|
SINAV
KAYGISI
Kaygı
Nedir?
Kaygı:
kişi fiziksel ya da duygusal baskı altındayken ortaya çıkan
bir tepkidir. Kaygı, üzüntü, sıkıntı, korku, başarısızlık
duygusu, acizlik, sonucu bilememe ve yargılanma gibi bir ya
da birçok heyecanı içerebilir. Aşırı korku ve kaygı anında
beyin adrenalin ve noradrenalin denilen maddeleri salgılar.
Bu iki madde de düşünmenin bloke olmasına yol açar. Beyinde
öğrenmek için gerekli olan protein zincirlerinin kurulması
engellenir. Sınav kaygısı nedeniyle bildiklerini unutan
öğrencilerin durumu bundan ibarettir. Korku ve kaygı aynı
kavramlar değildir, aralarında farklılıklar vardır. Korku da
fiziksel varlığımızı tehdit eden unsurlar vardır. Kaygı da
ise fiziksel varlığımıza yönelik bir tehlike yoktur.
Kaygının kaynağı belirsizdir. Kaygıyı tamamen olumsuz
düşüncelerimiz sonucu üretiriz. Ben yılandan korkarım
örneğinde olduğu gibi korkunun kaynağı bellidir. Korku
kaygıdan daha şiddetli olur. Korku daha kısa sürelidir,
kaygı ise uzun süre devam eder.
Korku ve
kaygı arasındaki benzerliklere dayanılarak psikologlar korku
sırasında ortaya çıkan fizyolojik oluşumların kaygı anında
da gözlenebileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle
psikologlar kalp atışı, kan basıncı, kanın kimyasal
yapıları, galvanik deri tepkisi, nefes alış, nefes veriş
oranı gibi değişik fizyolojik belirtileri kaygı ölçmede
kullanılır.
Sınav kaygısı; öğrencinin sınav anında
potansiyelini tam olarak ortaya koyamaması durumudur.
Öğrenciler sınav anında olumsuz iç konuşmalarla kendilerini
etkiler ve düşünülen bu olumsuz konuların doğruluğuna inanır
bunun sonucu da çalışmasının karşılığını alamamaktadır.
Genel
olarak insanlar kaygıyı; gelecek ile ilgili karamsarlık,
başarısızlık, endişe umutsuzluk, karışıklık duygularıyla
dile getirirler.
Herhangi bir duygunun oluşmasında (kaygı dahil) üç ana boyut
vardır.
1.
Dış çevremizde oluşan olaylar: örneğin
birinden hediye aldığımızda mutlu oluruz, yakınlarımızı
kaybettiğimizde üzülürüz, karanlıkta karşımıza biri çıkarsa
korkarız, sınavlar sırasında heyecanlanırız.
2.
Fizyolojik tepkilerimiz: örneğin, kalp
atışında artış, midemizin bulanması, başımızın ağrıması.
3.
İç konuşmalar: dış olaylarla ilgili olarak
geliştirmiş olduğumuz inançlarımız, olaylara yüklediğimiz
anlamlardır. Kısaca kafamızın içinde yaptığımız monologlar
ya da iç konuşmalardır.
Sınav heyecanı da kendiliğinden ortaya çıkan, bizim elimizde
olmayan bir şey değildir. Düşünceyi biz başlatır ve biz
bitiririz.
Sınava başlamadan kısa bir süre önce hissedilen duygu hali
genellikle heyecandır. Beyin bir süre sonra karşılaşacağı
soruları yanıtlayabilmek ve gerekli olan beyin
fonksiyonlarını yerine getirebilmek için hazırlık
aşamasındadır. Önemli olan bu doğal sürecin kaygıya ve
paniğe dönüştürülmemesi, algılama, hatırlama, anlama,
yorumlama gibi bilişsel etkinliklerin olumsuz yönde
etkilenmemesidir.
Eğitim ortamlarında gözlenen kaygının birçok nedeni vardır.
Kötü çalışma alışkanlıkları, yüksek beklenti düzeyi,
mükemmeliyetçi yaklaşım, görev ve sorumlulukları erteleme,
başarısız olma ve değerlendirilme korkusu. Ancak bu
nedenlerin önemli bir bölümü, öğrencinin başarısızlık
endişesi ile ilişkilidir.
Sınav
Kaygısının Nedenleri
Öğretmenden Kaynaklanan Nedenler
Başarısızlık endişesinin bir nedeni de öğretmenin kişiliği
ve eğitim anlayışından kaynaklanmaktadır. Örneğin, öğretmen
mesleğin gerektirdiği yeterliliklerden yoksunsa, sınıfa
egemen olamamak, model oluşturamamak gibi kaygılar
geliştirebilir. Bu tür kaygıların bilinçdışı baskıları
nedeniyle öğretmen, öğrencilerine karşı öfke ve kızgınlık
duyabilir. Öğrencilerle baş edememe endişesinden
kaynaklanan bu tür davranış bozuklukları genellikle yoğun
suçluluk ve güvensizlik endişeleri ile birlikte yaşanır.
Böylece kendini sürekli haklı göstermek için öğrencilerini
suçlamayı alışkanlık haline getirir, buda öğrencide kaygı
yaratır.
Kaygının bir başka göstergesi de yüksek başarı
beklentisidir. Öğretmen sınıf düzeyinin üzerinde hedefler
belirlerse, öğrencinin güdülenmesini güçleştirir. Böyle bir
durumda hedeflere ulaşmak için zorlanan öğrencilerin
motivasyonları bozulabilir.
Öğretmenin öğrenciye yönelik olan tutumu da kaygıya neden
olabilir. Örneğin, otokritik yönetim anlayışına sahip olan
bir öğretmenin şiddet (dayak, tehdit vb) ve yarışma gibi
uygulamalarla öğrencilerini incitmesi sınıfta yoğun bir
kaygının yaşanmasına yol açar.
Öğretmenin ses tonu, beden dili, konuşma biçimi gibi birçok
davranışı öğrenciler tarafından kaygı nedeni olarak
algılanabilir. Bu nedenle öğretmen; her koşulda sevecen,
hoşgörülü ve anlayışlı olmalıdır. Kaygının yok edilmesi
sınıfta demokratik bir eğitim ortamının sağlanmasını
gerektirir.
Bizim kültürümüzde aile içi beklenti düzeyi, olması
gerekenden daha yüksektir. Anne ve babaların başarıya
yönelik duygusal beklentileri çocukları üzerinde baskı
oluşturacak kadar yoğundur. Çocuktan beklenen başarının
ailenin şerefi olması da bir başka önemli noktadır. Aile içi
beklentilerin bir özelliği de kıyaslamalı örneklere açık
olmasıdır. Tanınan birisinin, çocuğun bir arkadaşının,
başarılı bir kardeşin model seçilmesi önemli bir baskı
oluşturur.
Aileden
Kaynaklanan Nedenler
Aile içerisinde çocuktan hiçbir şey beklenmemesi çocuğun
motivasyonunu düşürür. Ailenin çocuktan beklentisi ne çok
yüksek ne de çok düşük olmalıdır Bu ikisi arasında dengeyi
kurabilmemiz için aile içi beklentilerin her sonuca açık
olması, çocuğun ilgi ve yeteneklerinin bilinmesi,
kıyaslamadan uzak olması gerekir.
Ailenin okul içi beklentileri; çocuğumu iyi okula
gönderiyorum, artık her sorun orada çözülmelidir diye
düşünmek yanlış olur. Okul içi beklentilerin çözüm noktası
öğrencinin ilgisini, kapasitesini doğru ölçebilmek, ne
yapabileceğini doğru kestirerek onu yönlendirmek olmalıdır
Ailenin sergileyeceği sınava yönelik tavır ve davranışlar,
ailenin sınavla ilgili tanımları gencin kaygı düzeyini
olumlu ya da olumsuz etkileyecektir.
Ailelerin çocuklarını motive etmek, hırslandırmak amacıyla
kullandığı yöntemler kimi zaman sınav kaygısının kaynağını
oluşturabilir. Örneğin, sen bu gidişle zor kazanırsın, bu
çalışmayla hiçbir yere giremezsin, aman bizi utandırma, bak
biz elimizden gelen her türlü özveriyi gösteriyoruz şimdi
sıra sende vb ifadeler bireyi teşvik etmek yerine kaygıya
neden olur
Arkadaştan Kaynaklanan Nedenler
Kaygı bazen arkadaş grupları nedeniyle de ortaya çıkabilir.
Arkadaşlarının dalga geçeceği endişesi, onların arasında
küçük düşme kaygıya sebep olabilir.
Kendinden bekleme: İnsanlar kendileri dışında
herkesten birçok şey beklerler ama ne yazık ki kendilerinden
bir şey beklemezler ya da yanlış beklentiler içerisine
girerler. Oysa doğru beklenti, kişinim her şeyi kendisinden,
kendi gücünden, kendi çalışmasından beklemesidir.
Kendisinden ne bekleyebileceğini bilen, kendisini motive
edebilen, kendi kapasitesini artırabilen, kendini
gerçekleştiren kişiler başarıyı da yakalamaya yakın
olanlardır.
Kaygı
Bulaşıcı Bir Duygudur
Sınava hazırlık sürecinde gençleri ve aileleri kaygılandıran
birçok faktör vardır. Bunlardan birisi de belirsizliklerdir.
Bu belirsizlikler;
·
Konuların nasıl yetiştirileceği,
·
Eksiklerin nasıl tamamlanacağı,
·
Nelere öncelik verileceği,
·
Hâlihazırda yapılan çalışmaların yeterli olup
olmayacağı,
·
Deneme sınavlarında gösterilen performansın
gerçek sınava nasıl yansıyacağı vb.
Bir
diğer etkende genç ve ailesinin sınava ilişkin ürettikleri
olumsuz düşüncelerdir. Bunlar;
·
Sınavdan önce sınavın sonucuna yönelik
olumsuz tahmin yürütmeler
·
Karşılaşılan herhangi bir güçlükten sonra
sınavın başarılı geçmeyeceğine yönelik atıfta bulunmalardır.
·
Sınavın genç ve ailesi tarafından bir kişilik
ölçümü olarak görülmesi
·
Başkaları ile kıyaslama
·
Sınavda başarılı olamazsa rezil oluruz vb
düşünceler
Kaygıya İlişkin İpuçları
·
Aşırı gerginlik ve huzursuzluk.
·
Tahammülsüzlük, aşırı duyarlılık.
·
Dikkati toplayamama.
·
Kendini suçlama.
·
Olumsuz olaylardan ve sonuçlardan kolay
etkilenme.
·
Uykusuzluk, fiziki yorgunluk ve psikosomatik
belirtiler.
Kaygılı Birey Sınavda Neler Yaşar?
·
Sınav sırasında bildiklerini unuttuğu
duygusuna kapılır.
·
Sınav sırasında yüksek kaygı nedeniyle
okuduğunu anlayamaz.
·
Bildiği soruları yanlış yapar ya da yanlış
şıkkı işaretler.
·
Dikkatini toplayıp sınava odaklanamaz.
·
Yeterli ve sistemli çalıştığı halde
sınavlarda başarı göstermez.
·
Sınava girmekten kaçınır.
·
Sık sık sınavı kazanamayacağı düşüncesine
kapılır.
·
Sınav öncesinde aşırı gerginlik ve sinirlilik
gösterir.
·
Sınavlardan önce aşırı uykusuzluk yaşar.
·
Sınavla ilgili olumsuz düşünceler üretir.
·
Zamanı iyi kullanamaz, işlem hatası yapar.
·
Çözemediği bir soruyla karşılaştığında
kendini yargılayarak, korkuya kapılır ve diğer soruları da
çözemeyeceğini düşünmeye başlar.
Kaygının Fizyolojisi
·
Soluk alıp vermemiz hızlanır
·
Terlemeye başlarız
·
Kelimeler boğazımızda düğümlenir
·
Midemiz bulanmaya başlar
·
Kaslarımız gerilmeye başlar
·
El ve ayaklarda üşüme, avuç içlerinde terleme
olur.
·
Nefes alıp vermede düzensizlik, kesik kesik
nefes alma, gerginlik kalp çarpıntısı.
·
Vücudun belirli bölümleri de ağrılar
·
İshal ya da kabızlık, sürekli tuvalete gitme
ihtiyacı
·
Sürekli bir yorgunluk ve tedirginlik
·
Boyun kaslarının gergin olması
Kaygı
Yaralı Olabilir mi?
Kaygının yararlı veya zararlı olduğunu anlayabilmek için iki
faktörü bilmemiz gerekir. Kaygının derecesi ve başarmayı
amaçladığımız görevin zorluk düzeyi. Örneğin; zor bir fizik
problemini anlayarak çözümleme gibi oldukça karmaşık
bilişsel işlemleri içeren bir görevi başarma durumunda,
kaygının zararlı olduğu gözlenmiştir. Basit bir işlemi
gerektiren durumlarda orta derecedeki kaygı göreve daha
erken başlamada ve daha erken bitirmede yararlı bulunmuştur.
Orta derecede akademik yeteneği olan öğrenciler ve düşük
kaygı düzeyindeki öğrenciler, yüksek kaygı düzeyindeki
öğrencilere nazaran daha başarılı olmuşlardır. Çok yüksek ve
çok düşük akademik yeteneğe sahip öğrencilerde yüksek ya da
düşük kaygılı olmak öğrenme açısından pek fark
oluşturmamıştır.
SINAV
KAYGISIYLA BAŞA ÇIKMA YOLLARI
Kaygı ve gerginlikle başa çıkma yollarını iki
temel grupta toplayabiliriz.
1.
Bilinçli başa çıkma yolları
2.
Bilinçsiz olarak uyguladığımız teknikler
Bilinçli
Başa Çıkma Yolları
Otohipnoz Tekniği
Holland ve Tarlow (1980) adlarındaki psikologlar oto hipnoz
tekniğinin kaygı ve gerginliğin azaltılmasında etkin bir
biçimde kullanılabileceğini savunmuşlardır. Ancak bu teknik
uzman tarafından uygulanmalıdır.
Dereceli
Gevşeme Tekniği
Kendinize
rahat bir ortam seçin. Sakin, hiç olmazsa 30 dk sizi
kimsenin rahatsız edemeyeceği bir odada bir halı ya da
minder üzerine uzanın.
·
Sağ yumruğunuzu sıkın, bir süre tutun ve
gevşetin. El kaslarınızı eliniz sıkık iken ve daha sonra
gevşeyince nasıl hissettiğinize dikkat edin.
·
Şimdi aynı yumruğunuzu yavaş yavaş sıkın ve
bir süre sonra yavaş yavaş gevşetin. Yine dikkatinizi
kaslarınızdan ayırmayın, yumruk sıkılırken ve gevşerken
nasıl bir değişiklik olduğunu gözleyin.
·
Şimdi sol yumruğunuzu sıkın, bir süre tutun
ve gevşetin.
·
Sol yumruğunuzu yavaş yavaş sıkın ve bir süre
öyle tuttuktan sonra yavaş yavaş gevşetin.
·
Sanki bir ağırlık kaldırıyormuş gibi her iki
kolunuzu da bileklerden bükerek pazılarınızı gerin, kademeli
olarak bu gerginliği iyice artırın ve sonra tamamıyla gevşek
bırakın.
·
Bir önceki basamağı yavaş yavaş tekrar edin.
·
Kolunuzu aşağıya indirin, ellerinizin
arkasını bacaklarınızın ürerine koyun ve kollarınızı geriye
doğru gittikçe artan bir kuvvetle itin. Daha sonra tümden
gevşetin ve kolunuzun arka kısmında yer alan kaslarınızın
farkına varın.
·
Şimdi kollarınızı bedeninizin yan tarafına
bırakın ve bütünüyle gevşetin ve gerginliğin kolunuzdan akıp
dışarı çıktığını hayal edin.
·
Kaşlarınızı yukarı doğru kaldırarak alnınızı
kırıştırın ve gerin. Bir süre öyle gergin tuttuktan sonra
gevşetin ve serbest bırakın.
·
Göz kapaklarınızı sıkı sıkıya kapatın; bir
süre iyice sıkın. Daha sonra, gözünüzü açmadan göz
kapaklarınızı gevşetin. Göz kapaklarınızın ve gözünüzün
çevresindeki kasların gergin ve gevşek olmaları arasındaki
derin farka dikkat edin.
·
Dişlerinizi sıkarak çene ve şakak kaslarınızı
iyice gerin. Bir süre sonra gevşeterek çeneniz gevşek bir
biçimde, ağzınız yarı açık kalacak bir biçimde bırakın.
·
Boyun kaslarınızın farkına varmak için
kafanızı arkaya doğru atın ve boynunuzun arasındaki kasları
iyice gerin, daha sonra kaslarınız gergin durumda iken
başınızı önce sağa sonra sola çevirin, daha sonrada öne
doğru eğin. Bir süre gergin tuttuktan sonra gevşetin.
·
Omuzlarınızı yukarı kaldırıp omuzla boyun
arasında kalan kasları gerin, bir süre gergin tutun ve daha
sonra bütünüyle gevşetin.
·
Omuzlarınızı, daha sonra kollarınızı,
ensenizi, boynunuzu, çenenizi, göz kapaklarınızı ve alnınızı
tamamıyla gevşetin. Yorgunlığun ve gerginliğin yukarıdan
aşağıya doğru omuzlarınızdan kollarınıza, oradan da parmak
ucunuzdan yere akıp döküldüğünü hayal edin. Gerginliğinizin
gittikçe hafiflemekte olduğuna dikkat ediniz.
·
Derin nefes alın ve göğsünüzden oluşan
gerginliğe dikkat edin. Nefesinizi tutun ve göğüs
kasarınızın gerginliğini gözleyin. Şimdi nefes vererek
tümden gevşeyin.
·
Şimdi yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde
nefes alıp vermeye başlayın. Her nefes verişte bedeninizin
gevşediğini düşünün. Nefes alıp vermeye devam edin ve
bedeninizin diğer kısımlarındaki yorgunluğun nefes alıp
verirken gittikçe kaybolup gittiğini gözleyin.
·
Şimdi karın kaslarınızı kasın ve bir süre
gergin tutun. Daha sonra gevşetin ve karın kaslarınızın
gevşek ve gergin oldukları zaman aralarındaki büyük farka
dikkat edin.
·
Omuriliğinizin iki yanındaki kasları gerin,
bedenin diğer yerleri gevşerken bu kasların gergin olmasına
dikkat edin. Bu kasları biraz gergin tuttuktan sonra
gevşetin ve aralarındaki farka dikkat edin.
·
Nefes alıp vermeye devam edin ve bedeninizin
üst ya da, alt kısmında gergin hangi kas varsa gevşetin.
Bedeninizde hiçbir gergin kas kalmayıncaya kadar gevşemeye
devam edin.
·
Şimdi kalça ve bacaklarınızın kaslarını iyice
gerin ve bir süre sonra gevşetin. Bu kaslarınızın, gergi
veya gevşek olmaları arasındaki büyük farka dikkat edin.
·
Topuklarınızı kaldırmadan ayakuçlarınızı
yukarı kaldırarak baldır kaslarınızdaki gerginliği
arttrtırın. Kaslarınız gergin iken ayak parmaklarınızı
oynatarak kas gerginliğinizin iyice farkına varın. Daha
sonra ayakucunuzu normal duruma getirip kaslarınızı
tamamıyla gevşeterek aradaki farkı gözleyin.
·
Topuklarınızı kaldırmadan ayakuçlarınızı
geriye doğru iterek diz altındaki baldır kemiklerinin ön
kısımlarındaki kasları gerginleştirin. Bu kasları bir süre
gergin tuttuktan sonra gevşetin ve arlarındaki farkı
gözleyin.
·
Şimdi bütün bedeni gözden geçirin ve
başınızdan başlayıp, ayakucuna kadar kaslarınızın tümünü
gevşetin. Baş, alın, göz kapakları, çene, boyun, ense,
omuzlar, kollar, göğüs, karın, kalça, bacak, baldır ve ayak
kasları tümden gevşek bir biçimde yatın. Düzgün nefes
vermeye devam edin. Kaslarınızdaki gerginliğin kollarınızdan
ve bacağınızdan akıp gittiğini gözleyin. Bu şekilde beş, on
dakika rahatça yatın.
İşten geldikten sonra, okuldan sonra her gün 15-20 dk.
uygulayabilirsiniz.
Kaynağı
Bulma Tekniği
·
Kaygınızın farkına varın ve kaygılı
olduğunuzu kabul edin.
·
İçinde bulunduğunuz durumdan bir süre
uzaklaşın ve durumunuzu gözden geçirin.
·
Kendinizi en rahat hissedeceğiniz ortamda
hayal edin.
·
Kaygının temelinde yatan nedenlerin sizin
benlik kavramınızı nasıl etkilediğini anlayın.
·
Kaygınızın ortadan kalkması için
uygulayacağınız kısa süreli ve uzun süreli çözüm yolları
saptayın.
·
Kısa süreli çözüm yollarını hemen uygulamaya
koy ve uzun süreli çözümler için gerekli adımları atmaya
hazırlanın.
·
Kaygı için harcadığınız enerji ve zamanın
hiçbir yararı olmadığını unutmayın.
·
Kaygınınızı abartmaktan sakının.
Düşünsel
Olarak Kaygıyla Başa Çıkma Yolları
·
Düşünce biçimimiz herkesçe kabul edilebilen
objektif gerçeklere dayanmalıdır. Olayları yorumlayış
tarzımız çevremizdekilerce kabul edilebilir olmalıdır.
·
Olayları değerlendirme tarzlarınız ve
yaklaşımınız sorun çözmeye yardımcı olmalı ve hedeflediğiniz
kısa ve uzun vadeli amaçlarınıza katkı sağlamalıdır.
·
Olayları yorumlayışınız sizi duygusal
gerginliğe sürüklememeli, rahat ve huzurlu hissetmenizi
sağlamalı.
·
Tek bir olaya dayalı genellemeler yapmadan
gerçekçi kanıtlar la sonuca varmaya çalışın.
·
Sizi kaygılandıranın sınavlar değil, sizin
sınava ve sonuçlarına yakıştırdığınız farklı anlamalar ve
sınav hakkında ürettiğiniz olumsuz düşünceler olduğunu
kabullenmenizdir.
·
.Sınavlarda uygulanan testler kişilik
testleri değil bilgi ve başarı testleridir. Dolayısıyla
sınavlar kişilinizin değerlendirilmesi değil bilgilerinizin
ölçülmesidir. Sınavı bir kişilik değerlendirmesi olarak
değil yetenek ve bilgilerinizi sınama imkânı olarak görün.
·
Geçmiş başarısızlığınıza üzülmek yerine
gelecekte başarılı olmanın yollarını arayın.
·
Önceki başarısızlıkların devam etmesi kural
değildir. Geçmiş başarısızlıklarınızın nedenini arayın,
gidermek için gerekli tedbirleri alın.
·
Yaşam izin için sürekli değişen ve gelişen
bir süreçtir. Bu süreçte başarı kadar başarısızlıklarda
olacaktır. Başarısızlıkların tüm yaşamınızı etkilemesine
izin vermeyin.
·
Sınavları bir ölüm kalım savaşı olarak
görmeyin.
·
İsteklerinizi ve tercihlerinizi mutlaka
yerine getirilmesi gereken yasa haline getirmeyin. Mutlaka
şu bölümü kazanmalıyım’ gibi düşüncelere kapılmayın.
·
Sürekli başarılı olma ve birilerini yenme
çabası içinde olmayın.
Bedeni
Kontrol Altına Alma( Doğru Nefes)
·
Öncelikle düzenli ve yeterli beslenmemiz
gerekir.
·
Spor yapmaya zaman ayırın. Bedensel
durumunuza göre fiziksel egzersizler yapın.
·
Bedeni kontrol altına almanın birinci yolu
doğru ve derin nefes almayı öğrenmektedir. Böylece pratik
bir rahatlama sağlanır.
·
Doğru ve derin nefes vücutta damarların
genişlemesini, bunun sonucu olarak da, kanın bedenin en uç
ve derin noktalarına ulaşmasını sağlar. Vücuttaki oksijen
oranının artması, yüksek kaygı nedeniyle ortaya çıkan
zararlı biyokimyasal maddeleri yok eder.Böylece birey
duygusal olarak kendini rahat, dengeli ve sağlıklı hisseder.
Doğru Nefes
·
Bu çalışmayı açık havada veya iyi
havalandırılan bir odada yapın.
·
Bol ve rahat giysiler tercih edin.
·
Solunum çalışmasına başlamadan önce bir iki
dakika gevşeyin. Gözlerinizi kapayın ve düşüncelerinizden
sıyrılmaya çalışın.
·
Nefes alırken ağır ve derin nefes
alınmalıdır.
·
Burundan alınmalı ve ağız kapalı olmalıdır.
·
Akciğerlerin tamamı kullanılmalıdır.
·
Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ
elinizin avuç içini midenize, sol elinizi göğsünüzün üzerine
koyun. Nefes aldığınızda sağ eliniz hareket ediyorsa doğru
nefes alıyorsunuz demektir.
·
Nefes almadan önce ciğerlerinizim tamamını
boşaltın.
·
Nefes alırken içinizden 1,2,3,4,5’e (beş sn.)
kadar sayarak ciğerlerinizin tamamını doldurun.(Bu arada sağ
elinizin aşağı doğru, sol elinizinde yukarı doğru kalktığını
hissedin) .Sonra 1,2 (iki sn) sayacak kadar durun. Ve
sonrada 1,2,3,4,5‘e (beş sn) kadar sayarak nefesinizi
burnunuzdan boşaltın. İki saniye durun ve gene nefes alma
gezersine devam edin. Günde 50 defa doğru nefes alma
egzersizi yapmak kaygıyı düşürür.
·
5-10 kez nefes aldıktan sonra 1,2 dk dinlenin
·
Soluk alırken içinize rahatlığın, huzurun,
mutluluğun, dolduğunu hayal edin ve bu durumunun kan gibi
vücudunuzun her köşesine ulaştığını hissedin.
·
Soluk verirken ise stresin ve onu oluşturan
etkenlerin soluğunuzla birlikte vücudunuzdan atıldığını
düşleyin.
Düzenli Fizik Egzersizi
Günde 10-20 dk düzenli fizik egzersizi yapmak
kaygıyı azaltır ve öğrenmede etkinliği artırır.
Sınav stresine yakalanmamak için
zamanınızı planlayın, amaçlı çalışın. Sorunun zorluk
derecesine bakarak moralinizi bozmayın, zor sorularda
takılıp kalmayın. Zamanınız kaldığında bırakmış olduğunuz
zor sorulara geri dönersiniz. Sınav esnasında yanınızda
bulunması gereken sınav malzemelerini, sınav öncesinde
evinizde iken mutlaka kontrol edin.
Bilinçsiz Başa Çıkma Yolları (Savunma Mekanizmaları)
Savunma mekanizması, farkında
olmadan, bilinçsiz olarak kaygıdan kurtulma çabasına verilen
isimdir. Gerçeği olduğundan daha farklı algılarız. Kaygıyı
azaltmada önemli bir yere sahiptir. Savunma mekanizmaları
herkes tarafından kullanılır ve normal bir davranış biçimi
olarak kabul edilir.
Örnek: Kopya çekip yakalanan öğrenci;
Herkes öğrenci iken kopya çeker.(Mantığa bürünme)
Sınav
Öncesinde Ailelere Öneriler
·
Sınavın yaklaşmakta olduğunu çocuklarınıza
hatırlatmayın.
·
Sınavdan bir önceki gün normal bir gündür.
Normal günlük yaşam nasılsa öyle yaşanmalıdır.
·
Rahatlar düşüncesiyle sık sık sana
güveniyoruz, sen yaparsın ya da kazanırsın, merak etme
türünde konuşmalar yapmamaya çalışın.
·
Çocuğunuzla sınav öncesinde kendisini nasıl
hissedip değerlendirdiğine yönelik konuşmalar yapın,
gerekiyorsa sadece dinleyin.
·
Çocuğunuza sınavın sonucu ne olursa olsun
sizinle olan diyaloğunuzun değişmeyeceğini anlatın.
·
Çocuğunuzla gündemi belli olan, özellikle onu
ve çalışmalarını konu alan konuşmalar yapabilirsiniz.
·
Çocuğunuza yönelik olarak yapacağınız şeyleri
sınav sonucuna endekslemeyin.
·
Sınav öncesinde öğrencinizi kaygılandıran,
telaşlandırıcı tavır ve davranışlardan kaçının.
·
Çalışmasını sağlarım düşüncesiyle tehditler,
suçlayıcı ve eleştirel bir gözle yaklaşıp değerlendirme
yapmayın.
·
Çocuğunuzun sizden beklediği tek şey kendisi
objektif bir şekilde değerlendirmeniz ve sonuç ne olursa
olsun onun yanında olduğunuzu hissettirmenizdir.
·
Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç
olduğunu unutmayın.
Derya Özkaya
Psikolojik Danışman
Kaynaklar
Mef
Dersaneleri - Mef’te Rehberlik
Kastamonu
Ram – Kastamonu
Cüceloğlu
D. İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, 4. basım Ekim 1993
Aydın A.
Sınıf Yönetimi, Alfa, 3. Baskı, Mart 2001
Eğitimbilim
Dergisi, Mayıs 2004
Sivas Ram-
Sivas
Gazi
Üniversitesi Ders Notları |