
Cinsel Kimlik Karmaşası : Anne ve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, ev resimlerinde yatak odası çizimi, etek giyen-çocuk emziren baba, ava giden- sakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir.
Ev çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir.
Evin saydam olarak çizilmesi : yaşamın canlılığını,
İçini göstermeyen duvarların çizilmiş olması : karamsarlığı, yaşam ifadesindeki güçlükleri, kendini anlatmakta karşılaşılan zorlukları,
Evlerde bacalardan yükselen kalın dumanlar : aile içinde yaşanılan kavgaları, çatışmaları ve sürtüşmeleri,
Yüksek bina, gökdelenler : çocuktaki özlemin, komplekslerin ve gerginliğin yansıması. Ezilme ve başkaldırı vardır.
Evlerden çıkan yollar : rehberliğe, yol gösterilmesine duyulan ihtiyaç.
Resimlerde, insan resminin azlığı ya da yokluğu : sosyal ilişkilerde kopukluğu ; insan figürlerinin çokluğu ise : sosyal ilişkilerdeki gelişmişlik düzeyini gösterir.
Çizilen kuş resimleri : özgürlüğe duyulan ihtiyaç ve hasrettir.
Çizilen ağaçlarda meyve olması : verimli olma isteği; yeşil yapraklı ağaçlar : canlılığı; solmuş yapraklı ağaçlar-yaprak dökümü : ölüm isteğini; ağaç köklerinin olmaması : içgüdüye önem vermesi ve bağımlılık duygularını yansıtır.
Resimlerde çok bulut veya koyu renkli bulutların olması : çözülmeyen problemleri ifade eder.
ÇOCUK RESİMLERİNİN YORUMLANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Tek resimden yola çıkarak yapılan yapacağımız bir değerlendirme bize hatalı sonuç verebilir. Çocuğun diğer resimlerine de dikkat etmeli ve toplu bir değerlendirme yapılmalıdır. Resim değerlendirmesine başlamadan önce... çocuğun genel tutum ve davranışlarını, içinde yaşadığı psikolojik-sosyal-kültürel ve ekonomik durumu, arkadaş ve kardeşleriyle ilişkilerini, okul ve aile içi ilişkileri, çocuğun yaşını- cinsiyetini, ailede kaçıncı çocuk olduğunu, varsa uyum ve davranış sorunu türünü, ailenin genel özelliklerini, okul başarısını, çocuk hakkındaki genel izlenim ve görünümü ve diğer önemli özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Resim aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Resim çizmede öğretmen faktörü de önemlidir. Çocuk resim çizmeyi kendi kendisine, ailesinden, öğretmenlerinden ve arkadaşlarından öğrenebilir.
Konu seçimi yapmadan ‘hadi bize bir resim çiz’ dediğimizde, çocuk ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda içinde yaşadığı psikolojik duruma ve hayal gücünün de etkisiyle resim çizebilir. Serbest konu verdiğimizde çocuğun çizmiş olduğu resimdeki tema da çok önemlidir.
Resim çizmek projektif bir tekniktir. UNUTMAYALIM Kİ, yorumlar, yorumlayana göre değişiklik gösterebilir.
KAYNAKÇA
www. google. com. ‘ resimleriyle çocuk’ ‘resim tekniği ve psikoloji’
Resimleriyle Çocuk, YAVUZER, Haluk; Remzi Kitapevi, (5. Baskı), İstanbul, 1995